Muhterem Hocam, dünya hayatını yaşarken evliya olmanın kuralı nedir?

Soru

Muhterem Hocam, dünya hayatını yaşarken evliya olmanın kuralı nedir?

Cevap

Dünya hayatını yaşarken evliya olmanın kuralı âmenû olup takva sahibi olmaktır. Allahû Tealâ Yûnus 62, 63, 64'te buyuruyor: "Bilin ki Allah'ın velîleri için korku yoktur. Onlar mahzun olmazlar." Kimdir o âmenû olanlar? Onlar âmenû olmuşlar ve aynı zamanda takva sahibi olmuşlardır.

10/YÛNUS-62 E lâ inne evlîyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?

10/YÛNUS-63 Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne). Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.

10/YÛNUS-64 Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhırati, lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu). Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.

Âmenû olmanın 3 şartına ilaveten takva sahibi olmayı da eklerseniz, işte o zaman kesinlikle Allah mutlaka sizin ruhunuzu Kendisine ulaştıracak ve sanki siz ulaştırmış gibi 3 tane cennet, dünya saadetinin yarısına sahip olup ermiş evliyadan olursunuz. Yani evvelâ inanç şartı daha sonra takva sahibi olmak.

Kalbimizin 2 kapısından bir tanesi takva kapısı, birisi fücur kapısı. Allahû Tealâ Şems Suresinin 7. ve 8. âyet-i kerimelerinde buyuruyor ki: "Nefse takvayı ve fücuru ilham eden..." Nefse fücuru ileten iblistir. Takvayı da ileten Allah'ın resûlleridir.

91/ŞEMS-7 Ve nefsin ve mâ sevvâhâ. Nefse ve onu (7 kademede ahsene dönüşecek şekilde) sevva edene (dizayn edene) (andolsun).

91/ŞEMS-8 Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ. Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.

1. safha takva; "Duyduk duymadık demeyin! Kalpten Allah'a ulaşmayı dileyin." İşte En'âm Suresinin 32. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor: "Bu dünya hayatı oyun ve eğlencedir ve ahiret yurdu takva sahipleri için daha hayırlıdır. Akletmeyecek misiniz?" Demek ki bir dünya hayatı var, bir de ahiret hayatı var. Takva sahipleri için ahiret daha hayırlı.

6/ENÂM-32 Ve mâl hayâtud dunyâ illâ leibun ve lehvun, ve led dârul âhiratu hayrun lillezîne yettekûn(yettekûne), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne). Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için daha hayırlıdır. Akletmeyecek misiniz?

7 âyet-i kerimede dünya hayatını dileyenler var. 7 âyet-i kerimede de Allah'a yönelmeyip dünya hayatına yönelen, "Bize dünyada ver." diyenler var. Allahû Tealâ onlara dünyayı veriyor ama ahirette nasibi yok.

ALLAH’A YÖNELMEYEN DÜNYA HAYATINA YÖNELEN “BİZE DÜNYADA VER” DİYENLER 1. BAKARA 200: … artık atalarınızı zikrettiğiniz gibi, hatta daha kuvvetli bir zikirle Allah’ı zikredin. Fakat insanlardan kim: ‘Rabbimiz bize dünyada ver.’ derse, ahirette onun bir nasibi yoktur. 2. YÛNUS 7: … Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. YÛNUS 8: İşte onların kazandıkları gereğince varacakları yer ateştir. 3. HÛD 15: Kim dünya hayatını ve onun ziynetini isterse onların amellerinin karşılığını orada, onlara öderiz... HÛD 16: İşte onlar, onlar için ahirette ateşten başka bir şey yoktur… 4. KASAS 78: … ‘Allah’ın ondan daha kuvvetli (güçlü) olan ve ondan daha çok şey toplayan nesilleri (zenginleri) helâk etmiş olduğunu’ bilmiyor mu? KASAS 79: Dünya hayatını isteyenler: ‘Keşke Karun’a verilenler kadar bizim de olsaydı.’ KASAS 80: Ve ilim verilenler: ‘Size yazıklar olsun! Âmenû olan ve salih amel yapanlar için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır… 5. ŞÛRÂ 20: Kim ahiret hasadını isterse, Biz onun kazancını artırırız. Kim dünya kazancını isterse, ona (da) ondan (dünya kazancından) artırırız. Ve onun ahirette nasibi yoktur.” 6. NAZİAT 38: Ve dünya hayatını tercih etmiş ise. NAZİAT 39: O takdirde, muhakkak ki alevli ateş (cehennem), o, barınacak yerdir. 7. FÂTIR 5: Ey insanlar! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar. Hadîs-i Şerif: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.” Kaynak: İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte.

Öte yandan 7 âyet-i kerimede ahireti talip eden söz konusu. Ahiret yurdu dünya hayatından daha hayırlıdır. Takva sahipleri için ahiret yurdu dünya hayatından da hayırlıdır. Buna bu şekilde de bir ilave yapılabilirse, takva sahibi insanlar için ahiret yurdu dünya hayatından daha hayırlıdır.

AHİRET YURDU DÜNYA HAYATINDAN DAHA HAYIRLIDIR. 1. NİS 77: …De ki: ‘Dünya metaı (menfaati) azdır ve ahiret ise takva sahibi olan kimseler için daha hayırlıdır. Ve siz, kıl kadar (hurma çekirdeğindeki lif kadar bile) zulmedilmezsiniz.’ 2. EN’ÂM 32: Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz? 3. A’RÂF 169: … Allah’a karşı haktan başka bir şey söylememeleri için onlardan Kitab’ın misakı alınmadı mı? Ve onun içindekileri, onlar okudular. Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz? 4. KASAS 83: İşte bu ahiret yurdu ki onu, yeryüzünde üstün olmak ve fesat çıkarmak istemeyenlere tahsis ederiz. Akıbet (güzel sonuç) muttekîlerindir (takva sahiplerinindir). 5. ZUHRÛF 35: “Ve (üstlerine) süsler (mücevherler yapardık). Ve bunların hepsi sadece dünya hayatının metaıdır. Ve ahiret ise Rabbinin katındadır ve takva sahiplerinindir.” 6. DUH : Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin için, evvelkinden (dünya hayatından) daha hayırlıdır. 7. A’L 17: Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkîdir (devamlıdır). A’L 18: Muhakkak ki bu, evvelki sahifelerde de elbette var. A’L 19: (Hz.) İbrahim’in ve (Hz.) Musa’nın sahifelerinde (var). Hadîs – 1: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.” (İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte) Hadîs – 2: “Dünya ahiretin tarlasıdır.” (Aclûnî¸ Keşfu'l-Hafa¸ Beyrut¸ 1351¸ I¸ 412.) Hadîs – 3: “Ben dünyaya dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Tâ ki, Bana kavuşmayı özlesinler. Ben dünyayı dostlarım için bir zindan, düşmanlarım için de bir Cennet olarak yarattım.” (Suyuti) .

Öyleyse;

Ehli dünya dünyada Ehli ukba ukbada Her biri bir sevdada Bana Allah'ım gerek.

Yani kişinin herşeyden evvel ahireti dünya hayatından daha öne geçirmesi söz konusu. Ama buna ulaşabilmesi için de mutlaka takva sahibi olması gerekir. Allahû Tealâ Rûm 31'de: "O'na yönel ve böylece takva sahibi olun." buyuruyor.

30/RÛM-31 Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne). O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

Hedef emirler var ve vasıta emirler var. 7 tane hedef emirden birincisi Allah'a ulaşmayı dilemek, ikincisi tövbe, üçüncüsü ruhun teslimi vs. 7 tane hedef emir:

7 HEDEF EMİR VAHDET 1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek RUM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin. Ve (böylece) müşriklerden olmayın. TEVHİD 2. 12 İhsanla Mürşide Tabi Olmak MU’MİN-15: …. Allah, kullarından dilediği kişinin üzerine Allah’a ulaşma gününün geldiğini ihtar etmek için, emrinden (Allah’ın emrini tebliğ edecek) bir ruh (devrin imamının ruhunu) ulaştırır. TESLİM: 3. Rûhun Allah’a Teslimi RAD-21: Ve onlar Allah’ın (ölmeden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan korkarlar. 4. Fizik Vücudun Allah’a Teslimi YÂSİN-60: Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır. YÂSİN-61:Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı)? Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır. 5. Nefsin Allah’a Teslimi NİSA-103: Namazı bitirdiğinizde; ayaktayken, otururken ve yan üzeriyken (yan üstü yatarken), Allah’ı hep zikredin! Güvenliğe kavuştuğunuzda namazı namazın erkânıyla kılın… 6. İrşada Ulaşmak BEYYİNE-5: Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak, Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekat vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur. 7. İradeyi Allah’a Teslim Etmek EN’ÂM-97: Ve kara ve denizin karanlıklarında (nefsin afetlerinin karanlığında) yolunuzu bulmanız (hidâyete ermeniz) için yıldızları (nebîler, resûller, mürşidler) kılan O’dur. Bilen bir kavim için, âyetleri detayları ile açıkladık.

Bu hedeflere vasıtayla ulaşılır. 7 tane vasıta emir söz konusu:

1. vasıta: Allah'a ulaşmayı dilemek 2. vasıta: Mürşid önünde tövbe etmek 3. vasıta: Oruç tutmak 4. vasıta: Namaz kılmak 5. vasıta: Hacca gitmek 6. vasıta: Zekât vermek. 7. vasıta: En üst seviyede tabiî zikir yapmak.

7 VASITA EMİR 1. Allah’a Ulaşmayı Dilemek ANKEBÛT – 5: Kim Allah’a mülâkî olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi İşiten, en iyi Bilendir. 2. Kelimeyi Şahadet – 12 İhsanla Mürşid Önünde Tövbe Etmek BAKARA - 45, 46: (Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir. Onlar ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâkî olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakın derecesinde inanırlar. ÂLİ İMRÂN – 18: Allah, şehadet (şahitlik) etti: Muhakkak ki O’ndan başka ilâh yoktur... 3. Oruç BAKARA – 183: Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz. 4. Namaz NİSÂ – 103: Böylece namazı bitirdiğiniz zaman, artık ayaktayken, otururken ve yan üstü iken Allah’ı zikredin! Daha sonra güvenliğe kavuştuğunuz zaman, namazı erkâniyle kılın. Muhakkak ki namaz, mü’minlerin üzerine, “vakitleri belirlenmiş bir farz” olmuştur. 5. Hac BAKARA – 197: Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edindirirse, artık hacta kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur... 6. Zekât BEYYİNE – 5: Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde halis kullar olmaktan (nefslerini halis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekâtı vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar. İşte kayyûm din (kıyamete kadar devam edecek din) budur. 7. Zikir MUZZEMMİL – 8: Ve Rabbinin İsmini zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş. ANKEBÛT – 45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et. Muhakkak ki salât, fuhuştan ve münkerden nehyeder. Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür.

İşte günümüz geleneksel din tatbikatına baktığımız zaman sevm’ul salât, hacc’ul zekât hac, zekat ve kelime-i şehadet. Yani ne var? Sevm’ul salât, hacc’ul zekât var ama ne yok? Ulaşmayı dilemek ve zikir söz konusu değil. Öyle olunca sadece vasıta emirlerle hedefe ulaşmak mümkün değil.

Allah ile olan ilişkilerimize, Allah'ın verdiği emirleri dikkate alırken mutlaka Kur’ân-ı Kerim'e bakmalıyız. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim'de evliya olanların takva sahibi olduklarını, âmenû olduklarını, onlara da cennette de dünyada da müjdeler olduğunu söylüyor.

Evliyalık, Allah'a ulaşmayı dilemekle başlayan bir vetiredir. Kim Allah'a ulaşmayı dilerse, Allah'ın tayin ettiği gün mutlaka gelecek, o kişi mutlaka Allah'ın evliyası olacaktır. Öyleyse kişi inanç sahibi olabilir ama o inanç sahiplerinden ancak takva sahibi olanlar kurtuluştadır. Örneğin Mâide 41'deki gibi ağızlarıyla "... îmân ettik." deyip kalpleri îmân etmeyenler yani takva sahibi olmayanlar, onlar kurtuluşta değildir.

5/MÂİDE-41 Yâ eyyuhâr resûlu lâ yahzunkellezîne yusâriûne fîl kufri minellezîne kâlû âmennâ bi efvâhihim ve lem tu’min kulûbuhum, ve minellezîne hâdû semmâûne lil kezibi semmâûne li kavmin âharîne lem ye’tuke yuharrifûnel kelime min ba’di mevâdııhî, yekûlûne in utîtum hâzâ fe huzûhu ve in lem tu’tevhu fahzerû ve men yuridillâhu fitnetehu fe len temlike lehu minallâhi şey’â(şey’en) ulâikellezîne lem yuridillâhu en yutahhira kulûbehum lehum fîd dunyâ hızyun ve lehum fîl âhirati azâbun azîm(azîmun). Ey Resûl! Ağızlarıyla îmân ettik deyip, kalpleri îmân etmeyenlerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Ve yahudilerden dinleyenlerin bir kısmı, sana gelmeyen başka bir kavme yalan söylemek için dinleyenlerdir. Kelimeleri sonradan yerlerinden kaydırıp, değiştirirler ve: “Eğer size bu verilirse o zaman onu alın, eğer (böyle) verilmezse o taktirde kaçının.” derler. Ve Allah, kimin fitne içinde kalmasını dilerse, artık sen, onun için Allah’tan bir şeye asla mani olacak değilsin. İşte onlar öyle kimselerdir ki Allah, onların kalplerini temizlemeyi dilemez. Onlar için, dünyada bir rezillik vardır, ahirette de onlara “büyük azap” vardır.

Hucurât 14: Araplar: "Biz mü’min olduk." dediler. "İslâm dairesine girdik." deyin. Kalbinize îmân girmedi (âmenû olup takva sahibi olmadınız).

49/HUCURÂT-14 Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun). Araplar: “Biz âmenû olduk.” dediler. (Onlara) de ki: “Siz âmenû olmadınız (Allah’a ulaşmayı dilemediniz). Fakat: "Teslim olduk." deyin. Kalplerinize (içine) îmân girmedi. Ve eğer Allah’a ve O’nun Resûl'üne itaat ederseniz (Allah’a ulaşmayı dilerseniz), amellerinizden bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah, Gafur’dur, Rahîm’dir.”

Öyleyse kurtuluşun anahtarı âmenû olup takva sahibi olanlarda. Allah'a inanmak, tamam. Ruhun dünya hayatında ulaşmasına inanmak, tamam. Farz olduğuna inanmak, tamam. Ama bu farza itaat gerekiyor; takva sahibi olmak.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 7 Eylül 2026Son güncelleme: 2 Ekim 202611 dk okuma1