Muhterem Hocam, bütün dünyada yaşayan insanların yaratan Rab'lerine karşı ve yaratılan insanlara karşı sorumlulukları var mıdır? Sürekli sorumluluk bilinciyle yaşamak için neler ya

Soru

Muhterem Hocam, bütün dünyada yaşayan insanların yaratan Rab'lerine karşı ve yaratılan insanlara karşı sorumlulukları var mıdır? Sürekli sorumluluk bilinciyle yaşamak için neler yapılmalıdır?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz'in (S.A.V) vazettiği bir hadiste: “Ey insanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim."

HADİS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim – Riyazussalihin Sayfa 137

“Ey İnsanlar! Hepiniz dalâlettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.”

Öyleyse burdan kesinlikle dalâletteyiz, dalâlette olanlar huzursuz ve mutsuz, şeytanın hegemonyası altında devamlı bir kaos içinde hayatı yaşarlar. O kaostan kurtulmak, huzur ve mutluluğun adresi ancak, hidayeti yaşamakla mümkündür. Hidayet de; insan ruhunun Allah'a ulaşmasıdır. Öyleyse bizim Allah'a ihtiyacımız var. Biz, bizi yaratan Rabbimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekir.

Nitekim Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz'in (S.A.V) sahâbeden Muâz bin Cebel'e: “Ya Muâz! Allah'ın kullar üzerindeki hakkı nedir?”

“Allah ve Resul'ü bilir. Ben bilmem, ya Resulallah."

O zaman Allah Resul'ü cevap veriyor: “Allah'ın kullar üzerindeki hakkı, kulların O'na hiçbir şey ortak koşmamasıdır.”

Öyleyse bizim Rabbimize karşı sorumluluğumuzun yerine getirmesi, şirkten; açık ve gizli şirkten beri olmamızla mümkün.

HADİS-İ ŞERİF

Kaynak: Sahih Buhari (2756)

Muaz b. Cebel (R.A) şöyle anlatmaktadır:

“Ey Muaz! Allah’ın kullar üzerindeki hakkı ve kulların Allah üzerindeki hakkı nedir, biliyor musun?” dedi.

Ben, “Allah ve Resul'ü daha iyi bilirler.” dedim.

Şöyle buyurdu:

“Allah’ın kullar üzerindeki hakkı, hiçbir şeyi ortak kılmadan O’na ibadet etmeleridir.

Kulların Allah üzerindeki hakkı ise, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayanlara azap etmemesidir.”

Ben, “Ey Allah’ın Resulü! İnsanlara bu haberin müjdesini vermeyeyim mi?” dedim.

“Onlara müjde verme ki, güvene kapılmasınlar!” buyurdu.

Açık şirk, Peygamber Efendimiz'in (S.A.V) ümmeti için söz konusu değil. O zaman gizli şirkten kurtulmak neyledir? Gizli şirkten kurtulmak; hidayetledir.

İşte ŞÛRÂ Suresinin 13. âyet-i kerimesinde:

42/ŞÛRÂ-13 Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrakû fîhi, kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi, allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

...kebure alâl muşrikîne mâ ted’ûhum ileyhi : "Senin Allah'a davetin müşriklere ağır geldi."

...allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu): "Allah dilediğini seçer ve seçtiklerinden kim O'na yönelirse ve onları da Kendisine ulaştırır."

Yani onları şirkten kurtarır, gizli şirkten. Öyleyse her şeyden evvel Rabbimizin üzerimizdeki hakkı: O'na şirk koşmamak, hepimizin Allah'ın davetine icabet etmesi ve Allah'a ulaşmayı dilemesi söz konusu.

Ama insan sosyal bir varlık. Başka insanlarla birlikte yaşar. Başka insanlarla birlikte yaşama noktasında da bizim dışımızdaki herkese karşı bir sorumluluğumuz var.

Ne diyor Allah Resul'ü (S.A.V) Efendimiz: “Ey insanlar! Hepiniz Allah'a muhtaçsınız. Nimetlendirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi nimetlendireyim.

HADİS-İ ŞERİF

Kaynak: Muslim - Riyadussalihin s.137

“– Ey insanlar! Hepiniz dalalettesiniz. Hidayete erdirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi hidayete erdireyim.

– Ey insanlar! Hepiniz Allah’a muhtaçsınız. Nimetlendirdiklerim müstesna. Dileyin ki sizi nimetlendireyim.

– Ey kullarım, ben zulmü kendime haram kıldım, sizin aranızda da zulmü haram kıldım. O halde birbirinize zulmetmeyiniz.”

Evet gerçekten hepimiz, etrafımızdaki insanlar bir vasıta. Ama Allah'a ihtiyacımız var. Ve herkesi mutlu ettiğimiz kadar mutlu oluruz. Mutsuz edersek mutsuz oluruz, mutlu edersek mutlu oluruz. O zaman yaratılan insanlara karşı bizim sorumluluğumuz nedir? Yaratılan insanlara karşı sorumluluğumuz: Toplum şuuru içerisinde bilinçli bir yaşamla herkesi mutlu etmek ve onlara verdiğimiz mutluluğu bizim üst seviyede yaşamamız.

Öyleyse görüyorsunuz ki, Allahû Teala'nın bize ihtiyacı yok. Bizim Rabbimize ihtiyacımız var. Ve Allahû Teala, etrafımızdaki insanları devamlı mutlu etmemizi istiyor. O zaman sorumluluk bilinci içinde bir yaşam, bizi sürekli huzur ve mutluluk içinde tutar.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma0