Muhterem Hocam, doğru mürşid kim diye soran izleyicimize ne buyurursunuz?

Soru

Muhterem Hocam, doğru mürşid kim diye soran izleyicimize ne buyurursunuz?

Cevap

Doğru mürşid kim? Allah’ın irşada memur ve mezun kıldığı, 7 safha 4 teslimi yaşayandır. Sevgili kardeşlerim, bir kere Kur’ân herkesi mürşid olmaya davet ediyor. Şu an dünyada 8 milyar 250 milyon insan varsa, 8 milyar 250 milyon insana da Allah, mürşid olmaya davette bulunuyor. Hangi âyet? Bakara Suresinin 186. âyet-i kerimesi:

2/BAKARA-186 Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, felyestecîbû lî velyu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).

Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).

O zaman Allahû Tealâ herkesi neye davet ediyor? Mürşid olmaya davet ediyor. Herkesi Allah davet ediyor.

Mürşid demek Kur’ân müfredat programından mezun olan kişi demek. Yani eskiden diplomalara ne ad veriliyordu? Mezuniyet belgesi. Kim Allah’ın üniversitesinden, yani Kur’ân müfredatından, Kur’ân’dan mezun olursa aslında o kişi ne yapmıştır? İrşad diplomasını almıştır, irşada ulaşmıştır. Ama her mezun olan kişi işe giriyor mu? Her mezun olan kişi girmiyor. Ataması kimler tarafından yapılıyorsa yapılıyor. Ama velî mürşidin atamasını kim yapıyor? Allah yapıyor. Eğer iradesini teslim etmiş, diplomasını almışsa dilerse Allahû Tealâ Zat’ını göstermek suretiyle ona da bir yetki veriyor. İrşada memur ve mezun kılınma yetkisini veriyor.

Dolayısıyla doğru mürşid kimdir? Doğru mürşid 7 safha 4 teslimi yaşayan. İşaretleri nedir derseniz, birinci işaret Allah’a davet. Yani din noktasında Allah’a davet etmeyen size ne söylese söylesin hikâye. İkinci işaret Kur’ân’ın bütününe tâbî olmak. Kur’ân’ın birkaç âyet-i kerimesini ezberleyip oradan hüküm çıkartmak değil. Eğer öyle olsaydı o zaman Bakara 85’te Allahû Tealâ:

2/BAKARA-85 Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkummin diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân(udvâni), ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharremun aleykum ihrâcuhum e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbive tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb(azâbi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).

Sonra siz, öyle kimselersiniz ki birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz ve onlara karşı günah ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz. Eğer onlar, size esir olarak gelseler, onların yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış olduğu halde (onların yurtlarında kalmalarına izin vermeyip) fidye karşılığı değiştirirsiniz. Yoksa Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında ancak rezilliktir. Kıyâmet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine maruz bırakılır. Ve Allah, yaptığınız şeylerden gâfil değildir.

“Kitabın bir kısmına îmân ediyor, bir kısmını inkâr mı ediyorsun?” Öyle olunca o zaman kişinin gideceği yer cehennem. Demek ki birinci şart Allah’a davet, ikinci şart kitabın bütününe tâbî olmak, üçüncü şart kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek.

Bu vasıfların hepsi de Fussilet 33, 34, 35’te zikrediliyor:

41/FUSSİLET-33 Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).

Allah’a davet eden ve salih amel (nefs tasfiyesi) yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?

41/FUSSİLET-34 Ve lâ testevîl hasenetu ve lâs seyyieh(seyyietu), idfa’ billetî hiye ahsenu fe izâllezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(hamîmun).

Hasene (iyilik) ve seyyie (kötülük), müsavi (eşit) değildir. (Kötülüğü) en güzel şekilde karşıla. O zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi, samimi bir dost gibi olur.

41/FUSSİLET-35 Ve mâ yulakkâhâ illâllezîne saberû, ve mâ yulakkâhâ illâ zû hazzın azîm(azîmin).

Ona (kötülüğü iyilikle karşılama hasletine), sabredenlerden ve hazzul azîm (en büyük haz) sahiplerinden başkası ulaştırılmaz.

Burada da zaten Allahû Tealâ bir mürşid tarifi veriyor. “Allah’a davet eden, nefs tasfiyesi yapan, ‘Ben teslim olanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır? Kötülükle iyilik bir değildir. Sen kötülüğü iyilikle sav. Böyle yaparsan sana düşman olan kişi candan bir dost olur. Ama buna ancak sabredenler ulaştırılır.” Öyleyse burada üç tane vasıf birden verilmiş. Yani bu üç âyet-i kerimede tarif edilen kişi mürşiddir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20264 dk okuma0