Muhterem Hocam, çok zikri artıran insanlar neden rahatsızlanıyor?

Soru

Muhterem Hocam, çok zikri artıran insanlar neden rahatsızlanıyor?

Cevap

Mürşidsiz, reçetesiz. Bu neye benzer? Eczanede tüm fizik beden hastalıklarının reçetesi var, ilaçları var. Hiç doktora gitmeden, kimseye sormadan raflardaki ilaçları tomar tomar alıp da yutmaya kalkarsa kendisini zehirlemez mi? Tıpkı bunun gibi. Ama eğer siz kalben ulaşmayı dilerseniz ve mürşidinizden reçeteyi alırsanız başınızın üzerine devrin imamının ruhu gelir. Yani bir kendi kendinize tövbe ederseniz, bir de mürşid önünde tövbe ederseniz aradaki farkı size göstermek istiyorum.

KENDİ KENDİNE YAPILAN TÖVBE 1- DEVRİN İMAMININ RUHU GELMEZ 2- GÜNAH AF OLUNUR. SEVABA ÇEVRİLMEZ 3- KALBE ÎMÂN YAZILMAZ 4- RUH VÜCUTTAN AYRILMAZ 5- NUR GELMEZ 6- 1’E 10 KAZANIR 7- İRADE GÜÇLENMEZ

MÜRŞİD ÖNÜNDE YAPILAN TÖVBE 1- DEVRİN İMAMININ RUHU BAŞININ ÜZERİNE GELİR MU’MİN-15 2- GÜNAHLARI SEVABA ÇEVRİLİR FURKÂN-70 3- KALBE ÎMÂN YAZILIR MUCÂDELE-22 4- RUH VÜCUTTAN AYRILIR NEBE-39 5- İKİ ÇİFT NUR GELMEYE BAŞLAR ZUMER-23 6- 1’E 700 KAZANMAYA BAŞLAR BAKARA-261 7- İRADE GÜÇLENİR BAKARA-257 NASUH TÖVBESİ (MUHLİSLERİN YAPTIĞI TÖVBE) TAHRÎM-8 Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Allah’a Nasuh Tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir). Muhakkak ki Sen, herşeye kaadirsin.” derler.

Bakın, kendi kendinize yaptığınız tövbede devrin imamının ruhu gelmez, yerleşmez. O zaman zikir yaptığınız zaman gelen nurlar kalbinize yerleşmez. Kendi kendinize yaptığınız tövbede günahlar sevaba çevrilmez. O zaman Allah dilerse sadece affeder. Kendi kendinize yaptığınız tövbede îmân yazılmaz. Ama mürşid önünde tövbe yaparsanız îmân yazılır. Kendi kendinize yaptığınız tövbede ruh vücuttan ayrılmaz. Ama mürşidle bu tövbeyi yaparsanız ruh vücuttan ayrılır. Kendi kendinize yaptığınız tövbede nur gelmez. Ama mürşid önünde bu tövbeyi yaparsanız 2 çift nur gelir. Kendi kendinize yaptığınız tövbede 1’e 10 kazanırsınız. Ama mürşid önünde bu tövbeyi, zikri yaparsanız 1’e 700 kazanırsınız. İrade güçlenmez; irade güçlenir.

O zaman görüyorsunuz ki biz mürşide tâbî olduğumuz zaman bir koruyucu kalkanın altına giriyoruz. Yani bize zarar verecek olan şeytandan, bize zarar verecek o şeytanın avanesinden biz korunuyoruz. Neyle korunuyoruz? Devrin imamının ruhunun başımız üzerine gönderilmesiyle. Tıpkı binalarda koruyucu paratonerler var, yıldırımlardan korunmak için. Eğer o koruyucu paratoner yoksa o binaya yıldırım çarpabilir. Ama koruyucu paratoner varsa o bina yıldırımdan korunur. Biz de o zararlı etkilerden, şeytanın zararlı etkilerinden korunmak istiyoruz ve gidip mürşid önünde tövbe ediyoruz. Nisâ-64, Hûd-112, Nisâ-80, Mumtehine-12 ve Furkân-70’te belirtildiği gibi; o zaman o iblisin zararları, avanesinin zararları bize asla tesir etmiyor.

4/NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen). Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.

11/HÛD-112: Festekim kemâ umirte ve men tâbe meake ve lâ tatgav, innehu bi mâ ta’melûne basîr(basîrun). Artık sen, sana tövbe ederek, tâbî olanlarla birlikte emrolunduğun gibi istikamet üzere ol. Ve azgınlık yapmayın (aşırı gitmeyin). Muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir.

4/NİSÂ-80: Men yutiır resûle fe kad atâallâh(atâallâhe), ve men tevellâ fe mâ erselnâke aleyhim hafîzâ(hafîzen). Kim Resûl’e itaat ederse, böylece andolsun ki Allah’a itaat etmiş olur. Ve kim yüz çevirirse, o taktirde Biz seni, onların üzerine muhafız olarak göndermedik.

60/MUMTEHİNE-12: Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mu’minâtu yubâyi’neke alâ en lâ yuşrikne billâhi şey’en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye’tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve erculihinne ve lâ ya’sîneke fî ma’rûfin fe bâyı’hunne vestagfirlehunnallâh(vestagfirlehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun). Ey nebî (peygamber)! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur’dur (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (Rahîm esması ile tecelli edendir).

25/FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen). Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).

Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 8 Ekim 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20265 dk okuma1