Muhterem Hocam, cezbenin sadece Allah’tan geldiğini, şeytandan gelmediğini öğrendik ve mü'minlere geldiğini de biliyoruz. Allah’a ulaşma dileğinin söylenmediği, hatta yok denildiği

Soru

Muhterem Hocam, cezbenin sadece Allah’tan geldiğini, şeytandan gelmediğini öğrendik ve mü'minlere geldiğini de biliyoruz. Allah’a ulaşma dileğinin söylenmediği, hatta yok denildiği bazı cemaat ve tarikatlarda cezbelenenlerin çok olduğunu görebiliyoruz. Bu durumla ilgili doğru düşünce ne olmalı?

Cevap

Sevgili kardeşim, tabiî sen öyle zannediyorsun. Allahû Tealâ devamlı kalbe bakıyor. Ama sen o insanların kalbindekini bilmiyorsun. Kalbiyle, Allah’la nasıl bir ilişki olduğunu bilmiyorsun; bilen Allahû Tealâ’dır.

7 CEZBE ÂYETİ

1. ÂLİ İMRÂN - 119: İşte siz (mü’minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz.

2. ENFÂL - 2: Gerçek mü’minler onlardır ki; Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer (cezbelenir). Ve onlara Allah’ın âyetleri okunduğu zaman onların îmânlarını arttırır ...

3. HİCR - 52: Onun yanına girdikleri zaman: “Selâm olsun” dediler. (İbrâhîm (A.S)) şöyle dedi: “Gerçekten biz sizden korkuyoruz.”

4. HAC - 35: Onlar, Allah’ı zikrettikleri zaman kalpleri titreyenlerdir (Allah’tan gelen bir cereyanla kalpleri ve vücutları sarsılanlardır). Onlara isabet edenlere sabredenlerdir ...

5. MU’MİNÛN - 60: Ve onlar vereceklerini verirler. Onlar, Rab’lerine geri dönenler (ulaşanlar) olduğundan onların kalpleri titrer.

6. MERYEM - 58: ... ve Bizim hidayete erdirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendir. Onlara, Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak ve secde ederek yere kapanırlardı.

SECDE - 15: ... (âyetlerimiz) zikredildiği zaman (hemen) secde ederek yere kapanırlar. Ve Rab’lerini hamd ile tesbih ederler...

7. ZUMER - 23: Allah, İhdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını, ikişer ikişer, Kitab’a müteşabih olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar...

Dolayısıyla cezbe ile ilgili âyetlere baktığımız zaman bunların başında Enfâl 2 geliyor: “Gerçek mü'minler, onlar öyle kimselerdir ki Allah zikredildiği zaman kalpleri titrer. Allah’ın âyetleri okunduğu zaman îmânları artar ve onlar Rablerine tevekkül edenlerdir.”

Şimdi Kur'ân-ı Kerim’in hakikati bu. Geri kalan o insanlar —"Allah’tan geldiğini, şeytandan gelmediğini öğrendik, evet; mü'minlere geldiğini de biliyoruz. Allah’a ulaşma dileğinin söylenmediği, hatta yok denildiği bazı cemaat ve tarikatlarda cezbe hâllerinin çok olduğunu görebiliyoruz." Bunlar cezbe sahipleri mutlaka ehl-i tariklerdir ve onlara o şekilde geçmiş durumdadır.

Kalbine îmân yazılmayan ve mürşidine tâbî olmayan, zikretmeyen kişiler: Belki şu anda cezbe bunlarda vardır ama daha sonra mutlaka tâbî olacaklardır. Yani Allah’ın hükümleri evrenseldir, her zaman geçerlidir. Kalbinde Allah’a ulaşma dileği, mürşide tâbiiyet olmayan kişilerin bu cezbe sahibi olması mümkün değildir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ağustos 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20262 dk okuma7