Muhterem Hocam, dedikodu yapan bir kişi dedikodusunu yaptığı kişi veya kişilere derecât kazandırır mı?
Soru
Muhterem Hocam, dedikodu yapan bir kişi dedikodusunu yaptığı kişi veya kişilere derecât kazandırır mı?
Cevap
Elbette dedikodu yapan bir kişi derecât kaybeder. Ama dedikodusunu yaptığı kişi ise onun kaybettiği derecâtı kazanır. Kim kimin dedikodusunu yapıyorsa onlara derecât kazandırıyor.
Yani dışımızdaki bütün insanlar bizim cennete gitmemize sebep olurlar. Ama dışımızdaki bütün insanlar hangi devrede olursak olalım hiçbirisi bizim cehenneme gitmemize sebebiyet teşkil etmez. Cehenneme gitmeye sebep teşkil eden tek bir kişi var. O da kişinin kendisi, nefsi. Bizi bu dünyada huzursuz ve mutsuz kılan nefstir. Âhirette bizi cehenneme götüren nefsimizdir.
Diyeceksin ki şeytan nefsi kullanıyor. Ama şeytan bile İbrâhîm 22'de diyor ki:
İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrıhıyy(musrıhıyye), innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl(kablu), innaz zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).
Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
Yani şeytan nefse davetiye çıkartıyor ama zorlaması yok. “Beni kınamayın. Kendi nefsinizi kınayın.” Öyleyse dünyada da âhirette de her türlü mutsuzlukların arkasında bizim nefsimiz var. Meselâ çokça şu anda toplumları kemiren, virüs gibi kemiren stres, depresyon vb, her türlü kötü alışkanlıklar vb. Bunların hepsinin kaynaklandığı yer insanın nefsi. Başka insanlar değil.
O zaman Allahû Tealâ’nın yaratış gayesi, biz insanların mutlu olması ve mutlu olmamızı bir tek sebebe bağlamış; Bu dünya hayatını yaşarken Allah'ın bize tevdi ettiği görev, 'Kâlû Belâ' gününde nefsimizden aldığı yemini yerine getirmek; Yemini yerine getirmek tezkiye ve tasfiye olmaktır. Ve bu noktada biz bize düşeni yaparsak o zaman etrafta herkes, şeytan olsa dahil bize zerre kadar tesir edemez, inşaallah.