Muhterem Hocam, bizim için bir mürşidin rolü nedir? Mürşidlik manevî yolculuğumuzda bize nasıl rehberlik eder?
Soru
Muhterem Hocam, bizim için bir mürşidin rolü nedir? Mürşidlik manevî yolculuğumuzda bize nasıl rehberlik eder?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663
“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im.”
“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”
Ehl-i Beyt burada mürşidlik makamını ifade eden bir muhteva içeriyor ve Kur’ân-ı Kerim mürşidle okunan bir kitap. Bunu en güzel biçimiyle Yunus şöyle ifade ediyor:
Gel ey kardeş, Hakk’ı bulayım dersen,
Bir kâmil mürşide varmasan olmaz.
Resûl’ün cemalini göreyim dersen,
Bir kâmil mürşide varmasan olmaz.
Daha birinci safhayla alâkalı. Yani Allah’a ulaşmayı dilemek. O kişi dilememişse sabahtan akşama kadar insanlara “Allah’a ulaşmayı dileyin.” sözü bir başkasına pozitif istikamette tesir etmez. Çünkü kendisinin kalbi kapalı. Allah’a ulaşmayı dilemediği için kalbi kapalı ve kalbi kapalı olan bir insan sadece dilden söyler. Dilden söylenen de başkasının kulağından düşer. Ancak kalpten söylenen kalbe işler. İşte bir insanın kalpten Allah’a ulaşmayı dilemesi, mutlaka kalpten Allah’a ulaşmayı dileyen bir kişinin davetiyle, Allah’a ruhunu ulaştırmış olan kişinin davetiyle gerçekleşir. “Hakk’ı bulayım dersen, bir kâmil mürşide varmasan olmaz. Resûl’ün cemalini göreyim dersen, bir kâmil mürşide varmasan olmaz.” Yine Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’e (S.A.V):
Yolun uğramadıysa Hz. Muhammed’e,
Gitti kervan, kaldın dağlar başında.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’e (S.A.V) yolumuzun uğrayabilmesi için mutlak surette mürşid-i kâmile ihtiyaç vardır. Tâbiiyet… “Resûl’ün cemalini göreyim dersen, bir kâmil mürşide varmasan olmaz. Niceler gitti mürşid arayı, arayanlar buldu devayı.” Neyle arayacağız? Hacet namazıyla. Hacet namazı olmadan mürşide ulaşmak mümkün değildir. “Bin kez okursan aktan karayı, bir kâmil mürşide varmasan olmaz.” Yani dîni yaşamak üzere 1000 tane kitap okusan yine mürşidsiz bir sonuç alamazsın. “Kadılar, müftüler cümle geldiler. Kitaplarını bir yere koydular. Sen bu ilmi kimden aldın dediler.
Bir kâmil mürşide varmasan olmaz.” Mürşidle kadıların, müftülerin söyledikleri birbirinden farklı. Kadı, müftü ve diğerleri fıkıh açısından belki bir yerdedir ama mürşid, Kur’ân-ı Kerim’i Allah’tan öğrenen, yaşayan ve Allah’ın emriyle öğreten kişidir. “Gel kardeş, şimdi gidelim böyle. Nice âşıkların baharını dere. Cebrâil delil, Ahmed bile.” Allahû Tealâ’nın uğruna kâinatı yarattığı Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) mürşidi var mıydı? Evet, Cebrâil (A.S). Cebrâil (A.S) onun mürşididir.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’e (S.A.V):
“Benim mürebbim, benim mürşidim olmasaydı ben de Rabbime ârif olamazdım.” buyuruyor. Öyleyse mürşidsiz dini yaşamak mümkün değildir. “Yunus Emre bunda mânâ var dedi. Bir kâmil mürşide sen de var dedi.” Yunus Emre, nasıl Yunus Emre olmuştur? Mürşidi Taptuk Emre ile olmuştur. “Taptuk’un tapusunda kul olduk kapısında. Yunus miskin çiğdik, piştik elhamdülillah.” Öyleyse manevî kemalâtın olmazsa olmaz farzı mürşide tâbiiyettir. Mürşid, bu yaşamaktır ve bütün Allah dostları mürşidlere tâbî olmuşlardır.
Allah Resûlü (S.A.V)’den önce kabile hayatını yaşayan bedeviler cahiliye döneminde birbirleri arasında kan davaları olan, cahiliye hükümlerinin sürdüğü insanlardı. Ama 23 senelik kısa süre içerisinde mürşidlerin hası olan Allah Resûlü’nün (S.A.V) eğitimiyle ve ona tâbiiyetle asr-ı saadete ulaştılar. Öyleyse bir insanın kâmil mânâda değişebilmesi için mutlaka daha önce 7 safha 4 teslimi yaşayan, Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı bir mürşide yüzde yüz ihtiyaç vardır.
Geleneksel din tatbikatının içerisinde 7 hedefin 7’si de yoktur: Geleneksel din tatbikatının içerisinde, Allah’a ulaşmayı dilemek yok, mürşide tâbiiyet yok, ruhun teslimi yok, fizik vücut teslimi yok, nefsin teslimi yok, irşada ulaşmak yok, iradenin teslimi yok. Ama sahâbe, Kur’ân âyetleriyle sabittir ki bu 7 safhanın 7’sini yaşayarak asr-ı saadete ulaştı.
7 HEDEF EMİR
VAHDET
1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek
RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
TEVHİD
2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak
MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır.
TESLİM:
3. Ruhun Allah’a Teslimi
RA’D-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar.
4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi
YÂSÎN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
YÂSÎN-61: Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
5. Nefsin Allah’a Teslimi
NİSÂ-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın…
6. İrşada Ulaşmak
BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.
7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek
EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidayete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.
PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) VE SAHÂBENİN (MUHACİR VE ENSARIN) YAŞADIĞI 7 SAFHA İSLÂM
BAKARA–151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (A) âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (B) sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (C) size Kitap’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve (D) hikmeti öğretsin ve (E) (hikmetin özü olan) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.
(A) - Âyetlerin Tilâveti
1 - Allah’a Ulaşmayı Dilemek
ZUMER–17: Ve onlar ki; taguta kul olmaktan içtinap ettiler. Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır...
ENFÂL–29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız size furkan sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder...
2 - 12 İhsanla Mürşide Tâbî Olmak
MUMTEHİNE–12: ...sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile...
(B) - Nefs Tezkiyesi
3 - Ruhun Allah’a Teslimi
RA’D–21: ...Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar...
(C) - Kitabın Öğretilmesi
4 - Fizik Vücudun Allah’a Teslimi
ÂLİ İMRÂN–20: ...de ki; “Ben ve bana tâbî olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir...
(D) - Hikmetin Öğretilmesi
5 - Nefsin Allah’a Teslimi
ZUMER–18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun en ahsen olanına tâbî olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulûl’elbabtır (daimî zikrin sahipleri).
6 - İrşada Ulaşmak
BAKARA–139: De ki: “Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).
HUCURÂT–7: ...Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde müzeyyen kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.
(E) - Hikmetin Ötesi
7 - İradeyi Allah’a Teslim Etmek
TEVBE–100: O sabikûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirînden bir kısmı ensardan ve bir kısmı da onlara ihsanla tâbî olanlardandı...
Bugün de bu geleneksel din tatbikatında milyarca sene kalsanız asla kâmil mânâda değişen, Kur’ân’daki İslâm’ı yaşayan bir kişi bulamazsınız, mürşidsiz olarak. Çünkü onlar ruh insana hayat verir, ruh vücuttan çıkınca kişi ölür, ancak ölümle insan ruhu Allah’a ulaşır diye daha başında bu hükmü kabul eden insanlardır. Buna inanan bir insan Allah’a ulaşmayı dilemeyeceği için Allahû Tealâ ona hiçbir zaman mürşid göstermeyecektir.
Mürşidi olmayan kişinin ruhu asla hayattayken Allah’a ulaşamaz, ruhunu Allah'a teslim etmeyen hiç kimsenin fizik vücut teslimi yapması mümkün değil, fizik vücut teslimi yapmayan birisinin nefsini teslim etmesi mümkün değil, nefs tezkiyesi yapmayan birisi irşada ulaşamaz, iradesini teslim edemez, 7 safhanın 7’si yoktur. Belki diyeceksiniz ki: “Tamam, 7 safha yok ama vasıta emirler var, İslâm’ın 5 şartı var.” İşte sevgili kardeşlerim, hayatî öneme haiz olan vasıta emirlerin içerisinde de Allah’a ulaşmayı dilemek yok ve herşeyden önce zikir yok.
Çünkü Allah’a ulaşma dileği yoksa Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli etmiyor ve rahmet gelmiyor. Gelse bile onun kalbine girmiyor. Bu insanlar ağızlarıyla “Îmân ettik.” diyorlar ama kalpleri îmân etmeyen bir muhtevada.
7 VASITA EMİR
1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek
ANKEBÛT – 5: Kim Allah’a mülâkî olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi İşiten, en iyi Bilendir.
2. Kelimeyi Şahadet – 12 İhsanla Mürşid Önünde Tövbe Etmek
BAKARA - 45, 46: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Onlar ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakın derecesinde inanırlar.
ÂLİ İMRÂN – 18: Allah, şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur...
3. Oruç
BAKARA – 183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
4. Namaz
NİSÂ – 103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken Allah’ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkâniyle kılın. Muhakkak ki namaz, mü’minlerin üzerine, “vakitleri belirlenmiş bir farz” olmuştur.
5. Hac
BAKARA – 197: Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edindirirse, artık hacta kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur...
6. Zekât
BEYYİNE – 5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.
İşte kayyûm din (kıyamete kadar devam edecek din) budur.
7. Zikir
MUZZEMMİL – 8: Ve Rabbinin İsmini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.
ANKEBÛT – 45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât, fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.
Öyleyse Allah’a giden yolda mürşid bizim kılavuzumuzdur. 7 safhanın 7’sinde ve seyr-i sülûkta o bizimle beraberdir. Manevî birtakım güzelliklerin yaşanmasında bizimle beraberdir. Kısacası gök katlarının hepsine onunla birlikte çıkıyoruz. Nasıl ölümle vazifeli melekler ruhu yerden yükseltebiliyorlarsa, ölmeden evvel ruhumuzun gök katlarında yükselebilmesi ancak mürşidin kılavuzluğuyla gerçekleşiyor. Allah razı olsun.