Muhterem Hocam, din kitaplarında İslâmiyet’in garip olarak başlayıp yine o garip hâline döneceğini bildiren bir Hadîs-i Şerîf var. Bu Hadîs-i Şerîf'teki garip olmaktan maksat nedir
Soru
Muhterem Hocam, din kitaplarında İslâmiyet’in garip olarak başlayıp yine o garip hâline döneceğini bildiren bir Hadîs-i Şerîf var. Bu Hadîs-i Şerîf'teki garip olmaktan maksat nedir, açıklayabilir misiniz?
Cevap
Suali bir kere daha tekrar edecek olursak: "Din kitaplarında İslâmiyet’in garip olarak başlayıp sonra yine garip hâline döneceğini bildiren bir hadîs-i şerîf var. Bu hadîs-i şerîfte garip olmaktan maksat nedir, açık diyebilir misiniz?"
Sevgili kardeşlerim, şu an 8 milyar insan var. Bu garip insanlar Resûlullah’ın ve aynı zamanda tabiî diğer bütün peygamberlerin ifsat olan sünnetini ıslah eden, ortadan kaldırılan sünnetini ihyâ eden, Allahû Tealâ’nın irşada memur ve mezun kıldığı kişilerdir. İnsanların içerisinde çok azdırlar.
Meselâ Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: Kendi topluluğu, ona tâbî olan sahâbeyi gösterirken “Şu anda münafıklar sizin içinizde nasıl gizleniyorsa, âhir zamanda da mü’minler münafıkların içerisinde gizleneceklerdir.” Yani çoğunluk ne yazık ki Allah’ın hakikatlerinden haberdar olmayan insanlar oluşturacak. Her devirde insanların %10’dan azı zaten seçilmiyor; onlar şeytanla bir ilişki içindeler. Geri kalan insanların %90’dan fazlası seçiliyor ama %90’dan fazla seçilen insanların içinde de %10’dan azı ancak Allah’ın dinini yaşamak üzere Allah’ın emirlerine bağlanıyor. Geri kalanın çoğu da yine dünya hayatını seçtikleri için, dünya hayatının peşinden koştukları için onlar da cehenneme doğru yol alıyorlar.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: (Sahîhul-Müslim 232, 251. Hadisler, Sunenu İbn-i Mâce II, 1319 (no: 3987, 3988))
“İslâm garip başladı, yakında garip olarak başladığı yere dönecektir. O gün İslâm’ı yaşayan gariplere müjdeler olsun. O garipler kimlerdir? Onlar ki insanların ifsat ettiği sünnetimi ıslah ederler. Ortadan kaldırdıkları sünnetlerimi de yeniden ihyâ ederler. Sizler bugün sünnetime nasıl sarılıyorsanız onlar da öyle sarılacak olanlardır. Onlar ki insanların arasını ıslah ederler ve onlar insanlar içinde az bir topluluktur. Onlara buğz edenler sevenlerinden çoktur.”
HADİS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, Tahâret, 39
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in gözleri nemlendiği
bir sırada sahâbeden bir kısmı sorar:
“Ey Allah’ın Resûlü”, ne oldu?”
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyurur ki:
“Kardeşlerimi özledim.” Sahâbe der ki: “Biz senin
kardeşlerin değil miyiz?”
Peygamber Efendimiz (S.A.V):
“Siz de kardeşlerimizsiniz ama onlar daha
gelmediler.” der.
İşte bu bahsedilen garipler ki; Resûlullah (S.A.V) Efendimiz bir ara mahzun bir şekilde üzülüyor ve “Kardeşlerimi özlüyorum.” deyince. Sahâbe “Biz senin kardeşlerin değil miyiz ya Resûlullah?”, “Hayır.” diyor. “Siz benim dava arkadaşlarımsınız, henüz onlar gelmedi. Onlar ifsat olan sünnetimi ıslah ederler, ortadan kaldırılan sünnetimi ihyâ ederler. Onları sevmeyenler daima sevenlerinden çoktur.” İşte onları sevmeyenler çoğunlukta, sevenler azınlıktadır. Azınlıkta olan bu sevenler hadîste garip olarak ifade ediliyor.
Gerçekten de Peygamber Efendimiz’in zamanında da bu şekilde tamamen hidâyetin unutulduğu bir dönemde Allah Resûlü’nü vazifeli kılıyor. Ama yine şeytanın devreye girmesiyle bid‘atleri din hayatına hâkim kılmasıyla yine Kur’ân unutuluyor. Furkân 30’da:
25/FURKÂN-30 Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzâl kur’âne mehcûrâ(mehcûran).
Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).” dedi.
Mehdi Resûl "Benim kavmim, bu Kur’ân’dan ayrıldı (Kur’ân’ı terketti).”
İşte Kur’ân’ın unutulduğu bir dönemde Allah Resûlü’nün sünneti ihyâ ediliyor. Ortadan kaldırılan sünnetini ihyâ eden, ifsat olan sünnetini ıslah eden azlık olan grup için “onlar gariplerdir” buyuruyor.