Muhterem Hocam, cehenneme giren günahı bittikten sonra çıkılabilir mi? Bu konuda ne buyurur sunuz?

Soru

Muhterem Hocam, cehenneme giren günahı bittikten sonra çıkılabilir mi? Bu konuda ne buyurur sunuz?

Cevap

Bu bir hurafedir. Bu bir bid'attır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): "Kesinlikle, cehennemde ebedî, cennet de ebedî."

Nitekim bu iki hadîsi birleştiren bir âyetle birleştiren evet:

26/ŞUARÂ-214 Ve enzir aşîratekel akrabîn(akrebîne).

Ve en yakının olan aşiretini uyar.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Müslim, Îmân 348, 351. Ayrıca bk. Buhârî, Tefsîru sûre (26) 2; Tirmizî, Tefsîru sûre (27) 2; Nesâî, Vesâyâ 6

Ebû Hureyre’den nakledilen bir Hadis:

"Ey Abdüşemş oğulları! Ey Ka‘b İbni Lüey oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdümenâf oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Hâşim oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdülmuttalib oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Fâtıma! Kendini cehennemden kurtar! Çünkü sizi Allah’ın azabından kurtarmaya benim gücüm yetmez..."

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhârî, Tefsîr, 26; Müslim, Îmân, 348–355; Ahmed, I, 281–307; İbn-i Sa‘d, I, 74, 200; Belâzürî, I, 119; Semîra ez-Zâydî, I, 357–359.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Kureyş kabilesini Safâ Tepesi’ne davet etti ve şöyle hitap etti:

“Ey Kureyş cemâati! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vadide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasbedecek desem, bana inanır mısınız?”

Onlar da hiç düşünmeden:

“Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar Seni hep doğru olarak bulduk. Senin yalan söylediğini hiç işitmedik!” dediler.

Oraya gelmiş bulunan herkesten bilâ-istisna bu tasdiki alan Peygamber Efendimiz (S. AV.) onlara şu ilahî hakikati bildirdi:

“O hâlde ben şimdi size, önünüzde şiddetli bir azap günü bulunduğunu, Allah’a mülaki olmaya inanmayanların o çetin azaba uğrayacaklarını haber veriyorum. Ben sizi o çetin azaptan sakındırmak için gönderildim.

Ey Kureyşliler! Size karşı benim hâlim, düşmanı gören ve ailesine zarar vereceğinden korkarak hemen haber vermeye koşan bir adamın hâli gibidir.

Ey Kureyş cemâati! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi de diriltileceksiniz. Kabirden kalkıp Allah’ın huzuruna varmanız, dünyadaki her hareketinizin hesabını vermeniz muhakkaktır. Neticede hayır ve ibadetlerinizin mükâfatını, kötü işleyişlerinizin de şiddetli azabını göreceksiniz! Mükâfat ebedî cennettir, ceza da daimî bir cehennemdir.”

Şuarâ-214: "En yakın olan aşiretini uyar."

Emrini alan Peygamber Efendimiz derhal her kabileye sesleniyor, Allah'a davet ediyor: "Kendinizi cehennemden kurtarınız!"

Ey Abdüşems oğulları! Ey Ka'b oğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Ey Abdümenâf oğulları! Hâşimoğulları! Kendinizi cehennemden kurtarınız!"

Kendinizi cehennemden kurtarınız!

Cehennemden kurtuluş bir dilektir. Kalpten ulaşmayı dilemek. Yani tûl-i emelden kurtulup Allah'a ulaşmayı dilemek, ahiret hayatını dilemek.

Kimden dileyeceğiz? Allah'tan.

Ama arkasından başka bir noktada Hz. Ali'yi yanına çağırarak: "Bütün akrabayı taallukatı topla."

Ve Peygamber Efendimiz konuşmaya başlıyor.

Kureyş kabilesini Safâ Tepesi'ne davet ediyor.

Şöyle buyuruyor:

"Ey Kureyş cemaati! Ben size şu dağın eteğinde, şu vadide düşman hatları var; hemen size saldıracak, malınızı gasp edecek desem bana inanır mısınız?"

"Evet." diyorlar.

"Hiç bugüne kadar yalan söylemedin."

O zaman Allah Resûl'ü diyor:

"O hâlde ben şimdi size önünüzde şiddetli bir azap olduğunu, Allah'a mülâki olmaya inanmayanların, Allah'a mülâki olmaya inanmayanların yani dilemeyenlerin o çetin azaba uğrayacaklarını haber veriyorum.

Ey Kureyşliler! Size karşı benim hâlim, düşmanı gören ve ailesine zarar vereceğinden korkarak hemen haber vermeye koşan bir adamın hâli gibidir.

Ey Kureyş cemaati! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz, uykudan uyanır gibi de dirileceksiniz. Uyku, ölümün ikiz kardeşidir. Kabirden kalkıp Allah'ın huzuruna varmanız, dünyadaki her hareketinizin hesabını vermeniz muhakkaktır.

Neticede hayır ve ibadetlerinizin mükâfatını, kötü işlerinizin de ceza ve şiddetini göreceksiniz.

Mükâfat da ebedîdir, ceza da ebedîdir.

Öyleyse cehenneme giren günahını çektikten sonra cennete girme olayı söz konusu değil. Zaten 58 tane âyet-i kerime de bunu söylüyor. Cehennemden cennete giriş mümkün değil 58 âyet-i kerimeye göre; cehenneme giren kişi orada ebedî kalıyor.

CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOK-1

1. BAKARA-39 Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır.

2. BAKARA-81 Hayır (sandığınız gibi değil), kim, günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa, işte onlar artık ateş ehlidir ve orada devamlı kalacak olanlardır.

3. BAKARA-86 İşte onlar öyle kimselerdir ki, dünya hayatını ahirete karşı satın almışlardır. Bu sebeple azap onlardan hafifletilmez ve onlar yardım da olunmazlar.

4. BAKARA-161 Muhakkak ki küfredip kâfir olarak ölenler, işte onlar, Allah'ın, meleklerin ve insanların hepsinin lâneti onların üzerinedir.

BAKARA-162 (Onlar), onun (lânetin) içinde ebediyyen kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz.

5. BAKARA-167 … Böylece Allah, onlara amellerinin hasara uğradığını gösterecek. Ve onlar ateşten çıkacak da değiller.

6. BAKARA-217 …Bu sebeple işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.”

7. BAKARA-257 Allah, âmenû olanların dostudur, onları zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur, onları nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

8. BAKARA-275 … Ve kim de (faizciliğe) dönerse, işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar orada ebedî kalacak olanlardır.

9. ÂLİ İMRÂN-86 Îmânlarından sonra inkâr eden kavmi, Allah nasıl hidayete erdirir? … …Ve Allah, zâlimler kavmini hidayete erdirmez.

ÂLİ İMRÂN-87 İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin onların (fâsıkların) üzerlerine olmasıdır.

ÂLİ İMRÂN-88 Onlar, onun (lânetin) içinde ebedi kalacak olanlardır. Onlardan azab hafifletilmez ve onlara bakılmaz...

10. ÂLİ İMRÂN-116 …Ve işte onlar ateş ehlidir, onlar, orada devamlı kalacak olanlardır.

11. NİSÂ-14 Ve kim Allah'a ve O'nun Resulune isyan eder ve O'nun sınırlarını aşarsa, onu, içinde ebedî kalacakları ateşe koyar. Ve onun için “alçaltıcı azap “ vardır.

CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOK-2

12. NİSÂ-93 Ve kim, bir mü'mini taammüden öldürürse, o takdirde onun cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir ve Allah ona gazab etmiş ve ona lânet etmiştir. …

13. NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.

14. MÂİDE-37 Ateşten çıkmak isterler ve onlar oradan çıkacak değillerdir. Ve, onlar için “daimî azap” vardır.

15. MÂİDE-80 … Nefslerinin, onlar için takdim ettiği ise “Allah'ın onlara öfkelenmesi” ki ne kötü şey. Ve onlar azâp içinde devamlı kalacak olanlardır.

16. EN'ÂM-128 …Allah'ın dilediği şey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) hariç; sizin barınacağınız yer ateştir, orada ebedî kalacak olanlarsınız.” buyurdu. …

17. A'RÂF-36 Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır

18. TEVBE-17 … İşte onların amelleri heba olmuştur. Ve onlar, ateşte ebedî kalacak olanlardır.

19. TEVBE-63 Allah ve O'nun resûlüne karşı, kim haddi aşarsa, artık onun için mutlaka orada ebediyyen kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmiyorlar mı? İşte bu, büyük rüsvalıktır.

20. TEVBE-68 Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kâfirlere, orada ebedî kalacakları cehennem ateşini vaadetti. O (cehennem), onlara yeter. Ve Allah, onlara lânet etti. …

21. YÛNUS-27 … İşte onlar, ateş halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır

22. YÛNUS-52 Sonra zulmedenlere: “Ebedî (devamlı) azabı tadın!” denildi. Kazandıklarınız-dan başkası ile mi cezalandırıla-caksınız?

23. HÛD-39 Kendisine alçaltacak bir azap gelecek kimseleri artık yakında bileceksiniz. Ve onun üzerine, kalıcı azap nüfuz edecek.

24. HÛD-106 Şâkî olanlara gelince; artık onlar, ateştedir. Onlar, orada çok zor bir şekilde soluk soluğa, nefes alıp verirler.

HÛD-107 Onlar, semalar ve yeryüzü (cehennemin semaları ve arzı) durdukça orada ebedî kalanlardır. Rabbinin dilediği şey (cehennemi yok etmeyi dilemesi) hariç.

CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOK-3

25. RA'D-5 … Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır ve işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalanlardır.

26. NAHL-29 Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür.

27. NAHL-84 … Sonra kâfirlere cehennemden çıkmaları için izin verilmez. Ve onlardan, (Allah'tan) rıza talepleri kabul edilmez.

28. KEHF-2 (Kur'ân-ı Kerim), kayyum olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan mü'minlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi).

KEHF-3 Orada ebedî olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır).

29. TÂHÂ-101 Onlar, onda (o yükün getireceği azabın içinde) ebedî kalacak olanlardır. Ve kıyâmet günü yüklendikleri, onlar için ne kötü (yük)tür.

30. TÂHÂ-127 İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır).

31. ENBİYÂ-99 Eğer onlar gerçekten ilâhlar olsaydılar, oraya (cehenneme) girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada ebediyyen kalacak olanlardır.

32. MU'MİNÛN-103 Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

33. FURKÂN-65 Ve onlar: “Rabbimiz cehennem azabını bizden uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı daimî helâk edicidir.” derler.

34. FURKÂN-68 … Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kişiyi haklı olmadıkça öldürmezler ve zina yapmazlar. Ve kim bunları yaparsa günah cezasıyla karşılaşır.

FURKÂN-69 Kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır.

35. SECDE-14 Öyleyse bu "likâe" gününüzü, unutmanızdan dolayı (azabı) tadın. Muhakkak ki Biz de sizi unuttuk. Ve yaptıklarınız sebebiyle ebedî azabı tadın.

36. SECDE-20 Ve fakat fasık olanlar, onların mevası ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya iade edilirler. Ve onlara: "Ateşin azabını tadın! Ki onu tekzip etmiştiniz." denir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20268 dk okuma6