Muhterem Hocam, davetçinin davetini işiterek Allah'a ulaşmayı dilemenin önemini açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, davetçinin davetini işiterek Allah'a ulaşmayı dilemenin önemini açıklar mısınız?

Cevap

Bir âyet ve bir hadîs...

Hadîs: “Hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz.”

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Taberâni, Muvatta, İlim, 1. "Hikmet sahibi ulemanın meclisinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farz kılındı. Muhakkak ki Allah bu meclislerde hikmet nuruyla ölü kalpleri diriltir. Yağmur suyuyla ölü toprakları dirilttiği gibi…”

Bizim işitenlerden olmamız, hikmet sahibi âlimin zikir sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek, işitenlerden olmamız için mutlak surette o münadinin davetini kabul etmemiz lâzım.

Âyet: Âli İmrân 193.

3/ÂLİ İMRÂN-193 Rabbenâ innenâ semi’nâ munâdiyen yunâdî lil îmâni en âminû bi rabbikum fe âmennâ, rabbenâ fagfir lenâ zunûbenâ ve keffir annâ seyyiâtinâ ve teveffenâ meal ebrâr(ebrâri). Rabbimiz! Muhakkak ki biz, “Rabbiniz’e âmenû olun” diye îmâna davet eden davetçiyi işittik, böylece îmân ettik (davetçiye tâbî olarak âmenû olduk) Rabbimiz artık bizim günahlarımızı mağfiret et, seyyiatlarımızı ört ve bizi ebrar olan (Allah'a ulaşan ve veli olan cennetlik) kullarınla beraber vefat ettir.

“Rabbimiz! 'Âmenû olun!' diye îmâna davet eden davetçiyi işittik (daveti kabul ettik) Artık bizim günahlarımızı mağfiret et, seyyiatlerimizi ört.”

Öyleyse günahlarımızın örtülmesi, günahlarımızın sevaba çevrilmesi yani kazancımızın kayıplarımızdan öteye geçmesi ancak hikmet sahibi âlimin davetini kabul etmemize bağlı. Daveti kabul edersek işitenlerden oluyoruz. Daveti kabul edersek kulağımızdan sulanan birisi oluyoruz. Daveti kabul edersek âmenû oluyoruz. Daveti kabul edersek bütün günahlarımızı Enfâl 29’a göre Allahû Tealâ örtüyor ve daveti kabul edersek biz 1. kat cennetin sahibi oluyoruz. Ama Allahû Tealâ orada bırakmıyor. Çünkü daveti kabul edenleri Allahû Tealâ Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor.

Ankebût 5: “Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah mutlaka onun vaktinin geleceğini, onu Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor.”

Öyleyse sevgili kardeşlerim, kalben Allah’a ulaşmayı dilediğiniz an Allahû Tealâ mutlaka size işittiriyor, Rahîm esmasıyla tecelli ediyor. Peş peşe 7 furkan ve 12 tane ihsanla sizi mürşidinize ulaştırıyor ve mürşide tâbi olduğunuz an 7 ni'metin de sahibisiniz, 7 kalp şartının da sahibisiniz ve ibadetlerin sultanı zikre başlıyorsunuz. Zikirle Allah’ın katından gelen fazıllar kalbinize dolmaya başlıyor. %49 fazl, %2 rahmet toplam %51’e ulaştığınız an artık siz Allah’ın kulu oluyorsunuz, ermiş evliya oluyorsunuz.

Allah Resûl'ü hadîsinde buyuruyor ki: “Size susmayı emrediyorum. Size dinlemeyi emrediyorum. Size cihadı emrediyorum. Size hicreti emrediyorum. Size kul olmayı emrediyorum ve size cemaat olmayı emrediyorum.”

Cihat: Nefsin tezkiyesi Hicret: Ruhun Allah’a ulaşması.

HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Tirmizi 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban. "…Size Allah’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum: Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı. Kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, Andolsun ki, İslam bağını boynundan çıkarmış olur. Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna. Kim cahiliye davasını iddia ederse (cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir. Bunun üzerine bir adam: −Ey Allah’ın Resulü bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu. Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: −"Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Siz, Allah’ın davasına, Allah’a davet ediniz! Çünkü Allah, size Müslümanlar, mü’minler ve Allah’ın kulları diye isimlendirmiştir."

Bütün mesele bizim kesinlikle cem olmamız, cemaat olmamız. Ne zaman cem olursunuz? Ne zaman kendinizi defterden silerseniz.

14 asır evvel sahâbe cem oldular mı? Evet, hepsi Âli İmrân Suresinin 110. âyet-i kerimesine göre: “İnsanlar içinde çıkarılan en hayırlı ümmetsiniz. Marufla emreder, münkerden nehyedersiniz. Siz Allah’a îmân edersiniz. Eğer ehli kitap da îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir (kulağından sulanan), diğerleri de fasıklardır (zikretmeyenler).”

3/ÂLİ İMRÂN-110 Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne). Siz, insanlar için çıkarılmış (seçilmiş) olan, ümmetin hayırlı kişileri oldunuz. Mâruf ile emredersiniz ve münkerden nehy edersiniz (men edersiniz). Ve siz, Allah'a îmân ediyorsunuz. Eğer kitap ehli de îmân etselerdi elbette onlar için hayırlı olurdu. Onlardan bir kısmı mü'mindir ve onların çoğu da fâsıklardır.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1