Muhterem Hocam, dîn akılla yaşanılır mı? Ben aklımla dînimi, İslâm’ı yaşayabilir miyim? Yoksa bana İslâm’ı nasıl yaşayacağımı birisi anlatmalı mı?

Soru

Muhterem Hocam, dîn akılla yaşanılır mı? Ben aklımla dînimi, İslâm’ı yaşayabilir miyim? Yoksa bana İslâm’ı nasıl yaşayacağımı birisi anlatmalı mı?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, zaten kişinin akledebilmesi mutlaka mürşidin devreye girmesiyle mümkündür. İşte cehennemlikler cehennemin kapılarına girdiklerinde cehennem bekçileri sual soruyorlar: “Yaşadığınız zaman dilimi içinde size nezirler gelmedi mi? Âyetlerimizi sizlere tilâvet etmediler mi?” Onlar da: “Geldiler ama biz onları yalanladık. Allah hiçbir şey indirmemiştir, dedik.” diyorlar. Mulk Suresinin 10. âyet-i kerimesinde: “Eğer onları işitseydik ve akletseydik…” deniyor. Öyleyse akletmek, işitmekle mümkündür. Allah Resûlü (S.A.V) hadîsinde: “Mü’min kulağından sulanır.” buyuruyor. Yani birisi anlatıyor, biz de dinliyoruz. Onun söylediklerini anlıyor ve itaat ediyorsak o zaman akledenlerden oluyoruz. Yûnus Suresinin 100. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ: “Aklını kullanmayanlara azap ederiz.” buyuruyor. Kimdir aklını kullanmayan? Mürşidin sohbetinde bulunup da daveti kabul etmeyen, dinlemeyen, kulağından sulanmayan kişidir. O hâlde Allah Resûlü (S.A.V): “Kişinin dîni aklı ölçüsündedir. Aklı olmayanın dîni yoktur.” buyuruyor. Mulk 8, 9 ve 10, olayı net olarak bize söylüyor. Aklı olmayanın dîni yoktur. Yani aklını kullanmayanın dîni yoktur.

67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun). (Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.

67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin). Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”

67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri). Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.

10/YÛNUS-100 Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne). Ve Allah’ın izni olmaksızın, bir kimsenin (bir nefsin) mü’min olması (mümkün) olamaz. Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir.

Aklın kullanılma durumuna baktığımız zaman şunu görüyoruz: Zâhirî âleme ait olan bir fizik vücudumuz, berzah âlemine ait olan bir nefsimiz ve Allah’ın Zat’ından bize üfürülen bir ruhumuz söz konusu. Aklın 2 müşaviri vardır. Bir tanesi nefs, bir tanesi ruhtur. Nefsin manevî kalbinde 19 tane afet ve bu afetleri tetikleyen dış düşman olan şeytan vardır. Kişi, Allah’ın emirlerinin yerine getirilmediği ve yasakların işlendiği bir ortamda şuurlanırsa, yani şeytanın ülkesindeki bir şuurlanmanın sahibi ise akıl, nefsin taleplerine evet diyecek ve kişi devamlı huzursuzluk ve mutsuzluk yaşayacaktır. Ama Allah’ın emirlerinin yerine getirildiği ve yasakların işlenmediği bir ortamda şuurlanırsa,-ki bu da Allah'ın ülkesi, mürşid devrede ve o zaman akıl ruhun talebine uyacaktır.

ORTAK AKIL NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır 1. Kin ve Nefret 2. Küfür 3. Yalan 4. Zulüm 5. Haset 6. Cehalet 7. Cimrilik 8. Öfke ve Gayz 9. İsyan 10. Sabırsızlık 11. Kibir ve Gurur 12. Hırs ve Şehvet 13. Nankörlük 14. Dedikodu 15. Zan 16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar) 17. Vefasızlık 18. Mürailik 19. Fitne Fesat RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır 1. Sevgi 2. Îmân 3. Doğruluk 4. Adalet 5. Edep 6. İlim 7. Cömertlik 8. Sekinnet 9. İtaat 10. Sabır 11. Tevazu 12. Kanaat 13. Şükür 14. Ketumiyet 15. Hakikat 16. Faziletler 17. Vefa 18. İhlâs 19. Tevhit

32/SECDE-9 Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne). Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

15/HİCR-26 Ve lekad halaknâl insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin). Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

91/ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

Akıl Allah’ın tesirinde de kalabilir, şeytanın tesirinde de kalabilir, negatif insanların tesirinde de kalabilir. Ama marifet, aklın Allah’ın emirlerini yerine getirmesidir. Resûl, Allah’tan aldığını söylemesi hasebiyle kişi resûlün davetini kabul ederse o zaman akleden birisi olur. Kişi o zaman aklını kullanan, kalbiyle îmân eden ve kalbine îmân yazılan bir mü’min kul olur. O zaman dîni yaşayabilir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma1