Muhterem Hocam, dînin yaşanmasında Sünnet-i Seniyye’nin yeri nedir?
Soru
Muhterem Hocam, dînin yaşanmasında Sünnet-i Seniyye’nin yeri nedir?
Cevap
Sünnet-i Seniyye, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in sünneti ve sahâbenin hayata geçirdiği İslâm tatbikatıdır.
Kur'ân’da Allahû Tealâ’nın farz kılmadığı fakat Peygamber Efendimiz (S.A.V) tarafından usûl hâline getirilmiş olan veya Allahû Tealâ’nın O’na emir vererek farz kıldığı hususların, bizlerin de yerine getirmesi uygun olan davranış biçimidir. Farzlar nasıl sahâbe tarafından aynen tatbik edildiyse, sünnetler de eksiksiz olarak O yaşadığı sürece aynen tatbik edildi. Yaparsak, Allah için yapmış oluruz, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ‘ın sevgisi üzerine, kutsiyeti üzerine yapmış oluruz. O’nun izinden gidenler oluruz.
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sünen-i Tirmizî C.5, S.663
“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah’ın Kitab’ı Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberi’nin sünnetidir.”
Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah’ın tasarrufundadır. Necm 3’te:
53/NECM-3: Ve mâ yentıku anil heva.
Ve o, hevasından (kendiliğinden) konuşmaz.
"O hevasından konuşmaz." Nefsi yok.' Allahû Tealâ’nın O’na verdiği muhteva söz konusu. Allah Resûlü Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: (Sahîhul-Müslim 232, 251. Hadisler, Sunenu İbn-i Mâce II, 1319 (no: 3987, 3988))
“İslâm garip başladı, yakında garip olarak başladığı yere dönecektir. O gün İslâm’ı yaşayan gariplere müjdeler olsun. O garipler kimlerdir? Onlar ki insanların ifsat ettiği sünnetimi ıslah ederler. Ortadan kaldırdıkları sünnetlerimi de yeniden ihya ederler. Sizler bugün sünnetime nasıl sarılıyorsanız onlar da öyle sarılacak olanlardır. Onlar ki insanların arasını ıslah ederler ve onlar insanlar içinde az bir topluluktur. Onlara buğz edenler sevenlerinden çoktur.”
“İnsanların arasını ıslah ederler.” İşte Resûlullah (S.A.V)’in sünneti bu istikâmettedir. Nitekim Mehdi (A.S) ve bağlıları Resûlullah (S.A.V)’in sünnetini ihya edecek olanlardır.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: “Kitab-ül Burhan Fi Alamet-ll Mehdiyy-İl Ahir Zaman, 2.
“Mehdi (A.S) benim soyumdandır. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir. Allahû Tealâ nasıl bu dîni bizimle başlattıysa, Mehdi (A.S) ile sona erdirecektir. İnsanlar nasıl bizimle şirkten kurtulmuşlarsa, Mehdi (A.S) ile fitneden kurtulacaklardır.”
Görüyoruz ki asıl olan Resûlullah (S.A.V)’in tatbikatı ve sahâbe ile birlikte dizaynını ifade ediyor.
Soru 2: Muhterem Hocam, aradan geçen 14 asırda sünnetlerde değişim olmuş mudur?
Tabiî. Dindeki hurafeler devreye girmiştir. 14 asır evvelden bu tarafa İslâm’da bütün güzelliklerin yayılmasında en aktif unsur Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in sünnetleridir. Ama onlarında zaman içerisinde hayati önem taşıyanları yok edilmiş. Nerede insanları kurtuluşa ulaştırması mümkün olmayan sünnetler kalmışsa onlar, bugün devam ediyor. Ve herkes onları yaptıkları için sünnetlere tâbî oldukları söyleniyor.
Örneğin “Ölmeden evvel ölünüz.”
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Acluni Koşfü’l Hafa c.2, shf:291 (2669) - 14. Basamak
«MÛTU KABLE EN TEMÛTU»
«qatlaa qabl 'an tamut»
«اقتلی قبل أن تموت»
"Ölmeden evvel ölün, Allah'a dönün ki, (ölmeden önce ruhunuzu Allah'a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardımlarda bulunsun."
Bu ölmeden evvel ölmek, ruhun hayattayken Allah’ın Zat'ı’na ulaşmasıdır. Resûlullah (S.A.V) ne diyordu? “İfsat olan sünnetimi ıslah ederler ve ortadan kaldırılan sünnetimi de ihyâ ederler.” Yani nefs tezkiyesi yaparlar ve ruhu Allah’a ulaştırırlar. Ama bu unutulmuş. Öyle olunca dinde 19 tane hurafe, 19 tane bid’at söz konusudur.
KUR’ÂN’I KERİM’E TERS DÜŞEN HURAFELER ŞEYTANIN ÖĞRETTİKLERİ FUHŞİYAT VE MÜNKERDİR
Tüm resûller peygamberdir.
Nebî olunmadan resûl olunmaz.
Allah peygamberlerden başkasına âyet indirmez.
Vahiy, Peygamber Efendimiz (S.A.V) ile sona ermiştir.
Allah görülmez.
Nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluşmaz. Mürşidsiz de nefs tezkiyesi yapılabilir.
Allah ile kul arasına kimse giremez. Mürşide tâbiiyet şirktir.
Allah’a ulaşılamaz.
Hidayet de doğru yoldur, Sıratı Mustakîm de doğru yoldur.
Dinde zorlama vardır.
Dünyada rahat yoktur.
Kalbinde zerre kadar îmân olan cehennemde cezası kadar yandıktan sonra cennete girer.
Şekil şartlarına riayet etmeyenlerin namazı kabul olmaz. Tecvide ve harflerin mahreçlerinden çıkışına, telaffuza uymayan kıraatler kabul olmaz.
Kıyâmet günü şefaat vardır.
Takva Allah’tan korkmaktır.
Ruh vücuttan çıkarsa kişi ölür. İrcî emri bir ölüm emridir.
Yevmil ahir kıyamet günüdür.
Hayır da şerr de Allah’tandır.
“LÂ İLÂHE İLLALLÂH” diyen cennete girer.
KUR’ÂN-I KERİM’E UYGUN OLAN BİLGİLER, KUR’ÂN-I KERİM ÖĞRETİLERİNE UYGUN AHLÂKİ VE FAZİLETLİ DAVRANIŞLARDIR
1. Bütün nebîler, resûldür ama her resûl, nebî değildir.
2. Her nebî, resûldür ama her resûl, nebî değildir.
3. Allah şeytana uyacak olan bir kişiye de âyet indiriyor (Araf 175).
4. Vahiy kıyamete kadar devam edecektir.
5. Allahû Tealâ fizik vücudun baş gözüyle görülmez ama nefsin kalp gözüyle ve ruhun baş gözüyle görülür.
6. Bakara 257'de “Onları zulmetten nura çıkartır.” - Nefs tezkiyesi kalbe nurların girmesiyle oluyor. Mürşidsiz nefs tezkiyesi hiç kimse için mümkün değildir. (Bakara 129-151, Âli İmrân 164, Cuma 2)
7. Allahû Tealâ, her devirde Kendisi'yle insanlar arasında asâleten veya vekâleten devrin imamını kendisi tayin eder.
8. Ölümle herkesin ruhu Allah’a ulaşır. Mârifet, hayattayken ruhu Allah’a ulaştırmaktır.
9. Hidayet, ruhun Allah’a ulaşmasıdır. Sırat-ı Mustakîm de ruhu Allah’a ulaştıran yoldur.
10. Dinde zorlama yoktur.
11. Dünyada mutluluk vardır.
12. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyenler cennete girer, ulaşmayı dilemeyen herkesin gideceği yer cehennemdir.
13. Allah’a ulaşmayı dilemeyenler ve huşû sahibi olmayanların namazı kabul edilmez.
14. Kıyâmet günü şefaat yoktur. Şefaat, bu dünya hayatındadır.
15. Takva, Allah’ı sevmektir. Sevmek, Allah’ın emirlerine itaat etmektir.
16. Ruh vücuttan çıkınca kişi ölmez. İrcî emri, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşma emridir.
17. Aynı zamanda yevmil âhir, ruhun dünya hayatında Allah’a ulaşma günüdür.
18. Hayır Allah’tandır, şerr bizim nefsimizdendir.
19. “Lâ ilâhe illallah” diyen değil, Allah’a ulaşmayı dileyen cennete girer.
İSLÂM’DAN KOPAN KUR’ÂN KAVRAMLARI - HAKİKAT DEVRİN İMAMININ ÖĞRETTİĞİ – MARUF İLE EMRETMEK VE MÜNKERDEN NEHYETMEK
1. DALÂLET
NAHL-78, DUHÂ-7, YÛNUS-45
2. ABD VE ABİD
ZÂRİYÂT-56, ZUMER-17, KEHF-105
3. ÂMENÜ OLMAK
HÛD-29, YÛNUS-63, YÛNUS-64
4. ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
YÛNUS-7, YÛNUS-8
5. TAKVA SAHİBİ OLMAK
RÛM-31, MÂİDE-35, KAF-31, KAF-32, HACC-37, A‘RÂF-201, MÂİDE-100, ÂLİ İMRÂN-102, MÂİDE-93
6. TÖVBE VE MAĞFİRET
FURKÂN-69, FURKÂN-70, NİSÂ-64
7. SIRATI MUSTAKÎM
HİCR-41, NİSÂ-175
8. ZİKİR VE EHLİ ZİKİR
ANKEBÛT-45, MUZZEMMİL-8, AHZÂB-41, NİSÂ-103, ENBİYÂ-7
9. AMİLÜS-SALİHÂT
NÛR-21
10. NEFS TEZKİYESİ
TÎN-4, ŞEMS-7, ŞEMS-8, ŞEMS-9, MUZZEMMİL-8
11. BİRR
BAKARA-177, YÂSÎN-60, YÂSÎN-61
12. İRFAN
ÂLİ İMRÂN-104
13. ZÜHD
YÛSUF-20
14. ULÜL’ ELBAB
ÂLİ İMRÂN-190, ÂLİ İMRÂN-191, ÂLİ İMRÂN-7
15. HİKMET
BAKARA-269
16. İHLÂS
BAKARA-139, HİCR-40
17. TESLİM
ZUMER-54
18. MÜRŞİD
MÂİDE-35, FETİH-10, TEVBE-100
19. RESÛL VE NEBÎ
ÂLİ İMRÂN-81, AHZÂB-40, İSRÂ-15, MÜ’MİNÛN-44
Bu 19 tane hurafe ve 19 tane bid’at Kur'ân’dan bazı hakikatlerin din tatbikatından çıkarılmasına sebep olmuştur. Allah razı olsun.
Soru 3: Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in sünnetlerini gerçek mânâda ihyâ edenlerin özellikleri nelerdir?
Yûsuf (A.S), Yûsuf Suresi'nin 108. âyet-i kerimesinde: “Ben ve bana tâbî olanlar basiretle Allah'a davet ettiğimiz yol işte o, bizim yolumuzdur.”
12/YÛSUF-108: Kul hâzihî sebîlî ed’û ilallâhi alâ basîretin ene ve menittebeanî, ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn(muşrikîne).
De ki: “Benim ve bana tâbî olanların, basiret üzere (kalp gözüyle basar ederek, Allah'ı görerek) Allah'a davet ettiğimiz yol, işte bu yoldur. Allah'ı tenzih ederim. Ve ben, müşriklerden değilim.”
Örneğin bugün İslam’ın 5 şartıyla amel edenler için namaz 5 vakit farz ama Resûlullah (S.A.V)’in ve Sahâbe’nin birlikte yerine getirdiği, teheccüd sünneti ve kuşluk sünneti ne yazık ki pek yerine getirilmiyor.
Konunun en önemli noktası burası ihyâ edenlerin özellikleri:
Kur’ân-ı Kerim gelecek nesillere sahâbeyi projekte etmiş ve demiş ki şunlar benim farzlarım ve Sahâbe o farzların hepsini gerçekleştirmiş. Sahâbe bu farzları gerçekleştirirken bir yol izliyor. O yol Resûlullah (S.A.V)’in yoludur. Başta Peygamber Efendimiz (S.A.V) olmak üzere O’na tâbî olanları teşkil eden bütün Sahâbe, insanları Allah’a çağırıyorlardı. Hepsi Sıratı Mustakim üzerindeydi. Sünnetleri ihya edenler de Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve Sahâbesi gibi Sıratı Mustakim üzerinde olanlar olacaklar.
Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz buyuruyor ki: “Benim sünnetlerimin kaybolmaya yüz tuttuğu bir devirde Allah’ın bir dostu gelecek, benim sünnetlerimi ihya edecek. Onlar çok kalabalık olmayacaklar. Onları sevmeyenler sevenlerinden çok olacak.”
Demek ki “Sünnetlerimin kaybolmaya yüz tuttuğu bir dönemde Allah’ın bir dostu gelecek (Mehdi A.S), benim sünnetlerimi ihya edecektir.
Ne diyordu Allah Resûlü (S.A.V):
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: “Kitab-ül Burhan Fi Alamet-ll Mehdiyy-İl Ahir Zaman, 2.
“Mehdi (A.S) benim soyumdandır. Ben nasıl vahiy üzere mücadele veriyorsam, o da benim sünnetim üzerine mücadele verir. Allahû Tealâ nasıl bu dini bizimle başlattıysa, Mehdi (A.S) ile sona erdirecektir. İnsanlar nasıl bizimle şirkten kurtulmuşlarsa, Mehdi (A.S) ile fitneden kurtulacaklardır.”
"Onlar çok kalabalık olmayacaklardır. Onları sevmeyenler, sevenlerden çoktur."