Muhterem Hocam, bütün insanlar tebliğe muhatap olurlar mı?
Soru
Muhterem Hocam, bütün insanlar tebliğe muhatap olurlar mı?
Cevap
Evet. Enâm 48: "Biz Resûllerimizi müjdeleyici, uyarıcı olarak gönderdik."
6/ENÂM-48 Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
Kasas 68'e göre resûller doğmadan evvel seçiliyor.
28/KASAS-68 Ve rabbuke yahluku mâ yeşâu ve yahtâr(yahtâru), mâ kâne lehumul hıyarat(hıyaratu), subhânallâhi ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne). Ve Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Ve seçim hakkı onlara ait değildir. Allah Sübhan’dır (münezzehtir) ve (onların) şirk koştukları şeylerden yücedir.
İsrâ 15: "Resûl göndermezsem, azap etmem."
17/İSRÂ-15 Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen). Kim hidâyete erdiyse, sadece kendi nefsi için (nefsini tezkiye ettiği için) hidâyete erer. Öyleyse kim dalâlette ise sorumluluğu sadece kendi üzerinde olarak dalâlette kalır. Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.
İşte tebliği kabul edenler ve tebliğe duyarsız kalanlar, karşı çıkanlar vs. Duyarsız kalanlar Bakara 6, 7'de açıklanıyor: "Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir." Onlar hep dünyaya dönük bir talebin içindedirler.
2/BAKARA-6 İnnellezîne keferû sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn(yu’minûne). Onlar muhakkak ki kâfirdirler. Onları ikaz etsen de etmesen de onlar için eşittir (birdir), mü’min olmazlar.
2/BAKARA-7 Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâvetun, ve lehum azâbun azîm(azîmun). Allah onların kalplerinin üzerini ve işitme (sem’î) hassasının üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) azap vardır.
Tebliğe karşı çıkanlar İsrâ 45'te ve Bakara 257'de açıklanıyor:
17/İSRÂ-45 Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhirati hicâben mestûrâ(mestûran). Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).
Tebliği kabul edenler Bakara 257'de açıklanıyor:
2/BAKARA-257 Allâhu velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). Allah, âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur (onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.
Herkes mutlaka tebliğe muhatap olur. Tebliğe muhatap olan kişinin resûlden tebliğe muhatap olması şartı değildir. İnsanlar hakikatleri duydukları zaman birbirine söyleyeceklerdir. Bunların farkına bile varmadan söyledikleri bu şey tebliğdir. Negatif istikamette tebliğden bahsedilse bile kişi tebliğe muhatap olmuştur. Doğruyu aramak herkesin üzerine farzdır. Resûllerin, nebîlerin görevleri sadece tebliğ etmektir. Tebliğ ettikleri zaman görevleri tamamlanır. Herkes kendi kararıyla kendisini kurtaracak veya kurtaramayacak.