Muhterem Hocam, dünya hayatının bizi aldatmaması ve şeytanın da bizi aldatmaması için ne yapmamız lâzım, açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, dünya hayatının bizi aldatmaması ve şeytanın da bizi aldatmaması için ne yapmamız lâzım, açıklar mısınız?
Cevap
"Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ, Fâtır Suresi’nin 5. âyeti kerimesinde ve Lokmân Suresi’nin 33. âyeti kerimesinde bize bir muhteva veriyor:
35/FÂTIR-5 Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.
31/LOKMÂN-33 Yâ eyyuhen nâsuttekû rabbekum vahşev yevmen lâ yeczî vâlidun an veledihî ve lâ mevlûdun huve câzin an vâlidihî şey’â(şey’en) inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yagurrennekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar, Rabbinize karşı takva sahibi olun! Ve o günden korkun ki; baba, oğluna karşılık veremez (yardım edemez). Ve oğul da babasına bir şeyle karşılık veremez. Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Garur (tagut), Allah’a karşı sakın sizi kandırmasın.
Sevgili kardeşlerim, dünya hayatının bizi aldatmaması ve şeytanın da bizi aldatmaması bir hakikate dayalıdır. Kim kalben Allah’a ulaşmayı dilerse, tagutun o kişiyi kandırmasından kurtulacaktır. Kim Allahû Tealâ’nın kendisi için farz kıldığı nefs tezkiyesini gerçekleştirirse, o da dünya hayatının kendisine kurduğu tuzaktan kendisini kurtaracaktır.
Bu iki âyet-i kerime çok manidardır. Fâtır 5’te; ""Sakın dünya hayatı aldatmasın ve sakın şeytan ve tagut da sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın!"" denmektedir. Öyleyse iblisin bizi aldatması ve dünya hayatına talep sahibi olan nefsimizin bizi aldatması var. Bu iki tuzaktan kurtulmamız lazım. Allahû Tealâ, iki noktada bizi uyarıyor ve bu iki noktadan da hedefe ulaşmak, Allah’ın vaadine sadık kalmakla mümkündür. Rabbinize karşı takvâ sahibi olun. Gerçekten baktığımız zaman Kur’ân-ı Kerîm âyetleriyle 7 safha takva söz konusudur.
7 SAFHA TAKVA
1. RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O’na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
2. MÂİDE-35: Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
3. KAF-31: Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.
4. HACC-37: Onun (kurbanların), etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat sizden O’na, takva (Allah’a teslim olma) ulaşır. …
MÂİDE-93: Âmenû olanlar ve salih amel yapanlar üzerine, takva …… Âmenû olun ve amilûssâlihat yapın sonra da takva sahibi olun (4. takvaya ulaşın) ve ahsen olun! Allah muhsinleri (ahsen olanları, 4. takvaya ulaşanları) sever.
5. A’RÂF-201: Muhakkak ki; takva sahibi kimseler şeytandan onlara gözü büyüyen bir vesvese dokunduğu zaman (Allah’ı) tezekkür ederler (Allah’la tezekkür ederler). …
6. MÂİDE-100: …Ey Ulûl’elbab! Artık Allah’a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
7. ÂLİ İMRÂN-102: Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı “O’nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah’a) teslim olmadan ölmeyin!
Allahû Tealâ’nın vaadi, takva sahibi olmamız halinde kesinlikle herkese vaadi vardır. Herkese 3. kat cennet ve dünya saadetinin yarısını bedelsiz hibe etmek, hediye etmek, lütufta bulunmaktır. O zaman bu iki âyet bizler için çok önemlidir. Bu iki âyetle örtüşen bir hadîste de Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, Zuhd, 59; Darimî, Mukaddime, 29; Tirmizî, es-Sünen, IV/604, H.no: 2404.
“Ahir zamanda bazı kimseler çıkacak ve dini dünyaya alet edeceklerdir. İnsanlara yumuşak görünmek için kuzu postlarına bürünecekler ve dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbidir. Allah şöyle buyurur: Benim affıma mı güvenip gururlanıyorsunuz, benim rahmetime mi güvenip cesaretli davranıyorsunuz. Şanıma yemin ederim ki, onların üzerine öyle bir fitne (musîbet) göndereceğim ki, o çok yumuşak huylu, halim-selim olan kimseleri bile şaşkına çevirecektir.”
Sevgili kardeşlerim, Mevlânâ’nın misali de bunu güzel açıklıyor: Aklı kuzu, nefsî kurt ve ruhu (îmânı) da çoban olarak değerlendiriyor. Eğer çoban (îmân) güçlü olmazsa, o zaman her olayda mutlaka kurt kuzuyu yer. İşte bir nevî hadîs-i şerifte bu anlatılıyor. ""Benim affıma güvenip gururlanıyorsunuz. Allah'ın affına güvenip gururlananlar onlar aslında kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir. Kişi “Ben Allah’a inanıyorum” der, ""Ruhun Allah'a ulaşmasına da inanıyorum, farz olduğuna da inanıyorum."" der ama harekete geçmiyor.
O zaman Resûlullah (S.A.V)’in şu hadîsi devreye giriyor: “Ruhun dünya hayatında ulaşmasına inanıyorsa bu ilimdir. Ama amel etmiyorsa, amel edenler de helak olur; Muhlisler müstesna. (Kimdir helak olanlar?) Helak olanlar; ""İnsanlar helak olur, âlimler müstesna."" Allahû Tealâ'nın âlim dediği kişiler; kalben Allah'a ulaşmayı dileyenlerdir. Kişi kalben ulaşmayı dilemeye inanıyor. Ama ""İlim sahipleri de helak olur; ilmiyle amel edenler müstesnâdır.” Kimdir ilmiyle amel eden; ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını dileyendir.
Allah'a inanıyor, ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasına inanıyor, bunun farz olduğuna da inanıyor; ama dilemiyor. İlim sahibi ama ilmiyle amel etmiyor. İlmiyle amel edenler de helak olur; muhlisler müstesna. Diliyor, ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını gerçekleştiriyor. Peşinden dünya hayatı devreye giriyor. Ve dünya hayatı onu aldatıyor. İşte Allahû Tealâ, iki âyeti kerimede bunu söylüyor: “Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın şeytan da sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın.” O zaman Allah'ın affına güvenerek şeytanın aldattığı kişiler onlar; Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir.
Başlangıç noktasında bütün insanlar 19 negatif özelliğin sahibidirler:
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLERİN 19 NEGATİF ÖZELLİĞİ
1. Allah’ın âyetlerinden gafildir. Yunûs-7 / Nahl-78
2. Şirktedir. Zumer-65
3. Küfürdedir. Sebe-20
4. Dalâlettedir. Ra'd-27
5. Sağır, kör ve dilsizdir, ölüdür. Bakara 18-171 / Zuhruf 40 / En’âm 39 -122 / 8-24
6. Fısktadır. Bakara-26
7. Şeytanın kulu ve dostudur. Bakara-257 / Zumer-17
8. Dinde fırkalara ayrılmıştır. En'âm-43
9. Zalimdir (nefsine zulmedendir). Mâide-51 / İbrâhîm-27
10. Cahildir (akıl etmeyendir). Bakara-13 / Bakara-142
11. İsyandadır. Yûnus-11
12. Sebîlel gayy’dadır. Arâf-146
13. Fitnededir. Arâf-27 / Enfâl-28
14. Birbirine düşmandır. Âli İmrân-103
15. Amelleri boşa giden (hüsranda). Zumer-65
16. Takva sahibi değildir. Rûm-32
17. Mümin değildir. Sebe-20
18. hidayette değildir. Yûnus-45
19. Gideceği yer cehennem. Mu'minûn-103 / Arâf-178
Ama Allahû Tealâ onları bu halde başı boş bırakmıyor. Hem Bakara 38 hem de Tahâ 123'de;
2/BAKARA-38 Kulnâhbitû minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî hudenfe men tebia hudâye fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Biz dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.”llah’ı zikredince siner, gaflete düşerse vesvese verir.
20/TÂHÂ-123 Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvvun, fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.
(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”
Kimdir dalâletten kurtulan? Allah’a ulaşmayı dileyen. Öyleyse Allah'a ulaşmayı dilemeyenin sahip olduğu 19 negatif özellik; Allah'a ulaşmayı dileyince 19 pozitif özelliğe dönüşüyor.
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYENLERİN 19 POZİTİF ÖZELLİĞİ
1. Allah’ın âyetlerine yakîn hasıl edenler. Ra'd-2 / Secde-24
2. Şirkten kurtulmuştur. Rûm-31
3. Küfürden kurtulmuştur. Sebe-20
4. Dalaletten kurtulmuştur. Ra'd-27
5. Sağır, dilsiz ve kör olmaktan kurtulmuştur. Hacc 51 / Enâm 46 -122 / İsrâ 46- / Enfâl 24
6. Fısktan kurtulmuştur. Bakara 27
7. Şeytanın kulu ve dostu olmaktan kurtulmuştur. Zumer 17
8. Kurtuluşa eren fırkadır. Âli İmrân 103 / Rûm 32 / Zilzâl 20
9. Zulümden kurtulmuştur (nefsine zulmetmeyendir). Bakara 257
10. Cehaletten kurtulmuştur (akledendir). Bakara 2 / Ra'd 4
11. İsyandan kurtulmuştur. Hucurât-7
12. Sebîlel rüşddedir (rüşd yolundadır). Mu'min-38
13. Fitneden kurtulmuştur. Enfâl-28
14. Birbirine dost olmuşlardır. Âli İmrân 103
15. Amelleri boşa gitmeyendir (hüsranda değildir). Âli İmrân 100 / Rûm 32 / Zilzâl 20
16. Takva sahibidir. Rûm-31
17. Mümindir. Sebe-20
18. hidayettedir. Ra'd-27
19. Gideceği yer cennettir. Mu'minûn-102
Sadece bir dilek. O zaman şeytanın tuzağından kurtuluyor. İşte şeytan A’raf suresinin 12. âyeti kerimesinde Allahû Tealâ;
7/ARÂF-12 Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuke, kâle ene hayrun minhu, halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).
(Allahû Tealâ) şöyle buyurdu: “Sana (secde etmeyi) emrettiğim zaman, seni secde etmekten men eden nedir?” İblis: “Ben ondan hayırlıyım,beni ateşten ve onu nemli topraktan (balçıktan) yarattın.” dedi.
7/ARÂF-13 Kâle fehbit minhâ fe mâ yekûnu leke en tetekebbere fîhâ fahruc inneke mines sâgirîn(sâgirîne).
(Allahû Tealâ): “Öyleyse oradan in! Artık orada senin kibirlenmen olmaz. Hemen oradan çık. Muhakkak ki, sen alçaklardansın.” buyurdu.
Aynı olayı Adem (A.S) babamız ve eşi de yaşıyor. Bakara 35'de Allahû Tealâ Adem (A.S) ve babamız ve eşini cennetine koyuyor;
2/-35 Ve kulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
Dedik ki: “Ey Adem! Sen ve eşin, cennette yerleşin. Oradan (oradaki yiyeceklerden) dilediğiniz yerden bol bol yeyin. Ve bu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz.”
2/BAKARA-36 Fe ezellehumâş şeytânu anhâ fe ahrecehumâ mimmâ kânâ fîh(fîhi), ve kulnâhbitû ba’dukum li ba’din aduvv(aduvvun), ve lekum fîl ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin).
Fakat şeytan, ikisinin (ayağını) oradan kaydırdı. Böylece ikisini de içinde oldukları şeyden (ni’metten) çıkardı. Ve: “Birbirinize düşman olarak (dünyaya) inin. Sizin için (belli) bir zamana kadar yeryüzünde oturma ve faydalanma (geçimini temin etme) vardır.” dedik.
Zikretmediği zaman iblis hemen ona vesvese veriyor. Vesvese nasıl olur? Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) bir hadîste şöyle buyuruyor;
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhâri, Tefsir.
“Şeytan insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler. Allah’ı zikredince siner, çekilir, gaflet etse vesvese verir.”
Şimdi bu hadîse dayalı olarak Bakara 36'ya bakalım. Demek ki iblisin devreye girdiği nokta; Adem (A.S) babamız ve eşinin zikretmediği nokta. Şeytan onlara vesvese veriyor. Oradan ikisinin de çıkmasına sebep oluyor. ""Birbirinize düşman olarak siz de yeryüzüne inin. nasıl iblisi yeryüzüne gönderiyorsa, sizin için de bir zamana kadar yeryüzünde oturma ve faydalanma vardır. Tâhâ suresinin 121. âyeti kerimesinde;
20/TÂHÂ-121 Fe ekelâ minhâ fe bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafıkâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneti ve asâ âdemu rabbehu fe gavâ.
Bunun üzerine ikisi de ondan (o ağaçtan) yediler. O zaman ikisinin de edep yerleri kendilerine açıldı. Cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başladılar. Ve Âdem, Rabbine asi oldu, böylece azdı.
Yani o yasağa uymayınca, Allah'ın emirlerini yerine getirmeyip isyan ediyor. Arâf suresinin 14. âyeti kerimesindeiblis müsaade istiyor. 15'de müsade ediliyor. 16'da sırat-ı müstakîm için müsade istiyor. 17'de de sırat-ı müstakîmden saptırıyor.
A’RÂF 11 – 17
1. A’RÂF-11 Ve andolsun ki; sizi Biz yarattık. Sonra size suret (şekil) verdik. Sonra meleklere: “Âdem (A.S)’a secde edin.” dedik. İblis hariç, secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
2. A’RÂF-12 (Allahû Tealâ) şöyle buyurdu: “Sana (secde etmeyi) emrettiğim zaman, seni secde etmekten men eden nedir?” İblis: “Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten ve onu nemli topraktan (balçıktan) yarattın.” dedi.
3. A’RÂF-13 (Allahû Tealâ): “Öyleyse oradan in! Artık orada senin kibirlenmen olmaz. Hemen oradan çık. Muhakkak ki, sen alçaklardansın.” buyurdu.
4. A’RÂF-14 (Şeytan): “Beas gününe (dirileceğimiz güne, kıyâmet gününe) kadar bana izin (mühlet) ver.” dedi.
5. A’RÂF-15 (Allahû Tealâ): “Muhakkak ki sen izin (mühlet) verilenlerdensin.” buyurdu.
6. A’RÂF-16 (İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin’e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
7. A’RÂF-17 Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
Öyleyse Adem (A.S.) ve eşi zikretmedikleri için iblis vesvese veriyor. Ne diyor hadîste de; ""Şeytan insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekliyor. Allah’ı zikredince siner, çekilir, gaflet etse vesvese verir."" İşte bu vesveseyle Ademoğlunu kandırıyor.
7/ARÂF-19 Ve yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete fe kulâ min haysu şi'tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
Ve ey Âdem! Sen ve zevcen cennette yerleşin (oturun) sonra da, dilediğiniz yerden yeyin. Ve bu ağaca yaklaşmayın. O zaman (yaklaşırsanız ikiniz) zalimlerden olursunuz.
7/ARÂF-20 Fe vesvese lehumuş şeytânu li yubdiye lehumâ mâ vuriye anhumâ min sev'âtihimâ ve kâle mâ nehâkumâ rabbukumâ an hâzihiş şecereti illâ en tekûnâ melekeyni ev tekûnâ minel hâlidin(hâlidine).
Şeytan, onların (o ikisinin) görünmesi ayıp olan ve kendilerinden örtülmüş (gizlenmiş) yerlerinin açığa çıkarılması için onlara vesvese verdi ve sonra da şöyle dedi: “Rabbiniz (ikinizin Rabbi) sadece iki melek olursunuz veya (orada) ebedî kalanlardan olursunuz, diye bu ağaçtan sizin ikinizi menetti (nehyetti).”
Vesveseyi verdiği nokta nedir? Zikretmediği noktadır. Demek ki biz zikretmediğimiz zaman vesvese doğuyor. Zikrettiğimiz zaman kesinlikle vesveseden kurtuluyoruz. İşte iblis devreye gidiyor ve diyor ki; ""Sen Allah'a inanıyorsun. Mü'minsin ve sonra cennete gireceksin. Ama bakıyor kendisine hiç bir ibadet yapmıyor. ""Tamam diyor. ""Allah Gafûr ve Rahîm'dir. Ama yapmadıkların karşılığında biraz cehennemde yanarsın. Ondan sonra Allah seni mutlaka cennetine alacak. Çünkü sen Allah'a inanıyorsun."" İşte Allahû Tealâ da bizleri uyarıyor ve diyor ki; ""Sakın ha sakın şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın.
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizî, Zuhd, 59; Darimî, Mukaddime, 29; Tirmizî, es-Sünen, IV/604, H.no: 2404.
“Ahir zamanda bazı kimseler çıkacak ve dini dünyaya alet edeceklerdir. İnsanlara yumuşak görünmek için kuzu postlarına bürünecekler ve dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbidir. Allah şöyle buyurur: Benim affıma mı güvenip gururlanıyorsunuz, benim rahmetime mi güvenip cesaretli davranıyorsunuz. Şanıma yemin ederim ki, onların üzerine öyle bir fitne (musibet) göndereceğim ki, o çok yumuşak huylu, halim-selim olan kimseleri bile şaşkına çevirecektir.”
Ne diyordu Yunus Emre Hz.; ""İçi kafir, dışı müslüman."" Dıştan bakınca müslüman ama kalbine bakınca; içi kafir çünkü kalpleri kurt kalbidir. Yani nefsin 19 afetinin 19'u da var. Allah şöyle buyuruyor; ""Benim affıma mı güvenip gururlanıyorsunuz? Allah'ın affına güvendirip onları aldatan kimler? İblis. ""Benim rahmetime mi güvenip cesaretli davranıyorsunuz?"" Allah'ın rahmetine güvenenler; Allahû Tealâ'nın mürşitlerine tâbî olmayanlar. ""Şanıma yemin ederim ki; onların üzerine öyle bir imtihan (fitne) göndereceğim ki; o çok yumuşak huylu halim-selim kimseleri bile şaşkına çevirecektir.
Ve onlar bu fitneden (musibetlerden) ders alabilirlerse, Allah'a ulaşmayı dileyecekler. Ders almazlarsa o zaman kesinlikle şeytanla birlikte gidecekleri yer cehennem olacak. nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) ne buyuruyor; ""Her ümmetin bir fitnesi var. Benim ümmetimin fitnesi de maldır."" Yani herkesi Allahû Tealâ musibetlerle imtihan ediyor. 7 âyeti kerimede musibete baktığımız zaman; kesinlikle musibeti insanlığın yaptığı şerler sebebiyle başa geldiğini görüyoruz.
MUSİBETLER KENDİ YAPTIKLARIMIZDAN KAYNAKLANIYOR
1. ÂLİ İMRAN – 182: İşte bu (azap), Allah kullara zulmedici olduğundan değil, ellerinizle takdim ettiğiniz (yaptığınız) şeyler sebebiyledir.
2. NİSÂ – 62: Bundan sonra onlara, elleriyle işlediklerinden dolayı bir musibet geldiği zaman halleri nasıl olur...
3. ENFÂL – 51: İşte bu, ellerinizle takdim ettikleriniz (kendi yaptıklarınız) sebebiyledir...
YÛNUS – 44: Muhakkak ki Allah, insanlara (hiç)bir şeyle (asla) zulmetmez. Lâkin insanlar, kendi nefslerine zulmederler.
4. HACC – 10: İşte bu, senin ellerinle takdim edilen şeyler sebebiyledir. Ve muhakkak ki Allah, âbidler (Allah’a kul olanlar) için zulmedici değildir.
HACC – 35:... Onlara isabet edenlere (musibetlere) sabredenlerdir ve salâtı (namazı) ikame edenlerdir. Ve onlar, onları rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.
5. KASAS – 47: Ve eğer elleriyle takdim ettikleri (yaptıkları) sebebiyle onlara bir musibet isabet ederse:
“Rabbimiz keşke bize bir resûl gönderseydin, böylece biz, Senin âyetlerine tâbî olurduk ve mü’minlerden olurduk.” diyecek olmasalardı (seni Nebî-Resûl olarak göndermezdik).
6. RÛM – 36: Ve insanlara rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlarlar (şımarırlar). Ve eğer, elleri ile takdim ettiklerinden dolayı onlara bir kötülük isabet ederse o zaman onlar, ümitsizliğe düşerler.
7. ŞÛRÂ – 30: Size bir musibet isabet ettiği zaman işte o, ellerinizin kazandığı (yaptıklarınız) sebebiyledir. (Musibetlerin) çoğunu affeder.
ŞÛRÂ – 48: ... Ve muhakkak ki Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlar.
Ve eğer elleriyle takdim ettikleri sebebiyle bir kötülük isabet ederse, işte o zaman insan mutlaka kefûr olur (inkâr eden nankör olur).
Kişiler nefslerine uyuyorlar. Şerr işliyorlar. Ve kiramen katibin melekleri de yazar. ""Hak musibet yazmaz, kul azmadıkça."" Kul o fiilleri işliyor ki kiramen katibin melekleri yazıyorlar. Allahû Tealâ da bu yazdıklarının onları kurtuluşa ulaştırmak üzere musibetleri devreye koyuyor. Musibetler bir nevî işlenen günahların kefaretidri. Allahû Tealâ'nın dizaynı budur.
39/ZUMER-23 Allâhu nezzele ahsenel hadîsi kitâben muteşâbihen mesâniye takşaırru minhu culûdullezîne yahşevne rabbehum, summe telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ zikrillâh(zikrillâhi), zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu, ve men yudlilillâhu fe mâ lehu min hâd(hâdin).
Allah, ihdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır). İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur.
24/NÛR-21 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).
Sevgili kardeşlerim, kimdir şeytanın adımlarına uyanlar? Allah'a ulaşmayı dilemeyenler. Şeytan onları fuhşiyat ve münkerle besliyor.
29/ANKEBÛT-45 Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).
Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.
Bir insan Allahû Tealâ'nın kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirebilirse otomotikman o fuhşiyatı işleyemez. Namaz kıldığı süre içerisinde. Onun için namaz münkerden ve fuhşiyattan men eder. Ama Allah'ın farzı ve rahmeti olmasa, zikir devreye girmese, içinizden hiçbiriniz ebediyen nefsini tezkiye edemez. Nefs tezkiyesi önemli mi? Çok çok önemli. Çünkü ""Sakın dünya hayatı da sizi aldatmasın!"" nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'in başka bir hadîsi;
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: İbn Mâce, Zuhd, 14
""Âdemoğlunun kalbinden bütün (arzu) vadilerine (uzanan) yollar vardır. Allah, kalbini bütün bu yollara açmış olan kişiyi bunların hangisinde helâk ettiğini önemsemez, fakat kim Allah'a güvenirse Allah onu (arzularının) keşmekeşliğinden kurtarır.”
Allah'a güvenen kişi kimdir? Allah'a güvenen kişi kalben Allah'a ulaşmayı dileyendir. O zaman bir kere daha söyleyelim. ""Şeytanın adımlarına uymayın. O size apaçık düşmandır. Kimdir şeytanın adımlarına uymayanlar? Allah'a güvenen, Allah'a ulaşmayı kalben dileyenlerdir. Dilemeyenler şeytanın adımlarına uyanlardır. Olayın bu şekilde olabilmesi nefsin tezkiyesine bağlı. Başka bir hadîste;
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Müslim, Buharî.
“Muhakkak ki sizin Rabbiniz için zamanınızın günlerinde dalgalı gelen rahmet kokuları vardır. Bu koku dalgalarına kalbinizi açıp hazır bulununuz.”
91/ŞEMS-8 Fe elhemehâ fucûrehâ ve takvâhâ.
Sonra ona (nefse) fücurunu ve takvasını ilham etti.
43/ZUHRÛF-36 Ve men ya’şu an zikrir rahmâni nukayyıd lehu şeytânen fe huve lehu karîn(karînun).
Ve kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, şeytanı ona musallat ederiz. Böylece o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur.
İşte görüyorsunuz ki; Allahû Tealâ'nın âyetleriyle Resûlallah (S.A.V)'ın hadîsleri arasında sıkı bir illiyet rabıtası var. İnsan ile Allah arasındaki ilişkide 28 basamaklı İslâm merdiveninin birinci basamağında herkes olayları yaşar, olayları değerlendirir.
7 SAFHA 28 BASAMAK İSLÂM MERDİVENİ
Birinci 7’li Basamak: 3. basamaktan 7. basamağa kadar
3. basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
İkinci 7’li Basamak: 8. basamaktan 14. basamağa kadar
14.basamak: MÜRŞİDE TÂBÎ OLMAK
Üçüncü 7’li Basamak: 15. basamaktan 21. basamağa kadar
Dördüncü 7’li Basamak: 22. basamaktan 28. basamağa kadar
22. RUHUN ALLAH’A TESLİMİ
25. FİZİK VÜCUDUN ALLAH’A TESLİMİ
27. NEFSİN ALLAH’A TESLİMİ
28. SALÂH MAKAMI – İRADENİN TESLİMİ
28.1 SALİHLER - GÜNAHLARI 2. DEFA ÖRTÜLENLER
28.2 ŞEHİTLER - SALAH NURU VERİLENLER
28.3 SIDDÎKLAR - GÜNAHLARI 2. DEFA SEVABA ÇEVRİLENLER
28.4 MÜRŞİDLER - İRADESİNİ ALLAH’A TESLİM EDENLER
28.5 ŞAHİTLER - İRŞADA MEMUR VE MEZUN KILINANLAR
28.6 KAVİM RESÛLLERİ - İRADENİN RE’Fİ
28.7 DEVRİN İMAMLARI - NEBİLLER VE VELİ RESÛLLER - TASARRUF RIZASI
BİRİNCİ 7’Lİ BASAMAK
1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216
2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, YÛNUS 7
Seçilmeyenler: NİSÂ 167–168–169, BAKARA 79
3. Basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
Ruhun Allah’a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSÂ 58, MÂİDE 7, EN’AM 152, YÛNUS 25, RA'D 21, RÛM 31,
LOKMÂN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZÂRİYÂT 50, MUZZEMMİL 8, FECR 28
4. Basamak: ALLAH’IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YÛSUF 53, HÛD 118, HÛD 119
5. Basamak: HİCAB-I MESTURENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45
6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN’ÂM 46
7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HACC 54
İkinci basamakta olayları değerlendiren insanlardan bir kısmı yanlış değerlendiriyor. Çünkü Allahû Tealâ Nahl 78. âyeti kerimede;
16/NAHL-78 Vallâhu ahracekum min butûni ummehâtikum lâ ta’lemûne şey’en ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’idete leallekum teşkurûn(teşkurûne).
Ve Allah, sizi bir şey bilmiyor halde annelerinizin karnından çıkardı. Ve sizi, işitme hassası, görme hassası ve idrak etme hassası (sahibi) kıldı. Umulur ki; böylece şükredersiniz.
Öyle insanların başlangıç noktasında hiçbir ilimleri yok. Ama Allahû Tealâ ona doğar doğmaz Zatından ruh üfürüyor. Ana rahmindeyken ruh onlarla beraber olmadığı için hiç birşey bilmiyor halde dünyaya geliyorlar; nefs ve fizik beden. Ana rahminde şekillenen nefs ve fizik beden. Doğar doğmaz Allahû Tealâ ona ruh üfürüyor. Ve Allahû Tealâ Kendisine şükretmemizi istiyor. Şükredenler kimlerdir? Allah'a ulaşmayı dileyenler. Kimdir küfredenler? Allah'a ulaşmayı dilemeyenler. O zaman şükredenlerden olabilmemiz için Allahû Tealâ katından hidayetçiler gönderiyor. hidayeti dileyenler; insan ruhunun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını dileyenler; onlar şükredenlerdir. hidayeti dilemeyenler; dünya hayatında ruhu Allah'a ulaştırmayı dilemeyeneler; onlar da küfredenlerdir.
İkinci basamakta olayları insanlar yanlış değerlendiriyorlar. İnsanlara ilk öğrettiği şey hayır ve şerr. Hayır nedir, şerr nedir? Hayır; bize derecat kazandıran herşeydir. Şerr de; bize derecat kaybettiren herşeydir. Kime musibet gelir? Şerr işleyen kişilere. Kiramen katibin melekleri işlenen şerrleri yazıyorlar. Hayır işlersek derecat kazanıyoruz. Aklın ruhun talebine uyması hayrı, aklın nefsin taleplerine uyması şerri devreye koyar. Ve başlangıç noktasında da herkes nefsi emmarededir. Çünkü Yûsuf suresi 53. âyetinde;
12/YÛSUF-53 Ve mâ uberriu nefsî, innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahime rabbî, inne rabbî gafûrun rahîm(rahîmun).
Ve ben, nefsimi ibra edemem (temize çıkaramam). Muhakkak ki nefs, mutlaka sui olanı (şerri, kötülüğü) emreder. Rabbimin Rahîm esmasıyla tecelli ettiği (nefsler) hariç. Muhakkak ki Rabbim, mağfiret edendir (günahları sevaba çevirendir). Rahîm’dir (rahmet nurunu gönderen ve merhamet edendir).
İşte Resûllullah (S.A.V) Efendimiz de bu konuda;
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Sahih-i Buhari Cilt-12, 1918.
""Allah’ın rahmeti olmaksızın hiç kimse cennete gidemez.”,
Sahâbe soruyor: “Sen de mi ey Allah'ın Resûl’ü?”,
“Evet, Ben de. Ama Rabbim beni rahmetinin içine gark etti.""
Allah Rahîm esmasıyla kimlere tecelli eder? Kalben Allah'a ulaşmayı dileyenlere. o zaman Allahû Tealâ ikinci basamakta hayrın ve şerrin ne olduğunu öğretiyor. Hayır derecat kazandıran herşey, şerr derecat kaybettiren herşey. Hayır sahibi olmamız, bizi mutlu edecek hayırları işleyebilmemiz, ruhumuzun talebine bağlı. Ve üçüncü basamkta biz ruhumuzun talebine uyarak Allah'a ulaşmayı diliyoruz. Yani hayra talep sahibi oluyoruz, şerre değil. Şerr bizi cehenneme, hayırlar bizi cennete hak kazandırır. Ve hayra talip oluyoruz. İşte üçüncü basamakta kim kalben Allah'a ulaşmayı dilerse Allah Rahîm esmasıyla tecelli ediyor ve peşpeşe;
BİRİNCİ 7’Lİ BASAMAK
1. Basamak: OLAYLARI YAŞAMAK BAKARA 216
2. Basamak: OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Seçilenler: TEVBE 126, ŞÛRÂ 13, YÛNUS 7
Seçilmeyenler: NİSÂ 167–168–169, BAKARA 79
3. Basamak: ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEK
Ruhun Allah’a Ulaşması 12 Defa Farz: NİSÂ 58, MÂİDE 7, EN’ÂM 152, YÛNUS 25, RA'D 21, RÛM 31,
LOKMAN 15, ZUMER 54, ŞÛRÂ 47, ZARİYAT 50, MUZZEMMİL 8, FECR 28
4. Basamak: ALLAH’IN RAHÎM ESMASI İLE TECELLİ ETMESİ YÛSUF 53, HÛD 118, HÛD 119
5. Basamak: HİCAB-I MESTURENİN KALDIRILMASI ENFÂL 29, İSRÂ 45
6. Basamak: VAKRANIN KALDIRILMASI İSRÂ 46, EN’ÂM 46
7. Basamak: EKİNNETİN KALDIRILMASI KEHF 57, FUSSİLET 5, HACC 54
Beşinci basamakla beraber o kişi mürşidi mürşid olarak görüyor. altıncı basamakla o kişi mürşidin sözlerinin mânâsına varıyor. Mürşidin sözlerinin Hakkın sözleri olduğunun mânâsına varıyor. Kalbine indiriyor, kendisine mal ediyor, idrak ediyor. İşte o zaman o kişi amenû oluyor ve kurtuluşta oluyor. Allahû Tealâ'nın dizaynı bu.
18/KEHF-57 Ve men azlemu mimmen zukkire bi âyâti rabbihî fe a’rada anhâ ve nesiye mâ kaddemet yedâhu, innâ cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran) ve in ted’uhum ilâl hudâ fe len yehtedû izen ebedâ(ebeden).
Rabbinin âyetleri zikredildiği (hatırlatıldığı) zaman ondan yüz çeviren ve elleriyle takdim ettiklerini (günahlarını) unutan kimseden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki Biz, onların kalplerinin üzerine (fıkıh etmeyi engelleyen) ekinnet kıldık. Ve onların kulaklarında (işitmeyi engelleyen) vakra vardır. Sen, onları hidayete davet etsen de bundan sonra onlar, ebediyyen asla hidayete eremezler.
Burası çok önemli. ""Rabbinin âyetleri zikredildiği zaman!"" Rabbinin âyetleri kim tarafından zikrediliyor? Resûl'ün birinci görevi âyetleri tilavet etmektir. O halde görüyorsunuz ki; kesinlikle kişinin kurtuluşa erebilmesi, o kişinin kalbindeki ekinnetin alınıp ihbatın konulmasıyla tahakkuk ediyor. Bu da ancak Allah'a ulaşmayı dilemekle. O zaman kalben Allah'a ulaşmayı dileyen insan, kendisini şeytanın tuzağından kurtarabilen insandır.
7/ARÂF-17 Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.
Bir insan dünya hayatında ruhun Allah'a ulaşması yoktur diye buna inanırsa o zaman hiç bir zaman Allah'a ulaşmayı dilemeyecek ve dilemediği taktirde Allahû Tealâ da Rahîm esmasıyla tecelli etmeyecek. o kişinin günahları ona yeter. o günahları sebebiyle günahları sevaplarından fazla olduğu için gideceği yer cehennem.
23/MUMİNÛN-103 Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).
Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
Ama sevgili kardeşlerim, kim de üçüncü basamağa göre kalben ulaşmayı dilerse, dördüncü basamakta Allah Rahîm esmasıyla tecelli ederse ki Resûllullah (S.A.V) ""Allah beni rahmetine gark etmiştir."" Yani Rahîm esmasıyla tecelli etmiştir. O zaman peşpeşe bu engelleri ondan kaldırıyor. Ve kişi amenû oluyor. Ama Allah amenû olanların da bulundukları halde Allah bırakmıyor. Kalbine hidayetle ulaşıyor. Kalbi Allah Kendisine çeviriyor. Kalbine giden nur yolunu açıyor. 4 kalp şartı;
ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEYEN KİŞİNİN 7 KALP ŞARTI
1. Kalpteki ekinet alınır.
En’âm 46 (Ya Muhammed müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? Şâyet Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlerse, Allah’tan başka hangi ilâh onları size (geri) getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar yüz çeviriyorlar.
2. İhbat konur.
Hac 54 ... onların kalplerinin O’nu (Allah’ı) idrak etmesi (kalplerinden ekinnetin alınıp yerine ihbat sistemi konarak kalplerin mutmain olması) içindir. ...
Hac 34 O hâlde, sizin İlâhınız Tek Bir İlâh’tır. Öyleyse O’na teslim olun! Ve muhbitleri müjdele.
3. Kalp Allah’a döndürülür.
Kaf 33 Gaybda Rahmân’a huşû duyanlar ve münîb (Allah’a ulaşmayı dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).
4. Kalbe giden nur yolu açılır.
En’âm 125 Öyleyse Allah kimi Kendisine ulaştırmayı dilerse, onun göğsünü yarar ve (Allah’a) teslime açar. Kimi dalâlette bırakmayı dilerse, onun göğsünü semâda yükseliyormuş gibi daralmış, sıkıntılı yapar. Böylece Allah, mü’min olmayanların üzerine azap verir.
5. Kalbin mührü açılır.
Zumer 22 Allah kimin göğsünü İslâm için (Allah’a teslim için) yarmışsa artık o, Rabbinden bir nur üzere olur, değil mi? Allah’ın zikrinden kalpleri kasiyet bağlayanların vay hâline! İşte onlar, apaçık dalâlet içindedirler.
6. Kalpteki küfür kelimesi alınır.
En’âm 46 (Ya Muhammed müşriklere) de ki: “Gördünüz mü? Şâyet Allah sizin işitme hassanızı ve görme özelliğinizi alsa ve sizin kalplerinizi mühürlerse, Allah’tan başka hangi ilâh onları size geri getirir?” Bak, âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz! Sonra onlar yüz çeviriyorlar.
7. Kalbe iman yazılır.
Mücâdele 22 ... İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerinde olur).
İlk 4 şartı Allahû Tealâ herkeste yerine getiriyor. Ve kişi zikretmeye başladığı an huşû sahibi oluyor. Kimdir huşû sahibi olan kişi? Perşembeyi Cumaya bağlayan gece hacet namazı kıldığı taktirde ancak huşû sahibi olana mürşit göstereceğini beyan ediyor. Önemli mi? Elbette önemli. Çünkü ancak Allah'ın gösterdiği mürşide tâbî olduğunuz an Allah kalbinizin mührünü açıyor. Kalpteki küfrü dışarı alıyor ve yerine îmânı yazıyor. Mürşide tâbîyetle 3 kalp şartı, Allah'a ulaşmayı dilemekle 4 kalp şartı, toplam 7 kalp şartının sahibi kişi nefs tezkiyesine başlayabilir. O zaman 7 kalp şartının sahibi olan insan bu tabloya göre iki âyeti kerime görüyoruz ki bunlardan bir tanesi;
35/FÂTIR-5 Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. Aldatıcılar da sizi Allah ile (affına güvendirerek) aldatmasınlar.
Dünya hayatının kendisini aldattığı insanlar nefs tezkiyesini yapmayanlardır. Şeytanın kendisini kandırdığı insanlar; onlar da Allah'a ulaşmayı dilemeyenlerdir. İşte dünya hayatının bizi aldatmaması açısından Hz. Ömer'in çok manidar bir sözü var;
Hz. Ömer (R.A.)
""Beni en çok şaşırtan şey, Bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytan’ı bilip ona itaat etmesi. Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir.""
Allah'ı bilip isyan eden kimdir? 73 âyeti kerimede 19 fiille hidayetçinin hidayetin dünya hayatında insan ruhunun Allah'a ulaşması olduğunu açıklıyor. Biliyor artık ama isyan ediyor, dilemiyor.
KUR’ÂN’DA 73 ÂYETTE GEÇEN 19 FİİLLE RUHUN ALLAH’A ULAŞMASI
1. Hudallâhi (Allah’a Ulaşmak), Hedâ Kum (hidayete Ermek), Ehdi Kum (hidayet Etmek, Ulaştırmak) Bakara-120, Âl-i İmrân-73, Nahl-9, En’âm-88, Mu’min-38
2. Yönelmek (Munîbîne, Enâbe, Enâbu, Enîbu, Yunib, Munîb)
Rûm-31, Rad-27, Şûrâ-13, Lokmân-15, Zumer-17 ve 54, Mu’min-13, Kaf-8
3. Likâe, Likâena, Mulâkû (Ulaşmak, Mulâkî Olmak)
Yûnus-7, Bakara-46, Hûd-29, Bakara-223, Kehf-110, Ankebût-5-23, Rûm -8, Fussilet-54, En-âm-154
4. İbtegu (İstemek), İbtegae Veche Rabbekum (Rab’lerinin Vechini, Zât’ını İstemek) Mâide-35, Ra’d-22
5. En Tueddûl (İade Etmek, Teslim Etmek) Nisâ-58
6. En Uslime, Muslimin (Teslim Olmak) Mu’min-66, Fussilet-33
7. Ed’û İlallâhi, İleyhi Ed’û (Allah’a Davet Etmek) Yûsuf-108, Ra’d-36
8. İstecîbu (li Rabbikum) (Rabbinize İcabet Edin) Şûrâ-47
9. Fe Firru İlallâh (Allah’a Firar Etmek) Zâriyât-50
10. Munkalibûn (Dönenler, Dönecek Olanlar) Zuhrûf-14
11. Yûsale, Yasilûne (Ulaştırmak) Bakara-27, Ra’d-21, Ra’d-25
12. İlâllâhil Masîr (Dönüş Allah’adır) Fâtır-18, Nûr-42
13. Râciûn, Yercîûn (Dönüş, Dönmek), Muhâricûn (Hicret Etmek), Yercullahe (Allah’a Ulaşmayı Dileyenler) Bakara-156, Bakara-18, En’âm-36, Mu’minûn-60, Ankebût-26, Ahzâb-21
14. Yehdî (hidayet Eder, Ulaştırır), Yehdîhim (hidayet Edecek, Ulaştıracak), Yehdûne (hidayete Erdirir), Yettehıze İla Rabbihi Sebîla (Allah’a Giden Yol Edinmek), Seyehdîhim, Nehdiyenne, İhdinâ, Hedeynâ Bakara-213, Nisâ-175, Mâide-16, A’râf-181, Yûnus-25, Yûnus-35, Kehf-17, Furkân-57, Şuarâ-78, Secde-24, Sebe-6, Muhammed-5, Ankebût-69, Fâtiha 6-7, En’âm-87
15. Muhtedûn, İntedev, İntedâ, Muhtedine (hidayete Ermiş Olanlar)
Bakara-157, Âli İmrân-20, İsrâ-15, Tâhâ-82, Kasas-56
16. Fe Kad Hudiye (hidayet Olunmuştur), Huden (hidayete Erdiren), Ve Huda Hu (hidayet Etti), Hudû (hidayet Edildiler), Hudâhâ, Hedâhumullâhu (Allah Onları hidayete Erdirdi)
Âli İmrân-101, Nahl-121, Hacc-24, Secde-13, Zumer-18
17. Evvâb (Ruhunu Allah’a Ulaştıran), Meâb (Sığınağa Ulaşan), La Tufettahu Lehum Abvâbu Es Semâi (Onlara Gök Kapıları Açılmaz) Sâd-44, A’râf-40
18. Yetûbu (Tövbe Eder Ve Allah’a Döner), Yetî Hi (O’na Gelir Mu’min Olarak) Furkân-71, Tâhâ-75
19. Ahsenûl Hüsnâ (Allah’ın Zât’ına Ulaşmak) Yûnus-26
Şeytanı biliyor ama itaat ediyor. Şeytan diyor ki; ""ölümle ruh Allah'a ulaşır ama dünya hayatında ruhun Allah'a ulaşması yoktur."" Şeytan onu bu sözüyle kandırabilirse o zaman ""şaşarım o insana ki dünyayı biliyor ama ona meylediyor."" Gerçekten de o zaman devamlı olarak dünyanın peşinden koşuyor.
10/YÛNUS-7 İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatmeennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).
Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
İşte iki âyeti kerime bu açıdan çok manidar. Şeytanın tuzağına düşmek istemiyorsak;
31/LOKMÂN-33 Yâ eyyuhen nâsuttekû rabbekum vahşev yevmen lâ yeczî vâlidun an veledihî ve lâ mevlûdun huve câzin an vâlidihî şey’â(şey’en) inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yagurrennekum billâhil garûr(garûru).
Ey insanlar, Rabbinize karşı takva sahibi olun! Ve o günden korkun ki; baba, oğluna karşılık veremez (yardım edemez). Ve oğul da babasına bir şeyle karşılık veremez. Muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Garur (tagut), Allah’a karşı sakın sizi kandırmasın.
Dünya hayatının kendisini aldattığı insanlar onlar zikirden gafil olanlardır. Allah Resûl'ü (S.A.V) Efendimiz ne buyuruyor; ""Hırstan sakının!"" Hırs sebebiyle Adem (A.S) babamız ve eşi cennetten yeryüzüne indirildi. Eğer olay buysa ve şeytanın tuzağına düşmek istemiyorsak; Lokman suresi 33.âyeti kerimesinde buyurulduğu gibi; ""Allah'a karşı takva sahibi olun! Allah'ın vaadi Haktır."" Kim Allah'a ulaşmayı dilerse onların ruhunu Allah Kendisine ulaştırır. Ve sanki kendisi yapmış gibi de üç tane cennet ve dünya saadetinin yarısını Allahû Tealâ ona mükâfat olarak verir. İki âyeti kerime birbiriyle ilişkili. Allahû Tealâ'nın bütün insanlardan istediği bu. Öyleyse sevgili kardeşlerim Allahû Tealâ'ya çok hamdedip şükretmemiz lâzım."