Muhterem Hocam, dinlediğim bir din profesörü, Allah’a zikretmenin temel manasının Kur’ân okumak olduğunu belirten pek çok açıklama yaptı. Bu konuda değerli görüşlerinizi alabilir miyiz?

Soru

Muhterem Hocam, dinlediğim bir din profesörü, Allah’a zikretmenin temel manasının Kur’ân okumak olduğunu belirten pek çok açıklama yaptı. Bu konuda değerli görüşlerinizi alabilir miyiz?

Cevap

"Dinlediğim bir din profesörü, Allah’a zikretmenin temel mânâsının Kur’ân okumak olduğunu belirten pek çok açıklama yaptı. Bu konuda değerli açıklamanızı bekliyoruz." diyor. Ankebût Suresi'nin 45. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

29/ANKEBÛT-45 Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne). Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.

“Kur’ân âyetlerini tilâvet et, oku.” Allahû Tealâ âyetleri tebliğ et diyor, Allahû Tealâ âyetleri kıraat et diyor, Allahû Tealâ âyetleri tilavet et diyor.

Ama Nisâ Suresi'nin 103. âyet-i kerimesine baktığımızda;

4/NİSÂ-103 Fe izâ kadaytumus salâte fezkurûllâhe kıyâmen ve kuûden ve alâ cunûbikum, fe izatma’nentum fe ekîmus salât(salâte), innes salâte kânet alâl mu’minîne kitâben mevkûtâ(mevkûten). Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken (yatarken), (devamlı) Allah'ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkânıyla kılın. Muhakkak ki namaz, mü'minlerin üzerine, "vakitleri belirlenmiş bir farz" olmuştur.

Bir insan 3 halde bulunabilir: ya ayaktadır, ya oturuyordur ya yanüstü yatıyordur. 3 halin 3'ünde de devamlı zikretmemiz Allahû Teâlâ tarafından emrediliyor. Bunun mânâsı da daimî zikirdir.

Allahû Tealâ böyle söylüyorsa, nasıl olur da bir din adamı çıkar ve “Zikretmek sadece Kur’ân-ı Kerîm’i okumaktır” der? "Biz de Kur’ân-ı Kerim’i çok okuruz: ayaktayken okuruz, odanın içinde yürüyerek de okuruz, otururken de okuruz, bir masada oturmuş okuyor." diyor. Böyle bir ifade ettiklerinde yanüstü yatarken de Kur'ân-ı Kerim'i okuyorlarmış. Bu tabiî ki mümkün değil. Yanüstü yatarken geceleyin yapılabilen tek bir ibadet var, o iç sesimizle Allah İsmi'nin tekrarıdır.

"Öyleyse bunu bu şekilde manalandıran insanlar, aslında Kur’ân’ın hakikatlerini çarpıtıyorlar." Hayır, Kur’ân-ı Kerim’de daimî olarak yapılabilen tek ibadet var, o Allah İsmi'nin tekrarı olan zikirdir. Onun dışında herşeyi Allahû Tealâ ölçü koymuştur. Yani İslam’da ifrat ve tefrit yoktur; zikirde tefrit vardır ama ifrat yoktur. Çünkü daimi zikri Allah farz kılmıştır.

Bu açıdan baktığınız zaman hayır, yerli yerine oturmuyor profesörün söylediği. En büyük ibadet zikirdir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 8 Ekim 20262 dk okuma0