Muhterem Hocam, dinî konuların bu kadar karmaşık hâle geldiği günümüz ortamında dinimizi insanlara en basit şekilde nasıl anlatabiliriz?

Soru

Muhterem Hocam, dinî konuların bu kadar karmaşık hâle geldiği günümüz ortamında dinimizi insanlara en basit şekilde nasıl anlatabiliriz?

Cevap

"Evvelâ din kolaylıktır. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz buyuruyor. Ve din mutluluktur. din kolaylıktır, din mutluluktur.

Resûlullah şu hadîsiyle bizlere açıklıyor:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Muslim

""Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; Sevdiriniz (müjdeleyiniz), nefret ettirmeyiniz.""

Öyleyse görüyorsunuz kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Bu bir dilektir. Yani kim kalpten Allah’a ulaşmayı dilerse, dilediği an Allahû Tealâ bu talebi kimin kalbinde görürse istisnasız, ondan sonrası Allah’ın garantisindedir.

Hangi âyet-i kerime bunu söylüyor? Ankebût 5:

29/ANKEBÛT-5 Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).

Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

Kim lika Allah’ı dilerse, bakın kim Allah’a mülâkî olmayı hayattayken Allah’a ulaşmayı dilerse ki bu bir dilektir, o takdirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir.

Bakın Allahû Tealâ demek ki ulaşmayı dileyene bir zaman tayin ediyor ve onun ruhunu mutlaka Allah kendisine ulaştırıyor. Öyleyse bu bir Allah’ın garantisidir.

Muttakiyet koymuş. Allah’ın sözünde hulf yok. Allah katında söz değiştirilmez.

Bir dilekle ruhu Allah’ın zâtına ulaşan kişi sahip olduğu müjdeler ne? Ulaşmayı dilediği an o kişi birinci kat cennetin sahibidir. Mürşidine tâbî olduğu an ikinci kat cennetin sahibidir. Allah onun ruhunu kendisine teslim aldığı an üçüncü kat cennetin sahibidir.

Öyleyse görüyorsunuz. Allahû Tealâ bizi çok seviyor ve gerçekten çok kolay. Sadece bir dilek. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Kimdir müjdelenenler? Kimdir nefret edenler? Hemen iki âyet-i kerimeyi karşılaştıralım.

Allahû Tealâ Yûnus Sûresinin 62, 63 ve 64. âyetlerinde bakın ne buyuruyor:

10/YÛNUS-62 E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).

Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?

10/YÛNUS-63 Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).

Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

10/YÛNUS-64 Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).

Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.

Muhakkak ki Allah’ın evliyâsına korku yoktur. Onlar mahzun olmazlar. Onlar âmenû olup takvâ sahibi olmuşlardır. Onlar yani Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.

Onlar için dünya ve âhirette, onlara dünya hayatında ve âhirette müjdeler vardır. Şimdi Resûlullah (S.A.V) diyor ki müjdeleyiniz. O zaman müjdelenenler kimlerdir? Allah’ın dostları, Allah’ın evliyâsı.

Allah’a ulaşmayı dilemek Allah’a dost olmak mıdır? Evet. Allah’a ulaşmayı dilemek Allah’a dost olmaktır. Ve müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Şimdi müjdelenenler kalben ulaşmayı dileyenlerdir. Görüyoruz. Âmenû olanlar ister. Allahû Tealâ Hûd 29’da âmenû olanların Allah’a ulaşmayı dileyenler olduğunu gösteriyor:

11/HÛD-29 Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).

Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir. Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.

İster takvâ sahiplerine gidin. Rûm 31’de de takvâ sahiplerinin de Allah’a ulaşmayı dileyenler olduğunu buyuruyor:

30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Öyleyse her iki şeyde de Allah’a ulaşmayı dileyenler söz konusu. Yani Allah’a ulaşmayı dileyenler için müjde vardır.

Ama nefret ettirmeyiniz. Nefret edenler kimler?

İsrâ sûresinin 45 ve 46. âyet-i kerimelerinde:

17/İSRÂ-45 Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhirati hicâben mestûrâ(mestûran).

Sen Kur’ân’ı kıraat ettiğin (okuduğun) zaman, seninle ahirete (ölmeden evvel Allah’a ulaşmaya ve kıyâmet gününe) inanmayanlar arasına hicab-ı mesture kıldık (gözlerinin üzerine, seni peygamber olarak görmelerini engelleyen bir perde koyduk).

17/İSRÂ-46 Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûran).

O’nu (Kur’ân’ı), fıkıh (idrak) etmelerine karşı, (fıkıh edemesinler diye) kalplerinin üzerine ekinnet ve onların kulaklarına vakra (işitme engeli) kıldık. Ve sen, Kur’ân’da Rabbinin tekliğini zikrettiğin zaman nefretle arkalarına döndüler.

Onların Kur’ân’ı fıkhı idrak etmemelerine karşı kalplerinin üzerine ekinne koyduk. Onların kulaklarına vakra kıldık.

Öyleyse sen Rabbini vahid olarak zikrettiğin zaman nefretle uzaklaşırlar. Öyleyse kimdir nefret edenler? Ulaşmayı dilemeyenler. Kimdir müjdelenenler? Ulaşmayı dileyenler. Ruhun talebine uyanlar onlar müjdelenen kişilerdir. Nefsin talebine uyanlar onlar da nefret eden kişilerdir.

Ya Allah Resûlü ne diyor? Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. O zaman ne demek? Ruhun talebine uyarak Allah’a ulaşmayı dileyiniz. Sakın Allah’a ulaşmayı dilememezlik etmeyiniz buyuruyor. Allah razı olsun."

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20264 dk okuma0