Muhterem Hocam, bize karşı kötülük yapan insanlara da hayırla mukabele etmemiz önemli midir?
Soru
Muhterem Hocam, bize karşı kötülük yapan insanlara da hayırla mukabele etmemiz önemli midir?
Cevap
Evet, sevgili kardeşlerim, Allah bizi mutlu olalım diye bizi yaratmıştır ve mutlu olmak hayır yapmaktan geçer.
Düşmanımız da bizim ona iyilik yapmamızın bir sebebidir, vasıtasıdır.
Allahû Tealâ, o iyiliği kime yaptığımız önemli değil, önemli olan Allahû Tealâ’nın emrettiği o hayrı işlemektir.
O düşmanımız olan insanı Allah’a davet ettiğimiz zaman, biz hayrı kazanıyoruz, mutlu oluyoruz. Allahû Tealâ bunun vesilesiyle bizi mutlu kılıyor.
Ama o bize ondan düşmanlık yapıyor; onunla Allah arasında.
Allahû Tealâ bizi yaptıklarımızdan sorumlu tutuyor ve Kur’ân-ı Kerim’de tam 4 tane âyet-i kerime kötülüğe karşı hayırla mukabeleyi Allah emrediyor.
KÖTÜLÜĞE KARŞI İYİLİKLE (HAYIRLA) MUKABELE 1. RA'D – 22 Onlar, sabırla Rab’lerinin Vechini dileyenler ve namazı ikame edenler, onları rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açıkça infâk edenlerdir. Ve seyyiati, hasenat ile (iyilikle) savan kimselerdir. İşte onlar için, bu dünyanın (güzel bir) akıbeti (sonucu) vardır. 2. MU'MİNÛN – 96 Seyyiati (kötülüğü), en güzel olanla yok et. Biz, (onların) vasıflandırdıklarını en iyi biliriz. 3. KASAS – 54 İşte onlardır ki; onlara sabırları sebebiyle ecirleri (sevapları) iki kat verilir. Ve onlar, seyyiati (kötülüğü) hasenat (iyilik) ile savarlar. Ve onlara verdiğimiz (manevî) rızıktan infâk ederler. 4. FUSSİLET – 34 Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.
Affetmeyi emrediyor, kötülüğe karşı hayırla mukabele etmeyi (4 tane âyet-i kerime) ve de kısası.
Ama insanla Allah arasındaki ilişkide, henüz nefs tezkiyesini yapmayanlar için kısas, nefs tezkiyesini yapanlar için af ve nefs tasfiyesini yapanlar için kötülüğe karşı hayırla mukabele etme; Allahû Tealâ’nın bir farz emri olarak Kur’ân’da yer almıştır.
Allah’ın kanunları var. Eğer iyilik ekerseniz oradan iyilik fışkırır. Eğer kötülük ekerseniz kötülük fışkırır. Marifet bize kötü davranan insanlara da en güzel davranışlarla cevap verebilmemizdir. Bu onlara kötü bir davranışla cevap vermemizden çok daha fazla tesir edebilecek bir unsurdur.
Başkası kötülük etmesine rağmen siz ona iyilik ederseniz, hem onun kötülüğü sebebiyle kaybettiğiniz dereceleri kazanırsınız hem de ona iyilik ettiğiniz için yapılan iyiliğin karşısında olan dereceleri kazanırsınız. Yani kötülüğe iyilikle mukabele edenler, Allah’ın güzelliklerini yaşayanlardır, iki kat kazananlardır. Bir kötülük yaptıkları için siz derecat kazanıyorsunuz; karşılık vermeyip de iyilik yaparsanız, bir kere daha derecat kazanıyorsunuz. Yani kısacası, iki katlı ekmek kadayıfı ve iki yönden derecat kazanıyorsunuz.
Allahû Tealâ’nın da bizden istediği bu: Bu şekilde kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek.
Ama iblis ne istiyor? İbliste kötülüğe karşı kötülükle mukabele etmemizi istiyor, iyiliğe karşı da kötülükle mukabele etmemizi istiyor. Çünkü ibliste iyiliği yapabilecek bir unsur yok. İblis bir cin taifesinden, fizik beden, nefs, serbest irade ve aklın sahibi.
İblis isyanı sebebiyle, kendileri hayra ulaşmayı dilemeyen, başkasının, yani Allah’a kul olmayı dilemeyen, başkasının dilemesine mani olan insanlar, Allah’tan böyle bir talep sahibi olmuş. “Bana müsaade et, göreceksin ki Sen, onların yoluna oturacağım; sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından gireceğim, hepsini saptıracağım.” Yani İblis, insanları Allah’ın yolundan saptırmakla meşgul. Öyle olunca her gün biraz daha kötülüğü artan bir dizayn içinde dibe gidiyor.
Ondan bir iyiliğin sadır olabilmesi mümkün mü? Hayır. Çünkü iyiliği oluşturabilecek bir yapı artık ibliste yok. Ve iblis öyle bir varlık ki kötülere karşı mutlaka kötülükle mukabele eden ama iyiliğe karşı da kötülükle mukabele eden çünkü onun iyiliğe karşı iyilik yapabilecek bir ruhu yok. Devamlı kötülük yapıyor.
İşte Allahû Tealâ da bunun tam tersi: İyiliğe karşı iyilik, ama kötülüğe karşı da iyilikle mukabele etmemiz. Ne zaman? Daimî zikre ulaştığımız zaman, Allah’ın izniyle. Öyleyse 4 tane âyet-i kerime bize bu hakikati bildiriyor. Önemli mi? Çok önemli. Onları da mutlu etmiş oluruz, Allah’ın izniyle ve tabiî üst seviyede en çok mutlu olan biz oluruz.