Muhterem Hocam, bizi Allah'a ulaştıran şey, yaptığımız sevaplar mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, bizi Allah'a ulaştıran şey, yaptığımız sevaplar mıdır?
Cevap
Tabiî ki hayır. Kur’ân-ı Kerim’e baktığımız zaman Allahû Tealâ’nın bizden istediği, Kendisine ulaştırmamızı istediği, Allah’ın bizdeki emaneti olan ruhtur. Hz. Ali’nin bir sözü: "İnsanoğlu secdelerle değil, aksine (tam tersi) doğruyu söylemek ve Allah’ın emanetine riâyet etmekle Allah katında değer sahibidir."
Gerçekten doğru söz Allah’ın sözüdür, Kur’ân-ı Kerim’dir. Emanet ise Allah’ın azasından bize üfürülen ruhtur. Eğer biz Allahû Tealâ’nın Kur’ân'da vazettiği, bize farz kıldığı 7 tane hedef emirden hareket edecek olursak ki, buna giden yolun giriş kapısı bir dilektir. Kalpten Allah’a ulaşmayı dilersek, dilediğimiz an Allahû Tealâ bu talebi kimin kalbinde görürse mutlak surette Rahîm esmasıyla tecelli eder. İşte Kur’ân-ı Kerim’in pozitif mânâda bize açıkladığı âyetlerde zikrettiği ve kurtuluş garantisi olarak bize empoze ettiği takva bir dilekle gerçekleşir.
Allahû Tealâ Rûm 31’de: “Allah’a yönel ve böylece takva sahibi ol." buyuruyor.
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Yetmez; kıyâmet gününde ister cennetlik ister cehennemlik olsun bütün insanlar, Meryem 71’e göre hepsi evvelâ cehenneme gideceklerdir. Ama Allahû Tealâ Meryem 72'de buyuruyor ki: "Sonra takva sahiplerini kurtaracağız." Meryem 71’de cennet ve cehennemliklerin hepsi evvelâ cehenneme giriyor, Meryem 72’de ise "Takva sahiplerini kurtaracağız."
19/MERYEM-71 Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ(makdıyyen). Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illâ (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür.
19/MERYEM-72 Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ(cisiyyen). Sonra takva sahiplerini kurtaracağız. Ve zalimleri, diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.
Öyleyse Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ’nın kurtuluş garantisi olarak bize zikrettiği takva sahibi olanlar ki, 1. safha takva bir dilektir. Allah’a yönelip Allah’a ulaşmayı dilemektir.
7 SAFHA TAKVA 1. RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın. 2. MAİDE-35: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz. 3. KAF-31: Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı. 4. HACC-37: Onun (kurbanların), etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat sizden O’na, takva (Allah’a teslim olma) ulaşır…… MAİDE-93: Âmenû olanlar ve salih amel yapanlar üzerine, takva …… Âmenû olun ve amilûssâlihat yapın sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun! Allah muhsinleri (ahsen olanları, 4. takvaya ulaşanları) sever. 5. A'RÂF-201: Muhakkak ki; takva sahibi kimseler şeytandan onlara gözü büyüyen bir vesvese dokunduğu zaman (Allah’ı) tezekkür ederler (Allah’la tezekkür ederler)…… 6. MAİDE-100: ……Ey Ülü’l Elbâb! Artık Allah’a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz. 7. ÂLİ İMRÂN-102: Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!
Kim bu dileğin sahibiyse Enfâl 29’a göre Allahû Tealâ onun üzerine Rahîm esmasıyla tecelli etmesi hasebiyle furkanlar veriyor ve o güne kadar işlediği günahların miktarı kadar ona sevap veriyor. Böylece sıfır günahın sahibi olan kişi, şartlar ne olursa olsun 1. kat cennet garantisinin sahibi oluyor.
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi). Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Ama ömrü boyunca ibadet yapmış, ameller işlemiş, 500 yıl ibadet yapmış fakat Kehf 105’e göre Allah’a ulaşma dileğini inkâr ettiği için, Allah’ın âyetlerini ve likâallahı inkâr ettiği için ameller boşa gidiyor.
18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen). İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.
İşte bu amelleri boşa giden insan bu dünya hayatını yaşarken kendi indinde çok cennetlik amel işlemiş. Namaz kılmış, oruç tutmuş, her türlü şeyi yapmış fakat Allahû Tealâ’nın Kur’ân-ı Kerim’e koyduğu hüküm Kitab'ın hükmü, likâallahı dilemediği için hepsi heba olup boşa gidiyor. Sadece likâallah inkâr etmek amelleri boşa götürür mü? Hayır. Bir başka şart da şirkte olan insanların da amelleri boşa gidiyor; Zumer 65.
39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne). Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.
Başka bir âyet-i kerimede yalanlayanların, likâallahı yalanlayanların da amelleri boşa gidiyor. İster Allah’a şirk koşsun, ister likâallah yalanlasın, ister likâallahı inkâr etsin, bunların hepsi ama hepsi o kişinin yaptığı amellerin heba olmasına sebebiyet veriyor. Bir insanın ameli heba olmuşsa ne yaparsa yapsın (taşıma suyla değirmen dönmesi), başkasının kendisine yaptığı zulümlerle kurtuluşa ulaşması mümkün değil. İşte onun için Allahû Tealâ Yûnus 7, 8'de: "Onlar Bize ulaşmayı dilemezler, onlar dünya hayatından razıdırlar, onunla tatmin olmuşlardır. Onların kazançları sebebiyle gideceği yer cehennem." buyuruyor.
10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne). Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne). İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Kim olursanız olun eğer sevap kazandıran bir olay vücuda getirmişseniz; namaz kılmışsanız, oruç tutmuşsanız, zikir yapmışsanız, birine bir iyilikte bulunduysanız hepsi derecat kazanmayı ifade eder ama bütün bu kazandığınız dereceler, ameller eğer siz likâallahı yalanlarsanız boşa gidiyor, inkâr ederseniz boşa gidiyor, Allah’a ortak koşarsanız yine boşa gidiyor. Bu sebeple Allahû Tealâ Vel Asr Suresinde "Bu insanların hepsi hüsrandadır." diyor.
103/ASR-1 Vel asri. Asra yemin olsun.
103/ASR-2 İnnel insâne le fî husr(husrin). Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.
103/ASR-3 İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabrı. Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.
Hüsranda kurtulanlar kimlerdir? Âmenû olanlar. Âmenû olan kişi kimdir? Hûd 29’a göre:
"O âmenû olanlar mutlaka Rablerine mülâki olacaklardır."
11/HÛD-29 Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne). Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.
İşte mülâki olmayı kalben dileyen, Allah’ın bu talebi kalbinde gördüğü kişiyi Allahû Tealâ mutlaka Kendisine ulaşacağının garantisini veriyor ve o kişi bu sebeple de hüsrandan kurtuluyor. Hüsranda olanlar günahları sevaplarından fazla olanlardır. Hüsranda olanlar Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. İşte yani likâallahı yalanlayanlar hüsrandadır. Likâallahı inkâr edenler hüsrandadır, ameli boşa gittiği için vs. O zaman kişi Allah’a ulaşmayı dilemedikçe günahları her zaman sevaplarından fazla olacaktır. O kişinin hüsranda kalmasına sebebiyet veren şey Allah’a ulaşmayı dilememektir. Kim Allah’a ulaşmayı dilemezse hüsrandadır, kim Allah’a ulaşmayı dilerse mutlaka Allahû Tealâ o kişiye Rahîm esması tecelli ettiği için furkanlar veriyor, günahlarını örtüyor ve günahları örtülen bir insan mutlaka Allah’ın cennetine gidecek olan bir insandır.
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in bir hadîsi var:
"Öyle insanlar var ki, cennetlik amel işlerler ama Kitab'ın hükmü devreye girer ve o noktadan itibaren cehennemlik amel işlemeye başlar ve cehenneme gider."
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Kütübü sitte, Kenzu’l-Ummal, h. No: 576. "Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer."
Ne zaman olur, Kitab'ın hükmü devreye giriyor? Kendisine tebliğ ulaşınca. Adam cennetlik amel işliyor, işliyor, işliyor ama günün birinde davet kendisine ulaşıyor ama davete muhatap olduğu zaman o kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyor. O zaman dilemediği zaman Allahû Tealâ hassalarına engeller koyuyor, o noktadan itibaren yaptığı ameller hep cehennemlik amel oluyor ve o kişinin cehenneme gitmesine sebebiyet veriyor. Ama öte yandan kişi cehennemlik amel işliyor vs. Fakat Kitab'ın hükmü devreye giriyor, tebliğ kendisine ulaşıyor, Allah’a ulaşmayı diliyor. Allahû Tealâ da bütün günahlarını örtüyor ve ömrü billah günah işlemesine rağmen davet kendisine ulaştığı zaman Allah’a ulaşmayı dilediği için Allahû Tealâ günahlarını örtüyor ve o günahlar örtülen bir insan mutlak surette Allah’ın cennetine gidiyor.
O sebeple Allah Resûl'ü: "Öyle insanlar var ki, cennetlik amel işlerler ama cehenneme gideceklerdir. Öyle insanlar var ki, cehennemlik amel işlerler ama cennete gideceklerdir." buyuruyor. Sebep, bu dileğin var olması veya olmamasıdır.