Muhterem Hocam, büyük bir imtihanın içindeyim. Allah’a teslimiyeti nasıl başarabilirim?
Soru
Muhterem Hocam, büyük bir imtihanın içindeyim. Allah’a teslimiyeti nasıl başarabilirim?
Cevap
Sevgili kardeşlerim, Allah’a göre imtihanın büyüğü küçüğü yok. İmtihan hangi sebeple var? Nefsimizin afetleri sebebiyle.
İmtihandan geçmek mümkün mü? %100 mümkün. Kimdir devamlı imtihanı geçenler? Allah’tan yardım alanlar ve mürşidlerine tâbî olanlar. Mürşidine tâbî olmayan hiç kimse Allah’tan o yardımı alamaz, imtihanı da başaramaz.
Allahû Tealâ, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin 10 âyet gereğince dalâlette olacağını buyuruyor:
MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 ÂYET)
1. ÂLİ İMRÂN-164: Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
2. A’RÂF-186: Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder.
3. NAHL-36: ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve taguttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. …
4. KEHF-17: …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için velî mürşid bulunmaz.
5. TÂHÂ-123: …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
6. KASAS-50: …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? ...
7. ZUMER-23: …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
8. CÂSİYE-23: Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?…
9. AHKÂF-32: Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler.
10. CUMA-2: Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.
Mürşide tâbî olanlar kimdir? Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Ama Allah’a ulaşmayı dilemeyen, mürşide tâbî olmayanlar ölüm ânı gelince hem şirkte hem dalâlettedir. O zaman bunlar belki de ömür boyu imtihanın içerisinde. Ama ne zaman kişi Allah’a ulaşmayı dilerse, o zaman imtihanı geçmiştir.
İşte kimdir buna muhatap olan insan? Mutsuzluk üçgeni içerisinde 19 afetle mücehhez, 19 negatif özelliğin sahibi olan kişi. Allah’a ulaşmayı dilediği zaman imtihanı geçiyor. 19 negatif özellikten bir tanesi de fitne, yani imtihan. İnsanlar başlangıç noktasında kesinlikle fitnededirler; A’râf-27 ve Enfâl-28, yani imtihandadırlar. İmtihanı geçebilmek bir dilektir.
MUTSUZLUK ÜÇGENİ (ŞEYTANIN ÜLKESİ)
Kişi inatla nefsine tâbî olduğu zaman mutlaka, yaşadığı olaylarda (derecat kaybettirici herşey) şeytanın ülkesinde: Bir kenarı şeytan, bir kenarı nefsimiz, bir kenarı kaybettiğimiz dereceler; burası mutsuzluk üçgenidir. Şeytan, nefse ilham eder (Sihir (Büyü), Hüddam, Cin Çağırma, Reenkarnasyon, Transandantal Meditasyon, Fal Okları, Astroloji) ve nefs 19 afetiyle akla kumanda eder, şerr işler:
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
KALPTEN ULAŞMAYI DİLEMEYEN ÂYETLERİ YALANLAYANLAR
1. Allah’ın Ayetlerinden Gafildir. Yûnus-7 / Nahl-78
2. Şirktedir. Zumer-65
3. Küfürdedir. Sebe-20
4. Dalâlettedir. Ra’d-27
5. Fısktadır. Bakara-26
6. Cahildir. (Akletmeyendir) Bakara-13 / Bakara-142
7. Zalimdir. (Nefsine Zulmedendir) Mâide-51 / İbrâhim-27
8. İsyandadır. Yûnus-11
9. Fitnededir. A’râf-27 / Enfâl-28
10. Sağır, Kör ve Dilsizdir, Ölüdür. Bakara-18, 171 / Zuhrûf-40 / En’âm-39, 122 / Enfâl-24
11. Şeytanın Kulu ve Dostudur. Bakara-257 / Zumer-17
12. Dinde Fırkalara Ayrılmıştır. En’âm-153
13. Kalpleri Kasitundur. A’râf-146
14. Birbirine Düşmandır. Âli İmrân-103
15. Amelleri Boşa Giden (Hüsranda). Zumer-65
16. Gayy Yolundadır. Mu’minûn-103 / A’râf-178
17. Takva Sahibi Değildir. Rûm-32
18. Mü’min Değildir. Sebe-20
19. Hidayette Değildir. Yûnus-45
“Büyük bir imtihanın içindeyim, Allah’a teslimiyeti nasıl başarabilirim?” diye soruyor dinleyenimiz. “Allah’a ulaşmayı dileyerek.”
A’râf Suresinin 27. âyet-i kerimesi imtihanda kalmamızı sağlayan iblisin, şeytan ve avanesinin sizi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden gördüğünü açıklıyor. Enfâl Suresinin 28. âyet-i kerimesi ise mallarınızın ve çocuklarınızın, yani dünya hayatının sizin için fitne, imtihan olduğunu; en büyük ecrin ise Allah’ın katında olduğunu bildiriyor.
7/A’RÂF-27: Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrace ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealnâş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
Ey Âdemoğulları! Şeytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin görünmesi için elbiselerini soyarak, cennetten çıkardığı gibi sakın sizleri de fitneye düşürmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık.
8/ENFÂL-28: Va’lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun).
Ve biliniz ki; çocuklarınız ve mallarınız, sizin için sadece bir fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki; O’nun katında, (muhakkak) azîm bir ecir (bedel, ücret) vardır.
Kalben Allah’a ulaşmayı dilediği an o fitneden kurtulmuştur. O, sağır ve kör olmaktan kurtulmuştur. O, şeytanın kulu ve dostu olmaktan kurtulmuştur. O, fırkalara ayrılmaktan kurtulmuştur. O, kalbin kasiyet bağlamasından kurtulmuştur. O, düşman olmaktan kurtulmuştur vesaire.
Sadece bir dilek. Bu dilek bizim vazifemiz. Geri kalanı, o kişinin ruhunu kendisine ulaştırmak Allah’a ait. Ve sanki biz ulaştırmışız gibi üç tane cenneti ve dünya saadetinin yarısını Allahû Tealâ bize hibe ediyor. Başarmak çok kolay; sadece bir dilek.