Muhterem Hocam, Duha suresi 7. ve 8. âyetine baktığımızda mürşide henüz tâbî olmayan kimseyi ‘yetim’ olarak düşünebilir miyiz?
Soru
Muhterem Hocam, Duha suresi 7. ve 8. âyetine baktığımızda mürşide henüz tâbî olmayan kimseyi ‘yetim’ olarak düşünebilir miyiz?
Cevap
manevî babası olmayan kişi açısından. Evet;
93/DUHÂ-7 Ve vecedeke dâllen fe hedâ.
Ve seni dalâlette buldu sonra hidâyete erdirdi.
93/DUHÂ-8 Ve vecedeke âilen fe agnâ.
Ve seni yokluk içinde buldu sonra zengin kıldı.
“Şimdi seni dalâlette buldu da hidâyet etmedi mi?” Delâlette olan kişinin hidâyete vermesi; o kişinin hidâyeti dilemesine bağlı.
Aynen, “Ve seni yokluk içinde buldu da sonra zengin kılmadı mı?” Mürşidine tâbî olan kişi Allah yolunda infak etmeye başlayınca bire 700 kazanır. Şu dünya üzerinde hiçbir kazanç, hiçbir ticaret bire 700 veremez.
Öyleyse bunun mânâsı ne? Mürşidine tâbî olan kişi infak etmeye başladığı an yani bu zekât ve birdir o zaman o kişinin zengin olmaması mümkün değildir. Çünkü o bir verecek, Allah onun 700 katını veriyor.
İşte böylece meselâ fakirler için Allah Resûl'üne, “Bir yerde bir fakir görürsen, o Allah ve resûlünden kaçmıştır.” mânâsında bir söz söyleniyor. Sebebi budur. Yani tasavvufa giren kişi mutlaka Allahû Tealâ onu zengin kılıyor.
İşte Said Nursî Hazretleri çağımızın üç tane hastalığından bahsederken: cehâlet, ihtilâflar ve zaruret. Cehâleti Kur’ân ilmiyle, ihtilâfları mürşide tâbîyetle, sormakla ve zarureti de Allah yolunda infak etmekle çözüme kavuşturabiliriz. Allah'ın istediği bu inşaallah.