Muhterem Hocam, çocuklarımın bana daha çok bağlanması için ne yapmalıyım?
Soru
Muhterem Hocam, çocuklarımın bana daha çok bağlanması için ne yapmalıyım?
Cevap
Çocukların sana daha çok bağlanması için senin çocuklarını Allah’a bağlaman lâzım. Şimdi beraberce bakalım. Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 103. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
3/ÂLİ İMRÂN-103: Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) ni’meti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
Öyleyse hepimiz Allah’ın ipine sımsıkı tutunalım. Allah’ın ipi Sıratı Mustakîm’dir. Ve siz birbirinize düşman olmuştunuz. Ama Allah sizin kalplerinizin arasını birleştirdi. Neyle? Allah’a ulaşma dileğiyle. Böylece Allah’ın ni’metiyle kardeşler oldunuz. Allah’ın ni’meti her devirde devrin imamının ruhu ve Allah’ın ni’meti aynı zamanda bir Kur’ân-ı Kerim.
Mâide Suresinin 3. âyet-i kerimesinde: “Bugün dininizi tamamladım, ni’metimi (Kur’ân-ı Kerim’i) de tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’dan razı oldum.”
5/MÂİDE-3: Hurrimet aleykumul meytetu ved demu ve lahmul hınzîri ve mâ uhille li gayrillâhi bihî vel munkanıkatu vel mevkuzetu vel muteraddiyetu ven natîhatu ve mâ ekele’s sebuu illâ mâ zekkaytum ve mâ zubihe alen nusubi ve en testaksimû bil ezlâm, zâlikum fisk(fıskun). El yevme yeisellezîne keferû min dînikum fe lâ tahşevhum vahşevni. El yevme ekmeltu lekum dînekum ve etmemtu aleykum ni’metî ve radîtu lekumul islâme dînâ(dînen). Fe menızturra fî mahmasatin gayra mutecânifin li ismin fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Size ölü hayvan, kan, domuz eti ve Allah’tan başkasının adı anılarak kesilenler; boğulmuş, vurulmuş, yüksekten düşmüş, boynuzlanmış ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış olanlar -canları çıkmadan önce kestikleriniz hariç- haram kılındı. Dikili taşlar üzerinde kesilenler ve fal oklarıyla kısmet aramanız da haramdır. Bunlar fısktır (Allah’a itaatten çıkmaktır). Bugün kâfirler sizin dîninizden ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki ni’metimi tamamladım ve sizin için dîn olarak İslâm’dan razı oldum. Kim açlık sebebiyle zor durumda kalırsa, günaha meyletmeksizin (haramdan yiyebilir). Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
O halde onun ni’metiyle kardeşler oldunuz dediği zaman ne zaman kardeş oluyoruz? Allah ve Resûlü’nün dizaynı içerisinde Kur’ân’ın muhtevasına uyarak Allah’a ulaşmayı dilersek ve mürşidimize 12 tane ihsanla tâbî olursak o zaman kardeşler oluyoruz.
Nitekim hristiyan bir papaz olan Martin Luther King’in dediği gibi: “Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama kardeş olmayı öğrenemedik.” İşte marifet aslında kardeş olabilmek. Kardeş olmak nedir? Kardeş olmak, kalben ulaşmayı dilemek ve hacet namazıyla Allah’ın bize gösterdiği mürşide tâbî olmak. İşte "Çocukların bana daha çok bağlanabilmesi için..." onların Allah’a ulaşmayı dilemesi, onların mürşide tâbî olması yani kardeş olabilmelerini sağlamak.
Ya aynı babadan çocuklar kardeş değiller mi? Evet, aynı babadan gelen çocuklar kardeş ama marifet kan kardeşi olmak değil. Marifet din kardeşi olmak. Din kardeşi olmak için Allah’a ulaşmayı dilemek ve mürşide tâbiiyet söz konusu. Allah razı olsun.