Muhterem Hocam, bugünkü din öğretisinde “vahiy kesilmiştir, bir daha gelmeyecek” diye bir anlayış var. Halkımızın çoğu da böyle düşünüyor. Vahiy gerçekten kesilmiş midir?
Soru
Muhterem Hocam, bugünkü din öğretisinde “vahiy kesilmiştir, bir daha gelmeyecek” diye bir anlayış var. Halkımızın çoğu da böyle düşünüyor. Vahiy gerçekten kesilmiş midir?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, vahiy ile ilgili âyetlere baktığımız zaman din vahiyden ibarettir. Öyleyse “Vahiy kesilmiştir” demek, artık dinin olmadığı mânâsına geliyor. İşte Kur’ân'daki âyetlere baktığımız zaman kimdir “vahiy kesilmiştir” diyenler? Cahillerdir.
KUR’ÂN-I KERİM’DEKİ VAHİY ÂYETLERİ
1. BAKARA-118: Ve bilmeyenler: “Keşke Allah bizimle konuşsa” veya “Bize de bir âyet gelse” dediler. Bunun gibi onlardan öncekiler de, onların sözlerine benzer (sözler) söyledi. Onların kalpleri birbirine benzedi. Âyetlerimizi, yakin hasıl eden bir kavim için beyan etmiştik.
2. BAKARA-259: …Bunun üzerine Allah, onu yüz sene öldürdü. Sonra da diriltti. (Ona) “Ne kadar (ölü bir vaziyette) kaldın?” dedi. (O da): “Bir gün veya günün bir kısmı kadar.” dedi. (Allah:) “Hayır, yüz yıl kaldın. Haydi yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulup kokuşmadı. Ve merkebine bak. (Bu), seni İnsanlara bir âyet kılmamız içindir. …
3. MÂİDE-111: Ve havarilere; “Bana ve Resûl’üme îmân edin.” diye vahyettiğim zaman, onlar da “Îmân ettik ve bizim (Hakk’a) teslim olduğumuza şahit ol.” demişlerdi.
4. YÛNUS-2: Onlardan bir adama, “insanları uyarması, âmenû olanları (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenleri) müjdelemesi” için vahyetmemiz insanlara acaip (garip) mi geldi? …
5. NAHL-68: Ve senin Rabbin, balarısına, dağlardan, ağaçlardan ve onların (insanların) kurdukları çardaklardan, evler (kovanlar) edinmelerini vahyetti.
6. TÂHÂ-38: Vahy edilecek şeyi annene vahyetmiştik.
7. FUSSİLET-12: Böylece onları iki günde yedi kat gök olarak kaza etti (yarattı, tamamladı). Her gök katına kendi emrini vahyetti.
8. ŞÛRÂ-51: Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahiy ile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl (melek) göndererek…
9. ZİLZÂL-4: O gün (izin günü), (arz) haberlerini anlatacaktır.
ZİLZÂL-5: Rabbinin ona vahyetmesi ile.
10. ÂLİ İMRÂN-47: …“Rabbim, benim çocuğum nasıl olur? Bana bir beşer dokunmadı” dedi. (Allah şöyle buyurdu): “İşte böyle, Allah dilediğini yaratır. Bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman, sadece ona ‘ol’ der, o hemen olur.”
Bilenler kimlerdir? Mürşidi bilenlerdir. Bilmeyenler ise mürşidi kabul etmeyen cahillerdir. Mürşidler, Allah tarafından tayin edilen ve Allahû Tealâ'nın vahyi ile vazifeli kılınan kişidir. Bir kere tövbe-i nasuh dediğimiz tövbe Allah’ın davetiyle gerçekleşiyor. Allah’ın davetiyle gerçekleşen bu tövbenin yapılabilmesi, bir kişinin Allah ile konuşmasına, Allah’ın ona vahyetmesine, vahyin de kişi tarafından işitilip Allah’a cevap vermesine bağlıdır. İşte kimdir “vahiy kesilmiştir” diyenler? Bilmeyenlerdir. Neyi bilmiyorlar? Mürşidi bilmiyorlar.
Demek ki nezîr ve müjdeleyici olanların hepsi Allah’tan vahiy alanlardır. Yani Allah beşerle vahiy yoluyla konuşur. Perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resûl gönderir. Öyleyse Allahû Tealâ beşerle, vahiy ile konuşuyor. Allahû Tealâ perde arkasından konuşuyor. Ve Allahû Tealâ vahiyle konuşmayı dilediği kişiye resûl göndermek suretiyle konuşuyor. Öyleyse vahiy kesilmiş midir? Hayır kıyamete kadar vahiy devam edecektir. Her devirde uyaran ve müjdeleyenler var. Müjdeleyici ve uyarıcılar Allah'tan vahiyle bu vazifeyi yapıyorlar. Nitekim Enbiyâ 7'de:
21/ENBİYÂ-7 Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).
Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.
Her kavimde de nezirler ve resûller var mıdır? Evet.
NEZİRLER VE RESÛLLER HER KAVİMDE VAR
1. EN'ÂM-130 Ey insan ve cin topluluğu! Size âyetlerimi anlatan ve bugününüze ulaşacağınız konusunda sizi uyaran içinizden resûller (elçiler) gelmedi mi?...
2. İSRÂ-15 …Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan bir kimse, bir başkasının yükünü yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
3. ŞUARÂ-208 Ve hiçbir kasabayı, nezirler olmadıkça (ona nezirler göndermedikçe) helâk etmedik.
4. KASAS-59 Ve senin Rabbin, ülkelere, onların ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyan bir resul göndermedikçe helâk edici olmadı. Ve Biz, onun halkı zalim olmadıkça ülkeleri helâk edici olmadık.
5. SEBE-34 Ve Bizim nezir göndermediğimiz hiçbir yer yoktur. Her karyenin (ülkenin) refah içinde olanları: “Muhakkak ki biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edenleriz.” demekten başka bir şey söylemediler.
6. FÂTIR-24 Muhakkak ki Biz seni, hak ile müjdeleyici ve nezir (uyarıcı) olarak gönderdik. İçinden bir nezir gelip geçmiş olmayan hiçbir ümmet yoktur.
7. MULK-8 (Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya her bir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
Öyleyse cehenneme giren herkese; "Size nezir gelmedi mi?" diye soruyorlar. Her nezir aynı zamanda resûl'dür. Zumer 71. âyet-i kerimesinde:
39/ZUMER-71 Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).
Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.
Öyleyse herkese bu sorulduğuna göre Allah'ın Kendisine vahyettiği bir nezir ve resûl olmadan Allah azap edici değil.