Muhterem Hocam, büyük cihad nedir? Açıklayabilir misiniz?
Soru
Muhterem Hocam, büyük cihad nedir? Açıklayabilir misiniz?
Cevap
Büyük Cihat nefsimizle yaptığımız cihaddır. Yani Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in küçük cihat dediği sıcak bir savaşı, çatışmayı ifade ediyor. Bu sıcak savaş çatışmanın var olabilmesi için üç şartın devrede olması lazım; 1) sizi vatanınızdan çıkartırlarsa, 1. şart. 2. şart sizi öldürmeye kalkarlarsa, 2. şart. 3. şartta bir müslüman ülkesine saldırı olursa...
Şimdi bunları tek tek inceleyelim. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) doğduğu yer Mekke'ydi. Ama o günün müşrik ve kâfirleri yaptığı zulümlerle onu öldürmek üzere harekete geçtiler. Allahû Tealâ da ona hicret emrini verdi ve Mekke'den çıktı. Yani onların o günkü müşrik ve kâfirlerin dıştan zorbalığıyla ülkesinden kovuldu, şehrinden çıkartıldı ve Medine'ye sığındı. Ama Medine'de de rahat bırakmadılar. Tekrar kararları Peygamber Efendimiz'i (S.A.V) öldürmek şeklinde. Yine yaptıkları o savaşta Medine'deki ilk savaş Hendek savaşıdır.
Yine Allah resûlü, Allah'tan aldığı emir gereğince savunma pozisyonuna geçti. Her iki şart vuku bulunca o zaman Allahû Tealâ ona da "Sizinle savaşanlara siz de savaşın." buyurdu. Öte yandan biri Müslüman ülkesine dıştan saldırı olursa karşı koymamız Hucurât Suresi'nin, yanılmıyorsam, 9. veya 11. âyet-i kerimesine baktığımız zaman "Eğer mü’minlerin iki grup savaşırlar ise o zaman ikisinin arasını düzeltin. Fakat eğer ikisinden biri diğerine saldırırsa o takdirde saldıran grupla Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın. Bundan sonra eğer dönerse böylece ikisinin arasında adaletle olayı çözün. Diğerine zulmetmeyin.
Allah Adalet yapanları sever."
49/HUCURÂT-9 Ve in tâifetâni minel mû’mînînektetelû fe aslihû beyne humâ, fe in begat ihdâhumâ alel uhrâ fe kâtilûlletî tebgî hattâ tefîe ilâ emrillâh(emrillâhi), fe in fâet fe aslihû beynehumâ bil adli ve aksitû, innallâhe yuhıbbul muksitîn(muksitîne).
Ve eğer mü’minlerden iki grup savaşırlarsa, o zaman ikisinin arasını düzeltin. Fakat, eğer ikisinden biri diğerine saldırırsa, o taktirde saldıran grupla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Bundan sonra eğer dönerse, böylece ikisinin arasını adaletle düzeltin, (onlara) adil davranın (diğerine zulmetmeyin). Muhakkak ki Allah, adaletle davrananları sever.
Yani savaş adaletin de bir gereğidir. Büyük cihat ise kişinin dış düşmanlarla değil nefsine karşı cihadıdır. Allahû Tealâ: "Kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse..." Ankebut 5. "Mutlaka nefsiyle cihat etmesi lazım."
29/ANKEBÛT-5 Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).
Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.
Çünkü ruhun Gök katlarında yükselebilmesi nefsimizin tezkiyesi bağlı. Nefs tezkiyesinin yegane vasıtası zikirdir. Yani nefsimize karşı cihadı ekberi yapmamız lazım. İşte Ankebut suresinin 6. ayeti kerimesi " Ve men câhede fe innemâ yucâhidu li nefsihî...Kim Cihat ederse kendi nefsi için Cihat etsin." Allah razı olsun.
29/ANKEBÛT-6 Ve men câhede fe innemâ yucâhidu li nefsihî, innallâhe le ganiyyun anil âlemîn(âlemîne).
Ve kim cihad ederse, o taktirde sadece kendi nefsi için cihad eder. Muhakkak ki Allah, âlemlerden müstağnidir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur).