Muhterem Hocam, doğruları bilen insan da hata yapabilir mi? Bu konuyu bizlere açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, doğruları bilen insan da hata yapabilir mi? Bu konuyu bizlere açıklar mısınız?
Cevap
Elbette. Yani bir ilmel yakîn var, bir de bu ilmin yaşanması sadedinde ayn'el yakîn bir de en son sır Allah'ın Zat'ını görmek; hakkal yakîn.
Allahû Tealâ işin başında Nûr 21'de: "Şeytanın adımlarına tâbî olmayın."
24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
Başlangıç noktasında herkes şeytanın kulu ve dostu durumunda. İşte "Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Kim şeytan adımına tâbî olursa şeytan ona fuhşiyatı ve münkeri emreder." buyuruyor. Fuhşiyat ve münker, mârufla emretme ve münkerden nehyetmenin zıttıdır. Ama Allahû Tealâ: "Allah'ın fazlı ve rahmeti üzerinizde olmazsa, içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemez." diyor.
Hicr 39 ve 40'ta: "Beni azdırmana yemin ederim, yeryüzünü onlar için süsleyeceğim, hepsini saptıracağım." deyince Allahû Tealâ: "Hayır, muhlis kullarım müstesna." buyuruyor.
15/HİCR-39 Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fîl ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne).
(İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım.”
15/HİCR-40 İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).
“Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”
İşte kişinin ihlâsa ulaşması, Allah için hayatını feda etmesi söz konusu.
İnsanların 2 tane düşmanı var: nefs ve şeytan. Evvelâ şunu kesin olarak bileceğiz; herkes her an yanlışlık yapabilir. Bu yanlışlıkların tamamen kesildiği nokta var mı? İhlâs ve salâh. Kişi ihlâsa ulaştığı zaman hem dünya hayatını yaşarken hem de rüya âleminde artık ne fizik vücudunun ne de nefsinin hata yapması söz konusu değildir. Kişi ihlâsa ulaştığı zaman hem dünya hayatını yaşarken hem de rüya âleminde artık ne fizik vücudunun ne nefsinin hata yapması söz konusu değildir. Önemli olan zaten hataları yapmamak değildir. Önemli olan bir insanın bir hatayı yaptıktan sonra o hatadan sonra dersini alıp o istikamette hataları durdurmasıdır. Bütün cephelerde hataların durması insanın çok yıllarını alır ve bu işin netice durdurulan yer ihlâs ve salâh makamlarıdır.