Muhterem Hocam, bu öğreti hayatımıza nasıl yansıtılmalıdır?
Soru
Muhterem Hocam, bu öğreti hayatımıza nasıl yansıtılmalıdır?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Muhterem Efendimiz: “İyiliğe iyilik her kişinin işi, kötülüğe iyilik de er kişinin işidir. Bizler davranış biçimleri açısından daima kötülüğe karşı hayırla mukabele etmekle emrolunmuşuz. Kitabın bütününe tâbî olmakla emrolunmuşuz. Allah’a davet etmekle emrolunmuşuz. Öyleyse hepimiz bu üçlüyü hayatımıza A’dan Z’ye kadar mal edelim ve bu üçlü ile yaşayalım. Allah’ın güzelliklerine koşalım.
Mevlânâ: “İçini dışından daha çok süsle, dışın halkın, için Hakk’ın baktığı yerdir. İnsanın özü neyse gözü de onu görür."
Hacı Bektaş Velî: “Marifet, nefsin silmek değil, nefsini bilmektir.”
Abdülkadir Geylanî Hazretleri: “Kalp sâlih olunca, daimî zikirle elde edilir ve kalbin her tarafına Hakk’ın zikri yazılır.”
Böyle bir kalbin sahibinin gözleri uyuyabilir, ama kalbi Rabbini zikreder. Evet, uykudayken de kalbi Rabbini zikreder.
Abdülkadir Geylânî Hazretleri: “Allah’ı andıkça, onu seviyorsun demektir. O seni anıyorsa, sevilenlerdensin.”
Mevlânâ: “İyiye ara, güzeli ara, doğruyu ara ama kusur arama. Yani kusurları bağışlamak da gece gibi ol.”
Yunus Emre: “Nefistir seni yolda koyan, yolda kalır nefse uyan!”
Ahmet Yesevî: “Gönlünde Allah âşkını taşıyanlar, dünya ile tamamen alâkalarını kesmişlerdir. Bunlar halk içinde Hakk ile olurlar. Bir an bile Allahû Tealâ’yı asla unutmazlar.”
Öyleyse 12 tane ihsanla mürşidine tâbî olan kişi, Allah’ın en üst seviyedeki ibadeti, ibadetlerin sultanı zikre başlar. Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Radiye, Mardiye ve Tezkiye kademelerini bir bir geçerek tek bir dilekle 7 - 8 aylık süre içerisinde ruhunu Allah’a ulaştıran, ermiş evliya olan kişidir.
Öyleyse velî olmak imkânsız gibi görünse de, Allah için çok kolaydır. Sadece kalpten ulaşmayı dilemek, yedi kademede nefsin tezkiyesini yapmak ve sonuçta Allah’ın dostu olmak.
Nebîler sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’ın sözüyle noktalayalım:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban.
"…Size Allah’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum:
Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı.
Kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, Andolsun ki, İslam bağını boynundan çıkarmış olur. Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna.
Kim cahiliye davasını iddia ederse (cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir.
Bunun üzerine bir adam:
− Ey Allah’ın Resûlü bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu.
Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:
−Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Siz, Allah’ın davasına, Allah’a davet ediniz! Çünkü Allah, sizi Müslümanlar, mü’minler ve Allah’ın kulları diye isimlendirmiştir."
Öyleyse cemaatten ayrılan şeytana lokma olur, sürüden ayrılanı da kurt kapar.
Said Nursî Hazretleri: “Fâniyim fânî olan istemem, acizim, aciz olan istemem. Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayr istemem. İsterim bir yar- ı Bâkî isterim. Zerreyim, fakat bir Şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umumen isterim.”