Muhterem Hocam, bütün Müslüman âlemi Peygamber Efendimizin Müslümanlara şefaatçi olacağını söylüyor. Peygamber Efendimiz (S.AV) kızı Fatma'ya diyor ki: “Kızım, benim peygamberliğim

Soru

Muhterem Hocam, bütün Müslüman âlemi Peygamber Efendimizin Müslümanlara şefaatçi olacağını söylüyor. Peygamber Efendimiz (S.AV) kızı Fatma'ya diyor ki: “Kızım, benim peygamberliğime güvenme, sen de amellere göre yargılanacaksın.” Buyuruyor. Bu konuyu açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Resûlullah’ın şefaati bu dünya hayatındadır. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz son Nebî’dir; asaleten devrin imamı, asaleten şefaat yetkisine sahip ve beş görevin sahibidir. Bütün nebîler insanlardan seçilir. Nebî resûller ile Velî resûller arasında birbirinden farklı on özellik vardır.

Bu özelliklere baktığımız zaman, asaleten şefaat yetkisine sahip olanların Allah’ın peygamberleri olduğunu görürüz. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Rahmân’a kavuştuğuna göre, bugün onun varisi vekâleten şefaat yetkisine sahip olan devrin imamıdır. Devrin imamının vekâleten şefaat yetkisine sahip olduğunu ayetlerden görüyoruz ve bu yetki dünya hayatıyla ilgilidir.

Dünya hayatında kim, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece Allah’ın gösterdiği mürşide ulaşıp onun önünde tövbe ederse, o tövbe sırasında bütün günahları sevaba çevrilir. Günahların sevaba çevrilmesi, tövbe eden kişiyle Allah arasında bir mağfirettir; devrin imamıyla Allah arasında da mağfirettir. Devrin imamıyla tövbe eden kişi arasındaki ilişki ise şefaattir. Şefaat, günahların sevaba çevrilmesidir.

İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hz. Fâtıma’ya, “Amelinle hareket et.” buyurmuştur. Yani kişi tövbesini gerçekleştirecek, günahları sevaba çevrilecek; fakat bunları yapmadan ahirete gitmemelidir. Çünkü Resûlullah ancak Allah’ın kendisine yetki verdiği kadar fayda sağlayabilir.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Teberanî, Yenabiul mevedde, s.85, İbnul Abidin, c.1, s.897.

Fatima Zehra’dan rivayet edilen bir hadîs:

"KIZIM FATIMA! Babanın Peygamber olduğuna güvenme, seni ben bile kurtaramam! Ahirette üzerinize gelecek azabı uzaklaştıramam, buna salahiyetim yoktur."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Îmân 348, 351. Ayrıca bk. Buhârî, Tefsîru sûre (26) 2; Tirmizî, Tefsîru sûre (27) 2; Nesâî, Vesâyâ 6

Ebû Hureyre’den nakledilen bir Hadis:

“Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka’b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azâbından kurtarmaya benim gücüm yetmez…”

Peygamber Efendimiz (S.A.V) amcası Ebû Tâlib’i defalarca Allah’a davet etmiş, fakat Ebû Tâlib daveti kabul etmemiştir. Bu yüzden Resûlullah’ın şefaati ona fayda vermemiştir.

Kasas Suresi’nin 56. âyetinde Allahû Teâlâ şöyle buyurur: “Muhakkak ki sen sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin; fakat Allah dilediğine hidayet verir.”

28/KASAS-56 İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâu, ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).

Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah’a ulaştıramazsın). Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir.

Sevgili kardeşlerim, hidayete erdiren yalnızca Allah’tır. Allahû Teâlâ’nın bir kişiyi hidayete erdirmesi ise o kişinin kalbî talebine ve Allah’ın 12 ihsanlarıyla mürşidine tâbi olmasına bağlıdır. Dolayısıyla şefaat bu dünya hayatındadır.

ŞEFAAT ÂYETLERİ

1. BAKARA-48 …ondan (hiç kimseden) bir şefaatin kabul edilmeyeceği ve hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve onlara yardım edilmeyeceği günden sakının.

2. BAKARA-123 Kimseden kimseye bir şey ödenmediği ve onlardan bir fidye kabul edilmeyeceği ve kendilerine şefaatin fayda vermeyeceği ve onlara yardım olunmayacağı bir günden sakının.

3. BAKARA-254 Ey âmenû olanlar! İçinde ne bir alışverişin ne bir dostluğun ve ne de bir şefaatin bulunmadığı gün (kıyamet günü) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan infak edin...

4. BAKARA-255 …Göklerde ve yerde olan herşey O’nundur. O’nun izni olmadan, O’nun katında kim şefaat etme yetkisine sahiptir?...

5. NİSA-85 Kim güzel bir şefaatle yardım ederse, ondan onun bir nasibi olur. Ve kim kötü bir şefaatle (günah işlenmesine) yardım ederse onun da ondan (o şerrden) bir payı olur...

6. A’RÂF-53 …Artık bize şefaat edecek şefaatçiler var mı ki; bize şefaat etsinler. Veya (dünyaya) döndürülmüş olsaydık, yapmış olduklarımızdan başkasını yapardık, derler…

7. MERYEM-87 Rahmân’ın indinde, ahd ittihaz edenlerden (Allah’tan ahd alanlardan) başkası şefaate malik olamaz.

8. TÂHÂ-109 İzin günü, Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden razı olduğu (tasarruf rızasının sahibi) kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.

9. MUDDESSİR-48 Artık şefaat edenlerin şefaati onlara fayda sağlamaz.

10. SEBE-23 Ve O’nun huzurunda, kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.

11. ZUHRÛF-86 Ve onların, O’ndan (Allah’tan) başka taptıkları şeyler şefaate malik değildir. Hakk’a şahit olanlar hariç ve onlar (Hakk’ı) bilirler.

12. HADÎS-İ ŞERİF: Kıyamet günü şefaat isteyenlere sözüm; “Burada şefaatim yoktur, dünyada iken yeterince uyarılmadınız mı?” olacak.

Kaynak: Sahih Buhârî, 8. Cilt 1282. Hadis

HADÎS-İ ŞERİF: Peygamber Efendimiz (S.A.V) sevgili kızı Hz. Fâtıma’ya; “Yavrum! Sorumluluklarını yerine getir ve kendini ateşten koru. Yaşadığım müddetçe babalık görevimi eksiksiz yerine getiririm. Lâkin hesap günü sana bir faydam dokunmaz.”

Kaynak: Buhârî, Menakıb, 13; Müslim, İman, 89

14. HADÎS-İ ŞERİF: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine uyan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan iyilik temenni edendir.”

Kaynak: Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 25.

Müddessir Suresi’nin 46, 47 ve 48. ayetlerinde cehennemliklerin, “Biz din gününü yalanladık.” dedikleri bildirilir. Din günü, kişinin mürşidine tâbi olduğu gündür. Onlar, “Biz din gününü yalanladık; ölüm bize gelinceye kadar da böyle devam ettik.” derler. Bunun üzerine Allahû Teâlâ, “Şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermedi.” buyurur.

74/MUDDESSİR-46 Ve kunnâ nukezzibu bi yevmid dîn(dîni).

Ve biz dîn gününü yalanlıyorduk.

74/MUDDESSİR-47 Hattâ etânâl yakîn(yakinu).

Bize yakîn gelene kadar (ölüm anı gelinceye kadar).

74/MUDDESSİR-48 Fe mâ tenfeuhum şefâatuş şâfiîn(şâfiîne).

Artık şefaat edenlerin şefaati onlara fayda sağlamaz.

26/ŞUARÂ-82 Vellezî atmeu en yagfira lî hatîetî yevmed dîn(dîni).

Ve dîn günü, benim hatalarımı mağfiret etmesini umduğum da O’dur.

Demek ki şefaat bu dünya hayatındadır; ölümden sonra şefaat söz konusu değildir. Şefaatle ilgili âyetlere baktığımızda da hiçbirinin ölüm sonrası şefaati anlatmadığını görürüz. Sevgili kardeşlerim, kim Allah’a ulaşmayı kalben diler, hacet namazıyla Allah’ın gösterdiği mürşide tâbi olur ve Allahû Teâlâ onun günahlarını sevaba çevirirse, işte o zaman Resûlullah’ın şefaatine nail olur.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 13 Eylül 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20265 dk okuma6