Muhterem Hocam, dinimizde ilim öğrenmenin farz olduğu bildirilmektedir. Bu ilimden lâzım olsun olmasın her bilgi mi kastediliyor? Açıklar mısınız?

Soru

Muhterem Hocam, dinimizde ilim öğrenmenin farz olduğu bildirilmektedir. Bu ilimden lâzım olsun olmasın her bilgi mi kastediliyor? Açıklar mısınız?

Cevap

Hayır. Bu ilimden murat, din ilmidir, Kur'ân-ı Kerim ilmidir. Allahû Tealâ, Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in söylediği bir hadîste şöyle buyuruyor: “En hayırlınız, Kur'ân-ı Kerim’i öğrenen ve öğretendir.”

HADÎS-İ ŞERİF:

Kaynak: Buhari, Fezailül Kur'ân 21. (Kaynak: Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 57.

“Hayrukum men teâlleme elkur’âne ve âllemehu: Sizin en hayırlınız Kur'ân'ı öğrenen ve öğretenidir."

"Ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorluklarınızı gideren VELİNİZ OLAN KİMSEYE KATILINIZ, O MEHDİ'DİR."

Bu ilim, Kur'ân-ı Kerim'dir. Allahû Tealâ Kur'ân-ı Kerim’i öğrenmemizi ve öğretmemizi emir buyuruyor. Başlangıç noktasında biz Kur'ân-ı Kerim’i biliyor muyuz? Hayır, bilmiyoruz. Nitekim sahâbe başlangıçta cahiliye dönemini yaşıyordu. Ama ilmi kimden öğrendi? Allah’ın 23 sene boyunca kendisine indirdiği Kur'ân-ı Kerim’den öğrendi. Daha doğrusu, Allahû Tealâ, Cebrail (A.S)’ı vasıta kılarak onun kalbine Kur’ân’ı indirdi. Şuarâ Suresi 193,194. âyet-i kerimesinde:

26/ŞUARÂ-193 Nezele bihir rûhul emîn(emînu).

O’nu, Ruh’ûl Emin (Cebrail A.S) indirdi.

26/ŞUARÂ-194 Alâ kalbike li tekûne minel munzirîn(munzirîne).

Nezirlerden (uyaranlardan) olman için senin kalbine.

Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ insanları çok seviyor. İnsanların mutlu olmasını istiyor. Ve bu mutluluğun temelinde, Allahû Tealâ’nın ilmine göre bir hayat gerekli.

Kur’ân-ı Kerim’de herşey var. Sahâbe, asrı saadeti yaşayan sahâbe, Âli İmrân Suresi 119. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ onlar için diyor ki: “Siz sahâbe, öyle kimselersiniz ki, siz, sizi sevmeyenleri seversiniz çünkü siz kitabın tamamına îmân edersiniz.”

3/ÂLİ İMRÂN-119 Hâ entum ulâi tuhıbbûnehum ve lâ yuhıbbûnekum ve tu’minûne bil kitâbi kullihi, ve izâ lekûkum kâlû âmennâ, ve izâ halev addû aleykumul enâmile minel gayz(gayzi), kul mûtû bi gayzikum, innallâhe alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).

İşte siz (mü'minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına îmân edersiniz. Ve sizinle karşılaşınca “Biz îmân ettik.” dediler, yalnız kaldıkları zaman, size karşı öfkelerinden parmak uçlarını ısırdılar. De ki: “Öfkenizden ölün.” Muhakkak ki Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.

İşte o kitabın tamamına îmân edenler, asrı saadete ulaştılar. Ne ile ulaştılar? Kur'ân-ı Kerim’i öğrendiler. Evvela lafzı mânâsını öğrendiler. Bakara 151'de Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V), sahâbeye âyetleri tilâvet ederek, onlar mürşide ulaştılar. Mürşitlerin hası Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e tâbî olmak suretiyle nefis tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak ulû’l-elbâb oldular. Arkasından ihlasa ulaştılar. Arkasından hepsi salaha ulaştı.

2/BAKARA-151 Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûn(ta’lemûne).

Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı (Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

Kur’ân-ı Kerim âyetleriyle sahâbenin yaşadığı İslâm’a baktığımız zaman, 7 safha 4 teslimi sahâbenin gerçekleştirdiğini görüyoruz:

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.) VE SAHÂBENİN (MUHACİR VE ENSARIN) YAŞADIĞI YEDİ SAFHA İSLÂM

BAKARA–151: Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, (A)âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve (B)sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, (C)size Kitap’ı (Kur’ânı Kerim’i) ve (D)hikmeti öğretsin ve (E)(hikmetin özü olan) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

(A) - âyetlerin tilâveti

1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek

ZUMER–17: Ve onlar ki; taguta kul olmaktan içtinap ettiler. Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır...

ENFÂL–29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız size furkan sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder...

2. 12 İhsanla Mürşide Tâbi Olmak

MUMTEHİNE–12: ...sana tâbi olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile...

(B) - Nefs Tezkiyesi

3. Ruhun Allah’a Teslimi

RA’D–21: ...Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar...

(C) - Kitabın Öğretilmesi

4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi

ÂLİ İMRÂN–20: ...de ki; “Ben ve bana tâbi olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah’a teslim ettik.” O kitap verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah’a) teslim ettiniz mi?” Eğer teslim ettilerse, o takdirde, hidayete ermişlerdir...

(D) - Hikmetin Öğretilmesi

5. Nefsin Allah’a Teslimi

ZUMER–18: Onlar, sözü işitirler, böylece onun en ahsen olanına tâbi olurlar. İşte onlar, Allah’ın hidayete erdirdikleridir. Ve işte onlar; onlar ulû’l’elbabtır (daimi zikrin sahipleri).

6. İrşada Ulaşmak

BAKARA–139: De ki: “Allah hakkında bizimle mücadele mi ediyorsunuz? Ve O, bizim de Rabbimizdir, sizin de Rabbinizdir. Ve bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).

HUCURÂT–7

...Allah, size îmânı sevdirdi ve onu kalplerinizde ziynet kıldı. Küfrü, fıskı ve isyanı size kerih gösterdi. İşte onlar, onlar irşad olanlardır.

(E) - Hikmetin Ötesi

7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek

TEVBE–100: O sabıkûn-el evvelîn (evvelki hayırlarda yarışanlardan salâh makamında iradesini Allah’a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınanlar): Onların bir kısmı muhacirinden bir kısmı ensardan ve bir kısmı da onlara ihsânla tâbi olanlardandır...

Neyle yapmışlar bunu? Kur’ân’daki ilmi öğrenmekle. Geri kalan, dünyaya dönük olan ilimdir. Bu da insanların işini kolaylaştırır, Allah’ın izniyle. Dünyaya ait olan ilim tecrübeye dayalıdır. Tecrübe de işlediğimiz hataların bir daha yapılmaması istikametindeki ulaştığımız bir neticeyi, sonucu bildiriyor.

Dolayısıyla bir taraftan Allah’ın ilmi; vahiy, Kur'ân-ı Kerim. Öbür taraftan dünyada insanların ulaştığı tecrübe. Akabinde bu ikisini de birbirine bağlayan, tahkiki îmân. Tahkiki îmân, mürşide tâbî olmak suretiyle elde edilen îmânı muhteva eder Allah’ın izniyle.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 4 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma1