Muhterem Hocam, çocukken başkalarından insanların günahlarının cezası kadar cehennemde yanacaklarını, cezaları bittikten sonra alınları damgalı olarak cehennemden çıkacaklarını, ce

Soru

Muhterem Hocam, çocukken başkalarından insanların günahlarının cezası kadar cehennemde yanacaklarını, cezaları bittikten sonra alınları damgalı olarak cehennemden çıkacaklarını, cennete gireceklerini duyduk. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Açıklar mısınız?

Cevap

Hayır sevgili kardeşlerim, böyle bir şey mümkün değil. Herşeyden evvel ahir zaman Peygamberi, nebîlerin sultanı Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimizdir. Ondan sonra nebî gelmeyecektir. Bütün nebîlere Allahû Tealâ şeriat kitabı gönderir ve şeriat kitabı sadece nebîlere gelir. Son şeriat kitabı da Kur’ân-ı Kerim’dir. Kur’ân-ı Kerim’de yok; yok.

Bakın, eğer Peygamber Efendimiz (S.A.V) son ahir zaman peygamberiyse, son şeriat kitabı kendisine indirilmişse, son şeriat kitabı olan Kur’ân-ı Kerim’de de her sualin cevabı vardır. 7 tane âyet-i kerime bunu bildirir. Nitekim âyet-i kerimelerde buyuruluyor ki: “Herşeyi açıklamak için Biz bu Kur’ân’ı indirdik. Bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” Bu sebeple her sorunun cevabı kesinlikle Kur’ân’da vardır.

KUR’ÂN’DA HER KONU AÇIKLANMIŞ

1. 39/ZUMER-27: Ve andolsun ki, bu Kur’ân’da insanlar için bütün meselelerden örnekler verdik. Umulur ki, böylece onlar tezekkür ederler.

2. 6/EN’ÂM-38: Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra Rab’lerine haşrolunacaklar (olunurlar).

3. 16/NAHL-89: Ve sana, herşeyi beyan eden (açıklayan), hidayete erdiren ve rahmet olan Kitab’ı, Müslümanlara (Allah’a teslim olanlara) müjde olarak indirdik.

4. 6/EN’ÂM-67: Her haber için kararlaştırılmış bir zaman vardır. Ve yakında bileceksiniz.

5. 2/BAKARA-269: (Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse böylece ona çok hayır verilmiştir. Ve ulûl'elbabtan başkası tezekkür edemez.

42/ŞÛRÂ-51: Allah’ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illa vahiy ile veya perde arkasından veya resûl (melek) göndererek, dilediğine izniyle vahyetmesi diye. Allah, bilir ve hikmet sahibidir.

6. 21/ENBİYÂ-7: Ve senden önce, vahyettiğimiz rical (erkekler)den başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (daimî zikrin sahiplerine) sorun.

2/BAKARA-186: Ve kullarım sana, Benden sordukları zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına icabet ederim. O hâlde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana îmân etmiş olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

7. 25/FURKÂN-33: Ve sana hak ile ve en güzel (ahsen) tefsir ile ulaştırdığımızdan (meselelerden) başka bir meseleyi sana getirmediler.

Kim için var? Hikmet sahibi âlim için var. Eğer bilmiyorsanız, hikmet sahibi âlimlere sorunuz. Öyleyse dinimizi hem Kur’ân’dan hem de Kur’ân’ı bize öğretecek hikmet sahibi âlimlerden öğrenmek durumundayız. Biz de şu anda size yaptığımız açıklamaları, en üst seviyedeki hikmet sahibi âlim olan devrin imamından öğrendik.

Devrin imamının Allah’tan doğrudan doğruya aldığı öğretiye göre, tam 58 tane âyet-i kerime gereğince cehenneme cehennemlik olarak giren bir kişinin oradan çıkması mümkün değildir. Takva sahibi olanların hepsinin gideceği yer ise cennettir. 7 safha takva vardır, cehennemden ise çıkış yoktur.

CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOK

1. BAKARA-39: Ve inkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir, orada ebedî kalacak olanlardır.

2. BAKARA-81: Hayır (sandığınız gibi değil), kim, günah kazanmış da hataları kendisini kuşatmışsa, işte onlar artık ateş ehlidir ve orada devamlı kalacak olanlardır.

3. BAKARA-86: İşte onlar öyle kimselerdir ki, dünya hayatını ahirete karşı satın almışlardır. Bu sebeple azap onlardan hafifletilmez ve onlar yardım da olunmazlar.

4. BAKARA-161: Muhakkak ki küfredip kâfir olarak ölenler, işte onlar, Allah’ın, meleklerin ve insanların hepsinin lâneti onların üzerinedir.

BAKARA-162: (Onlar), onun (lânetin) içinde ebediyyen kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz.

5. BAKARA-167: … Böylece Allah, onlara amellerinin hasara uğradığını gösterecek. Ve onlar ateşten çıkacak da değiller.

6. BAKARA-217: …Bu sebeple işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır.

7. BAKARA-257: Allah, âmenû olanların dostudur, onları zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları tağuttur, onları nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.

8. BAKARA-275: … Ve kim de (faizciliğe) dönerse, işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar orada ebedî kalacak olanlardır.

9. ÂLİ İMRÂN-86: Îmânlarından sonra inkâr eden kavmi, Allah nasıl hidayete erdirir? … …Ve Allah, zâlimler kavmini hidayete erdirmez.

ÂLİ İMRÂN-87: İşte onların cezası, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin onların (fâsıkların) üzerlerine olmasıdır.

ÂLİ İMRÂN-88: Onlar, onun (lânetin) içinde ebedî kalacak olanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara bakılmaz...

10. ÂLİ İMRÂN-116: …Ve işte onlar ateş ehlidir, onlar, orada daimî kalacak olanlardır.

11. NİSÂ-14: Ve kim Allah’a ve O’nun Resûl’üne isyan eder ve O'nun sınırlarını aşarsa, onu, içinde ebedî kalacakları ateşe koyar. Ve onun için “alçaltıcı azap” vardır.

12. NİSÂ-93: Ve kim, bir mü’mini taammüden öldürürse, o taktirde onun cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir ve Allah ona gazab etmiş ve ona lânet etmiştir. …

13. NİSÂ-169: Ancak cehennem yoluna (hidayet eder, ulaştırır), onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Ve bu, Allah için kolaydır.

14. MÂİDE-37: Ateşten çıkmak isterler ve onlar oradan çıkacak değillerdir. Ve, onlar için “daimî azap” vardır.

15. MÂİDE-80: … Nefslerinin, onlar için takdim ettiği ise “Allah’ın, onlara öfkelenmesi” ki ne kötü şey. Ve onlar azap içinde devamlı kalacak olanlardır.

16. EN’ÂM-128: …Allah’ın dilediği şey (cehennemin yok olma zamanı gelmesi hali) hariç; sizin barınacağınız yer ateştir, orada ebedî kalacak olanlarsınız.” buyurdu. …

17. A’RÂF-36: Ve âyetlerimizi yalanlayan kimseler ve onlara karşı kibirlenenler, işte onlar ateş ehlidirler ve onlar, orada devamlı kalanlardır.

18. TEVBE-17: … İşte onların amelleri heba olmuştur. Ve onlar, ateşte ebedî kalacak olanlardır.

19. TEVBE-63: Allah ve O’nun Resûl’üne karşı, kim haddi aşarsa, artık onun için mutlaka orada ebediyyen kalacağı cehennem ateşinin olduğunu bilmiyorlar mı? İşte bu, büyük rüsvalıktır.

20. TEVBE-68: Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve kâfirlere, orada ebedî kalacakları cehennem ateşini vaadetti. O (cehennem), onlara yeter. Ve Allah, onlara lânet etti. …

21. YÛNUS-27: … İşte onlar, ateş halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır.

22. YÛNUS-52: Sonra zulmedenlere: “Ebedî (devamlı) azabı tadın!” denildi. Kazandıklarınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?

23. HÛD-39: Kendisine alçaltacak bir azap gelecek kimseleri artık yakında bileceksiniz. Ve onun üzerine, kalıcı azap nüfuz edecek.

24. HÛD-106: Şâkî olanlara gelince; artık onlar, ateştedir. Onlar, orada çok zor bir şekilde soluk soluğa, nefes alıp verirler.

HÛD-107: Onlar, semalar ve yeryüzü (cehennemin semaları ve arzı) durdukça orada ebedî kalanlardır. Rabbinin dilediği şey (cehennemi yok etmeyi dilemesi) hariç.

25. RA’D-5: … Ve işte onlar, boyunlarında demir halkalar olanlardır ve işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalanlardır.

26. NAHL-29: Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür.

27. NAHL-84: … Sonra kâfirlere cehennemden çıkmaları için izin verilmez. Ve onlardan, (Allah’tan) rıza talepleri kabul edilmez.

28. KEHF-2: (Kur’ân-ı Kerim), kayyum olarak, katından şiddetli azapla uyarmak ve salih amel yapan mü’minlere en güzel ecrin onların olduğunu müjdelemek için (indirildi).

KEHF-3: Orada ebedî olarak kalıcıdırlar (kalacaklardır).

29. TÂHÂ-101: Onlar, onda (o yükün getireceği azabın içinde) ebedî kalacak olanlardır. Ve kıyâmet günü yüklendikleri, onlar için ne kötü (yük)tür.

30. TÂHÂ-127: İsraf edenleri (haddi aşanları) ve Rabbinin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Ve ahiret azabı daha şiddetli ve bâkidir (devamlıdır).

31. ENBİYÂ-99: Eğer onlar gerçekten ilâhlar olsaydılar, oraya (cehenneme) girmeyeceklerdi. Ve hepsi orada ebediyyen kalacak olanlardır.

32. MU’MİNÛN-103: Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

33. FURKÂN-65: Ve onlar: “Rabbimiz cehennem azabını bizden uzaklaştır. Muhakkak ki onun azabı daimî helâk edicidir.” derler.

34. FURKÂN-68: … Allah’ın (öldürülmesini) haram kıldığı kişiyi haklı olmadıkça öldürmezler ve zina yapmazlar. Ve kim bunları yaparsa günah cezasıyla karşılaşır.

FURKÂN-69: Kıyâmet günü onun azabı kat kat artar. Ve orada alçaltılmış olarak ebediyyen kalır.

35. SECDE-14: Öyleyse bu “likâe” gününüzü, unutmanızdan dolayı (azabı) tadın. Muhakkak ki Biz de sizi unuttuk. Ve yaptıklarınız sebebiyle ebedî azabı tadın.

36. SECDE-20: Ve fakat fasık olanlar, onların mevası ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya iade edilirler. Ve onlara: “Ateşin azabını tadın! Ki onu tekzip etmiştiniz.” denir.

37. AHZÂB-64: Muhakkak ki Allah, kâfirleri lânetledi. Onlar için alevli ateşi (cehennemi) hazırladı.

AHZÂB-65: Orada ebediyyen kalıcılardır (kalacak olanlardır). (Orada) bir dost ve bir yardımcı bulamazlar.

38. SEBE-51: Ve onları dehşete kapıldıkları zaman görsen. Artık kaçış (kurtuluş) yoktur. Ve onlar, (cehenneme) yakın bir yerden yakalandılar.

39. FÂTIR-37: …“Rabbimiz bizi (buradan) çıkar, yapmış olduklarımızdan başka salih amel yapalım.” … …Size nezir gelmedi mi? O hâlde (azabı) tadın. Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

40. SÂFFÂT-9: Kovulmuş olarak, onlar için kesilmeyen sürekli azap vardır.

41. ZUMER-40: Kendisini rezil edecek azap, kime gelecekse (ona ulaşır) ve mukim (sürekli) azap onun üstüne iner.

42. ZUMER-72: (Onlara): “Orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin!” denildi. Artık kibirlenenlerin mesvası (kalacağı yer) ne kötü.

43. MU’MİN-11: (Kâfirler) dediler ki: “Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, böylece günahlarımızı itiraf ettik. Artık (buradan) çıkmaya bir yol var mı?”

44. MU’MİN-49: Ve ateşin içinde olanlar, cehennem bekçilerine şöyle dediler: “Rabbinize dua edin. Azaptan bir günü bize hafifletsin.”

45. MU’MİN-76: Ebediyyen orada kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Artık kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötü.

46. FUSSİLET-24: Artık sabredebilirlerse artık ateş onların kalacakları yerdir. Ve eğer onlar affedilmek isterlerse, onlar affedilecek olanlardan değillerdir.

47. FUSSİLET-28: İşte bu Allah’ın düşmanlarının cezası ateştir. Âyetlerimizi bilerek inkâr etmiş olmaları sebebiyle ceza olarak, onlar için orada ebedîlik yurdu vardır.

48. ŞÛRÂ-45: … Muhakkak ki zalimler, mukîm (devamlı) azabın içindedirler, değil mi?

49. ZUHRÛF-74: Muhakkak ki mücrimler (suçlular), cehennem azabı içinde ebediyyen kalacak olanlardır.

50. ZUHRÛF-77: Ve (mücrimler): “Ey malik (ey cehennem bekçisi)! Rabbin bizim üzerimize hüküm versin (bizi öldürsün).” diye seslendiler. (Malik): “Muhakkak ki siz, (bu azabın içinde) kalacak olanlarsınız.” dedi.

51. MUHAMMED-15: …Onlar için orada her çeşit meyve bulunur ve (onlar

için) Rab’lerinden mağfiret vardır. (Bunların durumu), ateşte devamlı kalacak olan ve hamîm (sıcak kaynar su) içirilen, bu sebeple bağırsakları parçalanan kimsenin durumu gibi midir?

52. MUCÂDELE-17: Onların malları ve evlâtları, Allah’tan bir şeye (azaba) karşı onlara asla fayda vermez. İşte onlar, ateş ehlidir, orada ebediyyen kalacak olanlardır.

53. HAŞR-17: Böylece ikisinin (münafıkların ve şeytanın) akıbeti orada, ateşin içinde ebediyyen kalmak oldu. Ve işte bu, zalimlerin cezasıdır.

54. TEGÂBUN-10: Âyetlerimizi inkâr edenler ve yalanlayanlar; işte onlar, ateş ehlidirler, orada (cehennemde) ebediyyen kalacak olanlardır. Ve (o) ne kötü varış yeri (ulaşılacak yer).

55. CİN-23: …Ve kim Allah’a ve O’nun Resûl’üne asi olursa, bundan sonra muhakkak ki onun için, içinde ebediyyen kalacağı cehennem ateşi vardır.

56. NEBE-21: Muhakkak ki cehennem mirsad olmuştur.

NEBE-22: Azgınlar için meab (sığınılacak yer) olarak.

NEBE-23: (Onlar) orada bütün zamanlar boyunca kalacak olanlardır.

57. İNFİTÂR-14: Ve muhakkak ki füccar, mutlaka alevli ateş içindedir.

İNFİTÂR-15: Din günü ona (alevli ateşe) yaslanırlar (atılırlar).

İNFİTÂR-16: Ve onlar ondan (alevli ateşten) gaib olacak (kaybolacak, yanıp bitecek) değillerdir.

58. BEYYİNE-6: Muhakkak ki kitap ehlinden inkâr edenler ve müşrikler, cehennem ateşindedirler ve orada devamlı kalacak olanlardır. …

Ancak Meryem Suresinin 71 ve 72. âyetlerinde belirtildiği üzere, başlangıç noktasında bütün insanlar cehenneme gireceklerdir. Cennetlikler de cehenneme gireceklerdir. Âyette şöyle buyrulur:

19/MERYEM-71: Ve in minkum illâ vâriduhâ, kâne alâ rabbike hatmen makdıyyâ(makdıyyen).

Ve sizden biriniz (bile hariç olmamak üzere hepiniz), illa (muhakkak) ona (cehenneme) varacaksınız. (Bu), senin Rabbinin üzerine (aldığı) kesinleşmiş bir hükümdür.

19/MERYEM-72: Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ(cisiyyen).

Sonra takva sahiplerini kurtaracağız. Ve zalimleri, diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.

Bu mutlaka gerçekleşecektir. Sonrasında Allahû Tealâ, takva sahiplerini kurtarıp cennete alacak, zalimleri ise cehennemde bırakacaktır. Öyleyse zalim olarak, yani günahları sevaplarından fazla olarak cehenneme giren bir insanın oradan çıkması mümkün değildir.

7 SAFHA TAKVA

1. 30/RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

2. 5/MÂİDE-35: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

3. 50/KÂF-31: Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.

4. 22/HACC-37: Onun (kurbanların), etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat sizden O’na, takva (Allah’a teslim olma) ulaşır……

5/MÂİDE-93: Âmenû olanlar ve salih amel yapanlar üzerine, takva …… Âmenû olun ve amilüssalihat yapın sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun! Allah muhsinleri (ahsen olanları, 4. takvaya ulaşanları) sever.

5. 7/A’RÂF-201: Muhakkak ki; takva sahibi kimseler şeytandan onlara gözü büyüyen bir vesvese dokunduğu zaman (Allah’ı) tezekkür ederler (Allah’la tezekkür ederler)……

6. 5/MÂİDE-100: ……Ey Ulûl'elbab! Artık Allah’a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.

7. 3/ÂLİ İMRÂN-102: Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a teslim olmadan ölmeyin!

7 CENNET KATI

1. 88/GÂŞİYE-10: Âli cennettedir.

2. 18/KEHF-107: Âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar; onların ikramı, firdevs cennetleridir.

3. 25/FURKÂN-15: De ki: “Bu mu daha hayırlıdır, yoksa muttakilere (takva sahiplerine) vadedilen, onlar için bir ceza (mükâfat) ve dönüş yeri olan ‘Cenneti Huld’ mu (ebedî cennet mi)?”

4. 29/ANKEBÛT-58: Ve onlar ki âmenû oldular (Allah’a ulaşmayı dilediler) ve salih amel (nefs tezkiyesi) işlediler. Onları mutlaka, altından nehirler akan cennette köşklere yerleştireceğiz.

5. 32/SECDE-19: Fakat âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dilemiş olanlar) ve salih amel (nefs tezkiyesi) yapanlar, işte onlar için yapmış olduklarından dolayı ikram olarak meva cennetleri vardır.

6. 10/YÛNUS-9: Muhakkak ki âmenû olanlar ve amilüssalihat (nefs tezkiyesi) yapanlar, îmânlarından dolayı Rab’leri, onları hidayete erdirir. Onlar, altlarından ırmaklar akan naîm cennetlerindedirler.

7. 13/RA’D-23: Adn cennetleri (vardır). Onların babalarından ve eşlerinden ve zürriyetlerinden salâha ulaşan kimseler, ona (adn cennetlerine) girerler. Ve her kapıdan melekler, onların yanlarına girerler.

Cennetliklerin hepsi takva sahipleridir ve zaten onlar doğrudan doğruya cennete gideceklerdir. Ama o âyet-i kerimede bildirildiği üzere, Allahû Tealâ takva sahiplerini önce cehenneme uğratıyor ki cehennemi görsünler ve Allah’ın kendilerine bahşettiği ni’metlere daha fazla hamd ve şükretsinler. Allahû Tealâ onları cennetine böyle alıyor. Zalim olarak, yani günahları sevaplarından fazla olarak cehenneme giren bir insanın bir daha oradan çıkması mümkün değildir.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 28 Ekim 2026Son güncelleme: 28 Ekim 202612 dk okuma0