Muhterem Hocam, doğruları bilmeyen insanlara Allah’ın ilmini anlatırken nelere dikkat etmeliyiz?
Soru
Muhterem Hocam, doğruları bilmeyen insanlara Allah’ın ilmini anlatırken nelere dikkat etmeliyiz?
Cevap
Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Her mü’min bulunduğu yerde vazifelidir. Kim bildiğiyle amel ederse, Allah ona bilmediğini öğretir.”
Bu, mü’minler için; Allah’a ulaşmayı dileyen için.
Ama öte yandan tebliğ açısından baktığımız zaman: “Herkese aklı ölçüsünde hitap ediniz. Aklı olmayanın dini yok.”
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Tirmizî; Suyuti-Camiüssağir-2183, (3.535, Hadîs No: 4242), "Kişinin dini aklı ölçüsündedir. Aklını kullanmayanın dini yoktur."
Öyleyse herkese aklı ölçüsünde hitap ediniz. Aklı olmayanın dini yoktur.
Bir insanın akledebilmesi için mutlaka Allah’a ulaşmayı dilemesi lâzım.
İşte Mulk Suresinin 8, 9, 10. âyet-i kerimesi:
67/MULK-8 Tekâdu temeyyezu minel gayz(gayzi), kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr(nezîrun). (Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya herbir grup atılışında onun (cehennemin) bekçileri onlara: “Size nezir (uyarıcı) gelmedi mi?” diye sordu.
67/MULK-9 Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey'in entum illâ fî dalâlin kebîr(kebîrin). Onlar (cehenneme atılanlar) dediler ki: “Evet, bize nezir gelmişti. Fakat biz onu yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz, dedik.”
67/MULK-10 Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na'kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr(saîri). Ve: “Eğer biz işitmiş veya akıl etmiş olsaydık, alevli ateş halkı arasında olmazdık.” dediler.
Cehennemlikler cehennemin kapılarından girdiklerinde, cehennem bekçileri onlara sual soruyorlar: “Size uyarıcı nezirler gelmedi mi? Allah’a ulaşmayı dilemediğiniz taktirde gideceğiniz yer cehennemdir." demediler mi?
“Nezirler geldi. Bunları bize söylediler. Ama biz onları yalanladık ve 'Allah bir şey indirmemiştir.’ dedik. Onları dalâlette olmakla (onları) suçladık. Ama eğer işitseydik ve akletseydik”; yani "Allah’a ulaşmayı dileseydik ve akletseydik."
Öyleyse Allah’a ulaşmayı dilemek, akletmektir. Dilemeyenler, akletmeyenlerdir.
Allahû Tealâ da Yûnus Suresinin 100. âyet-i kerimesinde:
10/YÛNUS-100 Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh(iznillâhi), ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne). Ve Allah’ın izni olmaksızın, bir kimsenin (bir nefsin) mü’min olması (mümkün) olamaz. Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir.
“Akletmeyenlere (aklını kullanmayanlara) azap ederim.”
Öyleyse akledebilmek, mutlaka bir dilekle mümkündür.
İşte: “İşitseydik ve akletseydik!”
Kimi işitmek? Hikmet sahibi âlimi. Hikmet sahibi âlimi işitmek ve akletmek. Onun sözlerini kendimize mal etmek.
“Öyleyse doğruları bilmeyen insanlara, Allah’ın ilmini anlatırken nelere dikkat etmeli?”
Onların seviyesine uygun açıklamalarda bulunuyoruz.
Aslında onlar farkında bile değiller; ama doğrusunu öğrenmek üzere Allahû Tealâ onları size gönderiyor.
Onların doğrusunu öyle bir lisanla anlatmalısınız ki onlara kızmadığınız, onları rencide etmek istemediğiniz açıkça belli olmalı.
Ama hakikati de söylemekten yılmayacaksınız, çekinmeyeceksiniz. Devamlı Allah’ın güzelliklerini, doğrularını onlara anlatacaksınız.
İnsanlara akılları nispetinde konuşun. Akılları ölçüsünde hitap ediniz.