Muhterem Hocam, bu cuma namazında imam hutbede, "takva Allah'tan korkmaktır." dedi. İnsan nasıl takva sahibi olur? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, bu cuma namazında imam hutbede, "takva Allah'tan korkmaktır." dedi. İnsan nasıl takva sahibi olur? Açıklar mısınız?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, takva; korunmak ve sakınmak mânâsını vekaî kökünden türüyen bir kelime. Korunmak, Allah'ın emrine itaat etmektir. Sakınmak, Allah'ın yasaklarını işlememektir.
Nitekim bütün resûllere En'âm-48'de:
ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne): Biz resûllerimizi müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderiyoruz.
fe men âmene ve asleha: Kim îmân eder ve ıslâh edici amel işlerse.
6/ENÂM-48 Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
A'râf Suresinin 35. âyet-i kerimesinde ise Allahû Tealâ:
"yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve asleha."
Bakın, fe menittekâ ve asleha: Yani takva sahibi Allah'a ulaşmayı dileyin. Takva sahibi olun ve bana itaat edin.
"fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne)."
7/ARÂF-35 Yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Ey Âdemoğulları! Sizin içinizden, size âyetlerimi anlatan (kıssa eden) resûller geldiği zaman, bundan sonra kim takva sahibi olur ve nefsini ıslâh ederse (nefs tasfiyesi yaparsa), artık onlara korku yoktur. Ve onlar mahzun olmazlar.
Öyleyse bütün mesele davete muhatap olan kişinin Allah'a ulaşmayı kalben dilemesi. Bu talebi onun kalbinde gördüğü an Allahû Tealâ Rahîm esmasıyla tecelli ediyor. Ve Rahîm esmasıyla tecelli ettiği kişiyi dört kalp şartının sahibi olarak huşûya ulaştırıyor. Hacet namazını huşû içinde kılar da mürşidini Allah'tan talep ederse dört rekatlık bir namazdır. Allahû Tealâ ona mürşidini gösteriyor ve Allah'ın gösterdiği mürşide tâbî olması halinde evet 7 ni'meti Allah'tan alıyor ve 7 kalp şartının sahibi oluyor.
HACET NAMAZI.
ÖNCE BOY ABDESTİ ALINIR, HACET NAMAZINA NİYET EDİLİR.
1. REKÂT: Subhaneke -Fâtiha - 3 Âyetel Kursî
2. REKÂT: Fâtiha -İhlâs - Felâk - Nâs
OTURUNCA: Ettehiyyatu
3. REKÂT: Fâtiha -İhlâs - Felâk - Nâs
4. REKÂT: Fâtiha- İhlâs - Felâk - Nâs
OTURUNCA: Ettehiyyatu - Allahumme Salli - Allahumme Barik – Rabbena
Allah'tan mürşid istenir: Bu namaz, Perşembeyi Cumaya bağlayan gece veya kandil gecelerinde kılınır. Dua bitince uyumadan önce 3 Ayet-el Kürsi okunur. Kimseyle konuşmadan kıbleye doğru, sağ yan üstü yatılıp ALLAH’I zikir ederek uyunur.
BAKARA-45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
BAKARA-46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.
MÜ'MİN OLMANIN 7 İNANÇ ŞARTI
1. Allah’a inanmak. BAKARA - 285
2. Meleklerine inanmak. BAKARA - 285
3. Allah’ın Kitaplarına inanmak. BAKARA - 285
4. Resûllerine inanmak. BAKARA - 285
5. Ruhun ölmeden evvel Allah’a ulaştırılmasına inanmak. RAD - 21
6. Hayrın Allah’tan, şerrin insanın nefsinden olduğuna inanmak. NİSA - 79
7. Ba’su ba’del mevt’e, ölümden sonra tekrar canlandırılacağınıza inanmak. BAKARA - 28, 56
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki ekinet alınır. EN’ÂM - 46
2. İhbat konur. HAC - 54
3. Kalp Allah’a döndürülür. KAF - 33
4. Kalbe giden nur yolu açılır. EN’ÂM - 125
5. Kalbin mührü açılır. ZUMER - 22
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır. EN’ÂM - 46
7. Kalbe iman yazılır. MUCÂDELE - 22
7 Nİ'MET
1. Devrin İmamının Ruhu Gelir. MU’MİN - 15
2. Kalbe Îmân Yazılır. MUCÂDELE - 22
3. Günahlar Sevaba Çevrilir. FURKÂN - 70
4. Ruh Vücudu Terk Eder. NEBE - 39
5. Fizik Vücut Allah’a Kul Olmaya Başlar. RA’D - 36
6. Salih Amel (Zikir) Başlar. ZUMER - 23
7. İradenin Güçlenmesi. BAKARA - 257
Ve zikretmeye başladığı an Allah'ın katından gelen rahmet ve fazl Nûr-21, rahmetle salâvât Bakara-157 iki âyet-i kerimede iki çift nurdan bahsediliyor ve ne ile bu geliyor iki çift nur?
24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
2/BAKARA-157 Ulâike aleyhim salâvâtun min rabbihim ve rahmetun ve ulâike humul muhtedûn(muhtedûne).
İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.
39/ZUMER-23 Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâh(zikrillâhi), zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin).
Allah, ihdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).
İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
Zumer-23'te: Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum: Allah, ihdas ettiği şeylerin en güzel olan çifter çifter, birinci çift fazl ve rahmet ve ikinci çifte, ikinci çifte salâvât ve rahmet.
Yani taşıyıcı olan rahmettir ama kalıcı olan fazıl, bağlayıcı olan salâvât. Üç nur birden fonksiyon eda ediyor ve kişi 7 safha takvayı yaşayarak Allah'ın en sevgili kulu oluyor. Takva Allah'tan korkmak değil. Allah'ın emirlerine itaat olması hasebiyle Âli İmrân-119'a göre: "Siz mü'minler böylesiniz. Siz sizi sevmeyenleri de seversiniz. Çünkü siz kitabın tamamına îmân edersiniz.
İşte kitabın tamamına îmân edenler. Onlar Allah'a ulaşmayı kalben dileyenlerdir. Onlar Allah'ın kendisi için tayin ettiği mürşide tâbî olanın mürşidden sevgiyi öğrenenlerdir ve sevgiyi öğretenlerdir.