Muhterem Hocam, dinimi öğrenmek için Kur’ân-ı Kerim’in Türkçe mealini okuyorum. Çok farklı mealler okudum. Hepsi birbirinden farklı yazılmış. Gerçekleri yazan Kur’ân’ı nasıl okuyup

Soru

Muhterem Hocam, dinimi öğrenmek için Kur’ân-ı Kerim’in Türkçe mealini okuyorum. Çok farklı mealler okudum. Hepsi birbirinden farklı yazılmış. Gerçekleri yazan Kur’ân’ı nasıl okuyup öğrenebilirim?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Kur’ân-ı Kerim bu sualin cevabını veriyor. Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in hadîsinde de bu cevap veriliyor. Kur’ân âyetlerinde de bu cevap veriliyor. Şimdi Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz dini yaşamamız babında: “Size 2 kaynak bırakıyorum: Allah’ın Kitab’ı, sünnetim. Allah’ın Kitab’ı, Ehl-i Beyt’im.” Yani bir; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Resûlullah’ın sünneti. Bunun tatbikatı; Allah’ın Kitab’ı ve Ehl-i Beyt, Allah’ın tayin ettiği mürşid. Ama 2 kaynak söz konusu.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663.

“Sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum; onlara sarıldığınız müddetçe asla dalâlete düşmezsiniz; Allah’ın Kitab’ı Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663.

“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”

Ve Allah’ın Kitab’ına baktığımız zaman bu kitabı her devirde öğretenlerin kimler olduğuna Kur’ân-ı Kerim cevap veriyor. İşte âyetleri kim tilâvet ediyor?

ÂYETLERİN TİLÂVET GÖREVİNİ ALLAH, RESÛL’ÜNE VERMİŞTİR

1. BAKARA-129 Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (hayata getir). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin.

2. BAKARA-151 Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

3. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

4. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

5. İBRÂHÎM-4 Hiçbir resûlümüz yoktur ki; Biz, onu kendi kavminin lisanıyla göndermiş olmayalım. Onlara (kendi lisanlarıyla) beyan etsin (açıklasın) diye…

İSRÂ-15 … Yük taşıyan (günahı yüklenen) bir kimse, bir başkasının yükünü (günahını) yüklenmez. Ve Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici olmadık.

6. İBRÂHÎM-5 Andolsun ki; Biz Musa (A.S)’ı: “Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah’ın günlerini hatırlat (onlara Allah’ın günleri boyunca zikrettir).” diye âyetlerimizle (delillerimizle, mucizelerimizle) gönderdik. …

YÛNUS-47 Her ümmetin bir resûlü vardır. Onlara, resûlleri geldiği zaman onların aralarında adaletle hükmolundu. Onlara zulmedilmez.

7. ZUMER-71 Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın?” (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Resûlullah (S.A.V) hadisinde ne diyor? Buyuruyor ki: “Size dinlemeyi emrediyorum.” Biz demek ki kimi dinleyeceğiz? Âyetleri tilâvet eden resûlü dinleyeceğiz. Ondan sonra “Size itaati emrediyorum.” O âyetleri tilâvet edenler bizi Allah’a davet edenlerdir. Daveti kabul edenler; “Hayattayken ruhunuzu Allah’a ulaştırın.” İtaat; hayattayken ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşması. Sonra “Mürşide ulaş.” diyor. “Size cihadı emrediyorum. Size hicreti, ruhunuzu hayattayken Allah’a ulaştırmayı emrediyorum ve size cemaat olmayı emrediyorum.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Tirmizî 3022, Ahmed bin Hanbel Müsned 16042, Hakim Müstedrek, İbni Hibban.

“…Size Allah’ın bana emrettiği beş şeyi emrediyorum:

Dinlemeyi, İtaat etmeyi, Cihad etmeyi, Hicret etmeyi ve Cemaat olmayı.

Kuşkusuz ki, kim cemaatten bir karış ayrılırsa, andolsun ki, İslâm bağını boynundan çıkarmış olur. Ancak cemaate tekrar dönerse bu müstesna.

Kim cahiliye davasını iddia ederse (cahiliye sistemlerini müdafaa ederse) kuşkusuz ki o, cehennemlik kimselerdendir.”

Bunun üzerine bir adam:

−Ey Allah’ın Resûl’ü bu kimse namaz kılsa da oruç tutsa da aynı mıdır? diye sordu.

Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurdu:

−“Namaz kılsa da oruç tutsa da durum aynıdır. Siz, Allah’ın davasına, Allah’a davet ediniz! Çünkü Allah, size Müslümanlar, mü’minler ve Allah’ın kulları diye isimlendirmiştir.”

Burada da yine Allah’a davet etmek ki resûllerin hepsi Allah’a davet ediyorlar. İşte 7 safha; davet.

ALLAH’A DAVET EDENLER

1. ENFÂL-24 …Allah ve Resûl’ü sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman (davete) icabet edin! Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve muhakkak sizin O’na haşrolunacağınızı bilin!

BAKARA-139 De ki: ‘Allah hakkında bizimle mücâdele mi ediyorsunuz? O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız.’

2. YÛSUF-108 De ki: ‘Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah’ı görerek) Allah’a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur.’

3. YÛNUS-25 Ve Allah, teslim yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat’ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.

İSRÂ-53 Ve kullarıma de ki: ‘En güzeli söylesinler!’ Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

4. NAHL-125 Rabbinin yoluna (Allah’a ulaştıran yola, Sıratı Mustakîm’e) hikmetle ve güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel şekilde mücâdele et. Muhakkak ki senin Rabbin, O’nun yolundan sapanları ve hidayete erenleri bilir.

5. HACC-67 …Öyleyse emrim konusunda seninle nizâ etmesinler. Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm (Allah’a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.

6. KASAS-87 Ve sana indirildikten sonra, Allah’ın âyetlerinden sakın seni alıkoymasın. Ve Rabbine davet et (Allah’a ulaşmaya çağır). Ve sakın müşriklerden olma!

7. FUSSİLET-33 Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: ‘Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

Hep Allah’a davet var. Allah’a davet var. Öyleyse biz Allah’a davet edenleri dinleyeceğiz. Daveti kabul edip itaat edeceğiz. Allah hacet namazıyla bizi mürşidimize ulaştıracak ve sonuçta cemaat olmayı Allah bize farz kılıyor ve cemaatten bir karış ayrılmayacağız.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 20 Ekim 2026Son güncelleme: 20 Ekim 20266 dk okuma0