Muhterem Hocam, çevremdeki insanlara tebliğ yaptığım zaman bana tarikatın, tasavvufun Kur'ân-ı Kerim'de olmadığını ve mürşidîn şirk olduğunu, zikrin farz olmadığını ve mürşid için hacet namazı Kur'ân'da olmadığını söylediler. Bu konudaki âyetleri söyleyebilir misiniz?

Soru

Muhterem Hocam, çevremdeki insanlara tebliğ yaptığım zaman bana tarikatın, tasavvufun Kur'ân-ı Kerim'de olmadığını ve mürşidîn şirk olduğunu, zikrin farz olmadığını ve mürşid için hacet namazı Kur'ân'da olmadığını söylediler. Bu konudaki âyetleri söyleyebilir misiniz?

Cevap

Evet sevgili kardeşim. Tarikatın olmadığını söylüyor. Tarikat bir Kur'ân-ı Kerim gerçeğidir. Tarikatla ilgili âyetlere baktığımız zaman bir kere tarîk yoldur, tarikat da yollar demektir. Kur'ân'daki tarikat gerçeğine bakalım. Allahû Tealâ ne diyor:

KUR’ÂN’DAKİ TARİKAT GERÇEĞİ 1. NİSÂ-168 Muhakkak ki inkâr edenleri ve zulmedenleri (başkalarını da mürşide ulaşmaktan men edip saptıranları), Allah mâğfiret edecek değildir ve yola (Allah’a ulaştıran Sıratı Mustakîm’e) hidayet edecek değildir. 2. NİSÂ-169 Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır. 3. MÜ’MİNÛN-17 Ve andolsun ki Biz, sizin üzerinizde 7 yol yarattık ve Biz, yaratmaktan gâfil değiliz. 4. AHKAF-30 Onlar: “Ey kavmimiz! Muhakkak ki biz, Hz. Musa (A.S)’dan sonra indirilen, onların elindekini tasdik eden Hakk’a ulaştıran ve Tarîki Mustakîm’e hidayet eden bir kitap dînledik.” dediler. 5. CİNN-16 Ve eğer onlar, tarikat üzere olarak (Allah’a) yönelselerdi, onları mutlaka bol su (rahmet) ile sulardık (bol bol rahmet ulaştırırdık) ki.”

Mü'minûn Suresi'nin 17. âyet-i kerîmesinde:

23/MÜ’MİNÛN-17 Ve lekad halaknâ fevkakum seb'a tarâika ve mâ kunnâ anil halkı gâfilîn(gâfilîne). Ve andolsun ki Biz, sizin üzerinizde 7 yol yarattık ve Biz, yaratmaktan gâfil değiliz.

Devrin imamının ana dergâhından yedînci gök katına yedi tane Tarîk'le ulaşılır ve yedînci gök katında yedi âlemden oluşan bir muhtevayla ruh Allah'ın Zat'ına ulaşır. Dolayısıyla Allah'ın Zat'ına ulaştıran Sırat-ı Mustakîm yolunun dört bölümden bir tanesi dikey, birinci dikey bölümü Tarîk-i Mustakîm'i oluşturuyor. Öyleyse Tarîk-i Mustakîm bir Kur'ân-ı Kerim gerçeğidir ve Allahû Tealâ kişi eğer Tarik-i Mustakîm'e ulaşıp mürşidîne tâbî olmazsa mutlaka onun mürşidi şeytandır. Nisâ 168'e göre: "Muhakkak ki inkâr edenler ve zulmedenleri, başkalarını da Mürşide ulaşmaktan men edenleri saptıranlar kimdir?" Bu Mürşide ulaşmaktan men eden, "Tarikat yoktur" diyen kişi. "Allah onları mağfiret etmez, onları Sırat-ı Mustakîm'e yani Tarîk-i Mustakîm'e ulaştırmaz" diyor. Öyleyse bir Allah'a ulaştıran Tarîk-i Mustakîm var, bir de şeytana götüren, cehenneme götüren Tarîk-i Cahîm var. Allahû Tealâ bunları hep âyetlerde söylüyor ve Allahû Tealâ kime yardım edeceğini de bir söylüyor. Cin 16'da: "Eğer onlar tarikat üzere olsalardı.." Şimdi tarikat üzere olmak, mürşide tâbiiyeti gerektiriyor. Yani onlar mürşitlerine tâbî olsalardı, onları katımızdan kalpleri doyana kadar rahmet verirdik. Tasavvuf yoktur diyor. Tasavvuf, Kur'ân'daki İslam'ın yaşanmasıdır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: "Size Allah'ın Kitabı ve sünnetimi, Allah'ın Kitabı, ehli beytimi bırakıyorum." İşte tasavvuf Resûlullah'ın hadiste zikrettiği Kur'ân-ı Kerim'in hayata geçirilmesidir, Resûlullah'ın sünnetidir Tasavvuf.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663. “Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehli Beyt’im.”

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663 “Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”

Resûlullah'ın sünneti olduğunu hangi âyet bize söylüyor? Kehf Suresi'nin 28. âyet-i kerîmesi. Kehf Suresi 28. âyet-i kerîmesi ne diyor:

18/KEHF-28 Vasbır nefseke meallezîne yed'ûne rabbehum bil gadâti vel aşiyyi yurîdûne vechehu ve lâ ta'du aynâke anhum, turîdu zînetel hayâtid dunyâ ve lâ tutı' men agfelnâ kalbehu an zikrinâ vettebea hevâhu ve kâne emruhu furutâ(furutan). Sabah akşam, O’nun Vechi'ni (Zat’ını) isteyerek Rabbine dua edenlerle beraber nefsini sabırlı tut. Dünya hayatının ziynetini dileyerek gözünü onlardan çevirme! Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız ve hevasına (heveslerine) tâbî olan kimselere isteyerek, işinde haddi aşmış olanlara itaat etme!

Tasavvuf neyle yaşanır? Tasavvufun odak noktasında mürşid ve mürit vardır. Şimdi hemen bu âyet-i kerîmeye bakalım. "Sabah akşam onun Zat'ını isteyerek Rabbine duâ edenlerle beraber nefsini sabırlı tut." Allah’ın Zat’ını dileyenler, sabah akşam dileyenler onlar mürittir. Allah'ı murad eden kişi. Ama Allah'ı murad eden kişi kime tâbî olmuştur? Mürşidîne tâbî olmuştur. Ve mürşide AllahûTeâlâ emrediyor: "Sabah akşam Allah'ın Zat'ını isteyerek, yani müritlerle beraber Rabbine duâ edenlerle beraber sen de onlarla bulun. Dünya hayatının zînetini dileyerek gözünü onlardan çevirme. Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız, hevâsına tâbî olan kimselere isteyerek itaat etme." İşte insanoğlunun iki tane düşmanından bir tanesi nefstir, dünyadır. Diğeri de bu dünyayı bize gösteren şeytan. İnsan şeytanlar, cin şeytanlardır. Her ikisine de işaret edilmiş. Kur'ân-ı Kerim'de olmadığını. Tam tersi Kur'ân-ı Kerim'de olduğunu izah ediyoruz. Ve mürşidîn şirk olduğunu. Tam tersi mürşide tâbî olmayan kişi dalâlettedir, şirktedir. Hemen mürşidîne tâbî olmayan on âyet-i kerîmeye bakalım beraberce.

MÜRŞİDE TABİ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 AYET) 1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler. 2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder. 3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. … 4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz. 5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.” 6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ... 7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur. 8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edînen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?… 9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler. 10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

"Ondan evvel gerçekten apaçık bir dalâlet içindeydiler." Her dalâlet olan şirk'te midir? Evet. Ondokuz negatif özelliği de bu kenara alalım ve tek tek inceleyelim.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ Allah’ın ayetlerinden gafildir. Ynus-7 / Nahl-78 Şirktedir. Zumer-65 Küfürdedir. Sebe-20 Dalâlettedir. Ra’d-27 Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhruf 40 / En’âm 39-122 / 8-24 Fısktadır. Bakara 26 Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17 Dînde fırkalara ayrılmıştır. En’âm-43 Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide 51 / İbrahim 27 Cahildir (akletmeyendir). Bakara 13 / Bakara-142 İsyandadır. Yûnus 11 Sebîlel gayy’dadır. A’râf-146 Fitnededir. A’râf-27 / Enfâl-28 Birbirine düşmandır. Âli İmrân 103 Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65 Takva sahibi değildir. Rûm-32 Mümin değildir. Sebe-20 Hidayette değildir. Yûnus-45 Gideceği yer cehennem. Mü’minûn-103 / A’râf-178

Yani başlangıçta herkes ondokuz negatif özelliğin sahibidir ve bu ondokuz negatif özellikten bir tanesi dalâlettir. Dalâlet olan herkes şirk'tedir. Bakın, ikinci nokta şirk'tedir ve dalâlet. Öyleyse onlar ondan önce dalâletteydiler demek onlar şirk'tedir demektir. Mürşide tâbî olmayan herkes şirk'tedir. A'râf 186, mürşidîne tâbî olmayan kişi için bir hidayetçi yok. Şirk olan kişi için Tâhâ 123, mürşidîne tâbî olmayan dalâlette kalır. Kehf 17, şirk olanlar mürşidîne tâbî olmayanlar için bir mürşit yok. Tâhâ 123. Tek tek inceleyebilirsiniz. O zaman aslında Kur'ân-ı Kerim gerçeğine: Kur'ân-ı Kerim gerçeği mürşidîn şirk olduğu. Mürşide tâbî olmayanın şirk'te kaldığı. Zikir farzdır. Çünkü Allahû Tealâ Kur'ân-ı Kerim'de zikri de, çok zikri de, daimî zikri de farz kılmış. Muzzemmil 8, zikri farz kılmış. Ahzâb 41, çok zikri farz kılmış. Nisâ 103, daimî zikri farz kılmış. Âyetler gayet açık ortada.

73/MUZZEMMİL-8 Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen). Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş. 33/AHZÂB- 41 Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran). Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredîn. 4/NİSÂ -103 Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten). Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredîn! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, "vakitleri belirlenmiş bir farz" olmuştur.

Hacet namazıyla Kur'ân'da mürşide ulaşmak için hacet namazı yoktur diyor. Vardır.

HACET NAMAZI ÖNCE BOY ABDESTİ ALINIR, HACET NAMAZINA NİYET EDİLİR. 1. REKÂT: Subhaneke -Fâtiha - 3 Âyetel Kursî 2. REKÂT: Fâtiha -İhlâs - Felâk - Nâs OTURUNCA: Ettehiyyatu 3. REKÂT: Fâtiha -İhlâs - Felâk - Nâs 4. REKÂT: Fâtiha- İhlâs - Felâk - Nâs OTURUNCA: Ettehiyyatu - Allahumme Salli - Allahumme Barik – Rabbena Allah'tan mürşid istenir: Bu namaz, Perşembeyi Cumaya bağlayan gece veya kandil gecelerinde kılınır. Dua bitince uyumadan önce 3 Âyet-el Kürsi okunur. Kimseyle konuşmadan kıbleye doğru, sağ yan üstü yatılıp ALLAH’I zikir ederek uyunur. BAKARA-45: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidîni sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. BAKARA 46: Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

Allahû Teâlâ Bakara Suresi'nin 45 ve 46. âyet-i kerîmelerinde bunu söylüyor: "Sabır ve namazla istianeyi, mürşidînizi isteyiniz. Zordur ama huşû sahipleri için değil." Mürşid niçin isteniyor? Mürşidsiz insan ruhu Allah'a ulaşamaz, gök kapıları o kişiye açılmaz. Nasıl ölümle ruhun Allah'a ulaşmasında vazifeli melekler görev yapıyorlarsa, hayattayken ruhun Allah'a ulaşmasında da gök katlarının kapısı kendisine açılan devrin imamı mürşitle bu seyr-i sülûk yapılır. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20269 dk okuma2