Muhterem Hocam, dünyada yaşayan bütün insanların ahiret hayatını, dünya hayatının önüne geçirmeleri, doğru karar ve tercih yapmaları neye bağlıdır? Açıklar mısınız?
Soru
Muhterem Hocam, dünyada yaşayan bütün insanların ahiret hayatını, dünya hayatının önüne geçirmeleri, doğru karar ve tercih yapmaları neye bağlıdır? Açıklar mısınız?
Cevap
İşte bir slaytımız var. 7 âyet-i kerimede Allahû Tealâ: “Size ahiret, dünya hayatından hayırlıdır.”
AHİRET YURDU DÜNYA HAYATINDAN DAHA HAYIRLIDIR
1. NİSÂ 77: …De ki: ‘Dünya metaı (menfaati) azdır ve ahiret ise takva sahibi olan kimseler için daha hayırlıdır. Ve siz, kıl kadar (hurma çekirdeğindeki lif kadar bile) zulmedilmezsiniz.’
2. EN’ÂM 32: Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?
3. A’RÂF 169: … Allah’a karşı haktan başka bir şey söylememeleri için onlardan Kitab’ın misakı alınmadı mı? Ve onun içindekileri, onlar okudular. Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz?
4. KASAS 83: İşte bu ahiret yurdu ki onu, yeryüzünde üstün olmak ve fesat çıkarmak istemeyenlere tahsis ederiz. Akıbet (güzel sonuç) muttekîlerindir (takva sahiplerinindir).
5. ZUHRÛF 35: “Ve (üstlerine) süsler (mücevherler yapardık). Ve bunların hepsi sadece dünya hayatının metaıdır. Ve ahiret ise Rabbinin katındadır ve takva sahiplerinindir.”
6. DUHÂ: Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin için, evvelkinden (dünya hayatından) daha hayırlıdır.
7. A’LÂ 17: Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkîdir (devamlıdır).
A’LÂ 18: Muhakkak ki bu, evvelki sahifelerde de elbette var.
A’LÂ 19: (Hz.) İbrahim’in ve (Hz.) Musa’nın sahifelerinde (var).
Hadîs – 1: “Allah niyeti önce ahiret olana dünyayı da verir. Ama niyeti sadece dünya olana ahireti vermez.” (İbn-i Mübarek, Kütübi Sitte)
Hadîs – 2: “Dünya ahiretin tarlasıdır.” (Aclûnî¸ Keşfu'l-Hafa¸ Beyrut¸ 1351¸ I¸ 412.)
Hadîs – 3: “Ben dünyaya dostlarım için acı, bulanık, dar ve sıkıntılı olmasını vahyettim. Tâ ki, Bana kavuşmayı özlesinler. Ben dünyayı dostlarım için bir zindan, düşmanlarım için de bir Cennet olarak yarattım.” (Suyuti) .
Nisâ 77'de: “Dünya metâı azdır. Ahiret ise takva sahibi olan kimseler içindir.” Azdır derken şunu anlamamız lâzım. Yani süre itibariyle 3 günlük bir dünya hayatı. Süre itibariyle düşünün; dünya hayatı. Öbür tarafta sonsuz bir ahiret hayatı. Az.
En’âm 32'de: “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değil. Ahiret yurdu ise takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır.”
A’râf 169: “Takvâ sahibi olanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır.”
Kasas 83: “İşte bu ahiret yurdu ki onu yeryüzünde üstün olmak, fesat çıkartmak istemeyenlere tahsis ederiz. Yani kibirlenmeyenlere.”
Zuhruf 35: “..bunların hepsi sadece dünya hayatının metaıdır. Ve ahiret ise Rabbinin katındadır ve takva sahiplerinindir.
Duhâ 4: “Ve ahiret (bundan sonraki hayat), mutlaka senin için, evvelkinden (dünya hayatından) daha hayırlıdır.”
A’lâ 17: “Ve ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkidir.”
O zaman bir kere daha Allahû Tealâ işaret buyuruyor. Evet, serbest iradenin sahibisiniz. Dünyayı da Allah'tan isteyebilirsiniz, ahireti de Allah'tan isteyebilirsiniz. Ama dünyayı isterseniz Allahû Tealâ uyarıda bulunuyor. Sonsuz bir hayatı cehennemde geçireceksiniz. Ama ahireti isterseniz o zaman Ben işinizi kolaylaştırırım ve hedefinize sizi ulaştırırım.
İşte dünya hayatını seçenleri mutsuzluk yolları bekliyor. Nedir o? Para, şan, şöhret, şehvet duygusu, kötü alışkanlıklar, mal, mülk, soy vesaire. Bütün bunlar hepsi dünya hayatının bir neticesidir. Ama ahiret hayatını seçenler; Allah'a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet, zikir, oruç, namaz, hac, zekât. Bu da tam tersi ahiret hayatıdır ve ikisi birbirinden farklıdır.
MUTSUZLUK YOLLARI - TARÎKİ CEHÎM
Para
Şöhret
Şehvet Duygusu
Kötü Alışkanlıklar
Mal-Mülk
Soy
MUTLULUK YOLLARI - TARÎKİ MUSTAKÎM
Allah’a Ulaşmayı Dilemek
Mürşide Tâbiiyet
Zikir
Namaz
Oruç
Zekât
Hacc
Dünya hayatını seçenler hem bu dünyada huzursuz ve mutsuz hem de ölüm sonrası hayatta gidecekleri yer cehennem. Tabiî bu âyet ve hadîslerle ilgili diğer sözler de var.
Allahû Tealâ buyuruyor: "Yere vahyediyor." Vahiy biliyorsunuz Allah'ın konuşması. Allah yerle konuşabilir mi? Evet.
Zilzâl Suresi'nde Allah bunu söylüyor:
99/ZİLZÂL-4: Yevme izin tuhaddisu ahbârehâ.
O gün (izin günü), (arz) haberlerini anlatacak.
99/ZİLZÂL-5: Bi enne rabbeke ehvâlehâ.
Rabbinin ona vahyetmesi ile.
Resûlullah'tan nakledilen başka bir hadîs:
Hz. Ali (R.A): “Dünya arkasını dönene koşar. Peşinden koşanı kovalar.”
Dünya hayatını istiyorsanız o zaman siz peşinden koşmak durumundasınız. Ama ahireti isterseniz dünya sizin peşinizden koşar. Sizi kendisine çekmek üzere.
Ve Yunus Emre'nin bir başka sözü: “Derdi dünya olanın dünya kadar,” neyi olur? “derdi olur.” Yani kalbinize dünyayı koyduğunuz an artık başka bir derde gerek yok.
O zaman Resûlullah (S.A.V) Efendimiz’in:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi Huccetü’l İslâm İmam Gazali, İhya’u Ulumi’d-din, 3. cilt, s. 425
“Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı: Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir.
Allah’a yemin ederim ki îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe îmân etmiş olamazsınız.
Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayın…”
Birbirinizi sevmeniz, kalplerin telifi bir tek dileğe bağlı Allahû Tealâ onu söylüyor. Mevlânâ Celaleddin Rûmî: “Dünya sevgisini gönlünden çıkar. Çünkü o sevgiyi koyduğun yere binlerce dert girer.”
Resûlullah (S.A.V)'in bu konudaki hadîsi ne? “Dünya sevgisini kalbinizden söküp atmadıkça Allah ve resûl sevgisi o kalbe gelip yerleşmez.”
Ee şimdi, diyeceksiniz ki biz dünyadayız. Bu dünyadayız ama nasıl dünyayı istemeyeceğiz? Sevgili kardeşlerim, eğer niyetiniz ahiretse o zaman hedef olarak kendisine bunu seçen kişinin ne yapması lâzım? Allah'a ulaşmayı dilemesi lâzım. Allah'a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbiiyet, zikir ve ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması ahiret hayatının bir konusu mu? Evet.
Çünkü Allah'ın Resûlü (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Acluni Keşfu'l Hafa c.2, shf:291 (2669) - 14. Basamak
«MÛTU KABLE EN TEMÛTU»
«qatlaa qabl 'an tamut»
«اقتلی قبل أن تموت»
"Ölmeden evvel ölün, Allah'a dönün ki, (ölmeden önce ruhunuzu Allah'a ulaştırınız ki, teslim ediniz ki) Allah size ondan yedi yüze kadar artan yardımlarda bulunsun."
“Ölmeden evvel ölün ki Allah size bire yedi yüz versin.” Yani ulaşmayı diledikten sonraki ölmeden evvel ölme, ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması, nefs tezkiyesi ahiret hayatının bir konusudur. Ahiret hayatı cenneti ifade ediyor ve bu dileğin sahibi olan kişilere Allahû Tealâ bedavadan üç tane cennet, dünya saadetinin yarısını veriyor.
İşte o ‘Eski toplumların derdi, elemi’ diye bahsettikleri aslında dünya hayatıdır.
Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz hadîs-i şerîfinde şöyle buyuruyor: “Her ümmetin bir fitnesi var. Benim ümmetimin fitnesi mal."
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Tirmizi
“Her ümmetin bir fitnesi var. Benim ümmetimin fitnesi maldır.”
Yani bu her ümmetin fitnesi. ‘Sadece İslâm âleminin fitnesi maldır.’ değil, hangi döneme bakarsanız bakın, mal insanlar için daima fitne olmuştur. İşte ilk insan olan Âdem babamızın iki tane evlâdı Hâbil ve Kâbil. İkisi de bir şeyler üretiyorlar. Birisi çobanlık, diğeri de ziraatla meşgul ve ürettiklerinden Allahû Tealâ'nın yoluna veriyorlar. Ama Kâbil en kötüsünü veriyor. Hâbil en iyisini veriyor.
Bir âyet-i kerîmede, yanılmıyorsam, Âli İmrân Suresi'nde geçiyor. “Size verildiği zaman kabul edemeyeceğiniz şeyi, başkalarına vermeyin.” Dolayısıyla eğer biz veriyorsak ve onu Allah için veriyorsak, Allah için vermek başkasına vermektir diyorsak, o zaman mutlaka en güzelini vermemiz lâzım.
3/ÂLİ İMRÂN-92: Len tenâlûl birre hattâ tunfikû mimmâ tuhibbûn(tuhibbûne), ve mâ tunfikû min şey’in fe innallâhe bihî alîm(alîmun).
Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe (Allah için vermedikçe), asla Birre nail olamazsınız. (Allah'ın size verdiklerinden, Allah için) bir şey infâk ettiğiniz zaman muhakkak ki Allah, onu en iyi bilendir.
O halde burada Âli İmrân 92 de belki bunu ifade ediyor ama daha başka bir âyetti. “Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe, Allah için vermedikçe asla birre nail olamazsınız.” Allah'ın size verdiklerinden Allah için bir şeyler infâk ettiğiniz zaman muhakkak ki en iyi olanını vermenizde fayda var.” diyor Allahû Tealâ. Bizi bu konuda teşvik ediyor.