Muhterem Hocam, "Cennetin kapısının anahtarı namazdır." dedi. İnsanların cennete ya da cehenneme gitmesini belirleyen unsur namaz mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, "Cennetin kapısının anahtarı namazdır." dedi. İnsanların cennete ya da cehenneme gitmesini belirleyen unsur namaz mıdır?
Cevap
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sahih-i Buhari Cilt-12, 1918.
"Allah’ın rahmeti olmaksızın hiç kimse cennete gidemez.”,
Sahâbe soruyor: “Sen de mi ey Allah'ın Resûl’ü?”,
“Evet, Ben de. Ama Rabbim beni rahmetinin içine gark etti."
Öyleyse rahmetin bize ulaşabilmesi, bir dilektir! Kalpten Allah'a ulaşmayı dilemek. Bu dua ancak dinde fırkalara ayrılmaktan kurtulmaktır.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ahmed bin Hanbel Müsned 4/375, İbn Ebi’d-Dünya, Tergib ve Terhib 2/402.
“…Cemaat rahmettir. Ayrılık (Tefrika) azaptır!”
Tefrika, dinde fırkalara ayrılmaktır. Allahû Tealâ kimin üzerine Rahîm esması ile tecelli eder? Yûsuf Suresi 53. âyet-i kerimesinde:
12/YÛSUF-53 Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esması ile tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
Allah kimin üzerine Rahîm esması ile tecelli eder? Allah'a ulaşmayı dileyenlerin. İşte Allahû Tealâ Hûd Suresinin 118. 119. âyet-i kerimelerinde ne diyor?
11/HÛD-118 Ve lev şâe rabbuke le cealen nâse ummeten vâhideten ve lâ yezâlûne muhtelifîn(muhtelifîne).
Ve Rabbin, şayet dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Oysa ihtilâflar devam edecek.
11/HÛD-119 İllâ men rahime rabbuke, ve li zâlike halakahum, ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
Rabbinin rahmet ettiği (Rahîm esmasıyla tecelli ederek rahmet nuru gönderdiği) kimseler (ihtilâfa düşmeyip Allah’a ulaşmayı dileyenler) hariç. Ve onları (insanları), bunun için (ihtilâfa düşenlerle düşmeyenleri ayırmak için) yarattı. Rabbinin (ihtilâfa düşenler yani Allah’a ulaşmayı dilemeyenler için) sözü tamamlandı: Cehennemi mutlaka tamamen insanlar ve cinlerle dolduracağım.
Öyleyse insanların cennet ya da cehenneme gitmesini belirleyen unsur, namaz değil, bir dilektir! Kalpten Allah'a ulaşmayı dilemek, Allah'ın da Rahîm esmasıyla tecelli ettiği kişilerdir. "Cemaat rahmettir, tefriki (cemaatten ayrılmak) azaptır." "Benim ümmetim dalâlet üzere cem olmaz." Cem olmanın adresi, hidayettir.
Öyleyse kim Allah'a ulaşmayı dilerse, hidayeti dilerse, Allah onun üzerine Rahîm esması ile tecelli eder. Cennet saadetini verdiği reçete aslında, bizim tek bir talebimize bağlı. Reçeteyi Allahû Tealâ net olarak veriyor, Allah'a ulaşmayı dileyeceğiz. Cennetin anahtarı, cehennemin kilidi, bir insanın Allah'a ulaşmayı dilemesidir. Kim Allah'a ulaşmayı dilerse Allahû Tealâ onu mutlaka cennet saadetine ulaştırır. Cennet saadeti bir dilektir.
Mu'minûn Suresi 102. âyet-i kerimesinde:
23/MUMİNÛN-102 Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).
O zaman kimin mizanı (sevap tartıları) ağır gelirse işte onlar, felâha erenlerdir.
Kimin hasenat (sevap) tartıları ağır gelir? Enfâl Suresi 29. âyetine göre; günahları örtülen, takva sahibi olan. Allah'a ulaşmayı dileyen.
8/ENFÂL-29 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).
Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
Rûm Suresi 31. âyetine göre de şirkten kurtulan.
30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Kimin amelleri boşa gider? Allah'a ulaşmayı dilemeyen, amelleri boşa gider.
10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Kim Allah'a ulaşmayı dilemezse amelleri boşa gider ve günahları sebebiyle gideceği yer cehennemdir. İşte Zumer Suresi 65. âyet-i kerimesi:
39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.
Eğer şirk koşarsan, Rûm Suresi 31. âyetine göre Allah'a ulaşmayı dilemezsen, takva sahibi olmazsan, amelin boşa gider ve cehennemliklerden olursun. Öyleyse cennet saadeti bir dilektir. Kalben Allah'a ulaşmayı dilemek.