Muhterem Hocam, davette insanları korkutmak mı daha etkili olur yoksa rahmetle çağırmak mı?
Soru
Muhterem Hocam, davette insanları korkutmak mı daha etkili olur yoksa rahmetle çağırmak mı?
Cevap
Nahl Suresi’nin 125. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
16/NAHL-125 Ud’u ilâ sebîli rabbike bil hikmeti vel mev’ızatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsenu, inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel (pozitif dereceler kazandıracak) öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan (Sıratı Mustakîm’den) sapanları (dalâlete düşenleri) ve hidayete erenleri bilir.
En’âm 48’de ise:
ENÂM-48 Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn(munzirîne), fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz resûlleri “uyarıcılar ve müjdeleyiciler” olmaktan başka (bir şey için) göndermeyiz. Artık kim âmenû olur (Allah’a ulaşmayı dilerse) ve ıslâh olursa (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparsa) artık onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
“Biz resûllerimizi müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz.” Ve mâ nursilul murselîne illâ mubeşşirîne ve munzirîn: müjdeleyici ve uyarıcı olarak.
Fe men âmene ve asleha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn: öyleyse müjdeleyici uyarıcı bazı insanlar Allah’ı insanları cehenneme atan, insanları azaba uğratan, adeta onların azabından zevk alan bir yere oturtuyorlar. İnsanları da Allah’tan korkutmaya çalışıyorlar.
Oysa ki Allah’ı sevmek asıldır. İnsan severse sevdiğine koşar. Korkarsa korktuğundan kaçar. Mutluluğumuzun sırrı Allah’ı sevmektedir. En çok mutlu olanlar Allah’ı en çok sevenlerdir. Sevgi fedakârlıktır ve fedakârlığın ölçüsü de Allah’ı zikretmektir.
Öyleyse iki tür terbiye yolu var: Cezalandırmak ve Müjdelemek. Tesirli olan müjdelemektir. Bize düşen müjdeli yolu tutmaktır. Zaten Allahû Tealâ bunu gerçekleştiriyor. Câsiye Suresi’nin 14. âyet-i kerimesinde:
45/CÂSİYE-14 Kul lillezîne âmenû yagfirû lillezîne lâ yercûne eyyâmallâhi li yecziye kavmen bi mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
Âmenû olanlara de ki: “Allah’ın günlerinin (geleceğini) ummayan, kazanmış olduklarından dolayı (Allah’ın) cezalandıracağı kavmi bağışlasınlar.”
“Allah’ın cezalandıracağı kavmi bağışlayın.” Bize düşen bağışlamak. Allahû Tealâ zaten mutlak adaleti gerçekleştiriyor.