Muhterem Hocam, din adamlarıyla âyetlerle sohbet ettiğimizde bize “Âyetlerin nüzûl sebebine mutlaka bakmamız gerekiyor.” diyorlar. Bir âyetin yaşanması için illâ aynı nüzûl sebebi

Soru

Muhterem Hocam, din adamlarıyla âyetlerle sohbet ettiğimizde bize “Âyetlerin nüzûl sebebine mutlaka bakmamız gerekiyor.” diyorlar. Bir âyetin yaşanması için illâ aynı nüzûl sebebi olması mı lâzım?

Cevap

"Hayır sevgili kardeşlerim, kanun şu: Esbâbın husûsiyeti, nassın umûmiyetine engel teşkil etmiyor. Yani anlayabileceğiniz tarzda diyelim ki bir yolun yapılmasına bir kişi sebep oluyor; gidiyor, belediyeye müracaat ediyor, dilekçe veriyor, girişimde bulunuyor, belediye de karar veriyor, o yolu yapıyor. Ama o yol sadece o yolun yapılmasına sebep olan kişi tarafından kullanılmıyor; o yol artık umûma şâmil olan bir yoldur, herkes kullanıyor.

Burada da âyet-i kerîmenin özel nüzûl sebebi, o âyetin genel geçerliliğine engel değildir. Nüzûl sebebi tamam, o âyet indirilmiştir; ama bütün insanları bağlar. Onun için zavallı insanların çoğu bu hakîkatin farkında değiller. “Bunlar Yahudilere indi, bunlar Hristiyanlara indi, bunlar şuna indi, bunlar buna indi.” diyorlar. Yani neredeyse Kur’ân’ın çok az bir kısmı bize hitap ediyor, zannediyorlar. Halbuki Kur’ân-ı Kerîm’in bütünü, herkesin Allah’ın en üst seviyedeki dostu olması istikametinde bir kılavuzdur, bir hidayet rehberidir, saadet davetidir, reçetesi ve Kur’ân-ı Kerîm saadet garantisidir.

Dolayısıyla onlara bu cevabı verin: Âyetler herkese şâmildir, herkesi bağlar. Herkesin o âyetten alması gereken mesajı evvela öğrenmesi, sonra da hayatına tatbik etmesi gerekir. Hamele-i Kur’ân olanlar, Kur’ân’ın bütününe tâbî olanlar, onlar Allah’ın dostlarıdır. Allah’ın dostuna dost olan, Allah’ın dostudur; Allah’ın dostuna düşman olan, Allah’ın da düşmanıdır.

Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20261 dk okuma0