Muhterem Hocam, dünya barışının oluşmasında affetmenin rolü nedir?

Soru

Muhterem Hocam, dünya barışının oluşmasında affetmenin rolü nedir?

Cevap

Üç tane davranış biçimi var: Kısas, af ve kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek. Kısas şeriatın bir gereğidir. Af, tarikatın. Kötülüğe karşı hayırla mukabele etmek ise hakikâtin gereğidir.

Âli İmrân 103’te:

ÂLİ İMRÂN-103: Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrekû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufretin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).

Ve hepiniz, Allah'ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki ni'metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O'nun (Allah'ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.

“Hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın, fırkalara ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki ni’metini zikredin. Siz düşmandınız, Allah kalplerinizi birleştirdi, sevgide birleştirdi, telif etti ve onunla kardeşler oldunuz.”

Şimdi hem bu âyet-i kerimeyi hem de o hadîsi bir kere daha tekrar edecek olursak: “… asbahtum bi ni’metihî, O’nun ni’metiyle kardeşler oldunuz.” Ne diyordu Allah Resûlü? “Allah’ı ni’metlerinden dolayı seviniz. Beni de Allah’tan dolayı seviniz, Sahâbe’mi de benden dolayı seviniz.”

Öyleyse onun ni’metiyle biz kardeş oluyoruz. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, ruhun talebine uyarak Allah’a ulaşmayı dilerse, o zaman dileyenler birbirinin kardeşidir. “Mü’minler kardeştir.” buyuruyor Hucurât Suresi’nin 10. âyet-i kerimesinde:

HUCURÂT-10: İnnemel mû’minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn(turhamûne).

Mü'minler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Ve Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki, böylece siz rahmet olunursunuz.

A’râf 199:

A'RÂF-199: Huzil afve ve’mur bil urfi ve a’rıd anil câhilîn(câhilîne).

Affı ahzet (affı kendine usül edin) ve irfanla emret ve cahillerden yüz çevir.

“Affet, mârufu emret ve cahillerden yüz çevir.” Affetmek tarikatın, mârufu emretmek hakikâtin ve cahillerden yüz çevirmek de cahillerindir. Cahiller nefslerine uyarak intikam alırlar.

Kimdir affedebilenler, barışa ulaşabilenler? Onlar Allah’ın kalplerine sevgiyi yerleştirdiği kimselerdir. Böyle bir şey için kötülük gören kişinin nefsinin âfetlerinden bir miktar temizlenmiş olması gerekir. Yani evvelâ bizim barışa ulaşmamız lâzım ki başkalarını da affedebilir hâle gelebilelim.

Öyleyse herşey nefsimizi tezkiye ve tasfiye etmemizle mümkündür. Affedebilenler nefs tezkiyesi yapanlardır. Kötülüğe karşı hayırla mukabele edenler nefs tasfiyesi yapanlardır ama affedebilenler nefs tezkiyesi yapanlardır.

Her zaman Efendimiz’in buyurduğu üç oda kıssası: Tasavvufa yeni giren kişiye mürşidi diyor ki: “Şimdi birinci odadaki kişinin ensesine bir tokat at ve yaşadıklarını gel bana anlat.” Tokat attığı zaman o da tokat atıyor.

Yani iblis kötülüğe karşı kötülük, iyiliğe karşı da kötülük yapmasını istiyor. Herkesin nefsi de kötülüğe karşı kötülük, iyiliğe karşı iyilik. Ama iblis, nefsin âfetleri sebebiyle daima iyiliğe karşı da kötülük yapılmasını istiyor.

Allahû Tealâ daima kötülüğe karşı iyilik yapılmasını istiyor. Çünkü muhteva böyledir. İşte ikinci odadaki kişinin ensesine tokat attığı zaman, ikinci odadaki şahıs nefs tezkiyesini yapabilen kişidir. O affediyor. Üçüncü odadaki şahıs affetmekle kalmıyor. Nefs tasfiyesi yaptığı için ona yardımcı oluyor, kötülüğe karşı hayırla mukabele ediyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ekim 2026Son güncelleme: 17 Ekim 20263 dk okuma0