Muhterem Hocam, dünyadaki büyük savaşların ve toplumsal kavgaların kökeni nedir, iç dünyamızdaki bu çatışmayı nasıl sonlandırıp gerçek barışa ulaşabiliriz?
Soru
Muhterem Hocam, dünyadaki büyük savaşların ve toplumsal kavgaların kökeni nedir, iç dünyamızdaki bu çatışmayı nasıl sonlandırıp gerçek barışa ulaşabiliriz?
Cevap
Nefsin on dokuz afeti nereye giderseniz gidin sizi terk etmiyor. Ruhun negatif istikamette değişmesi mümkün değil. O zaman eğer siz nefsinizi değiştirmek üzere harekete geçmiyorsanız hayatınızda iç dünyanızdaki kavga, diyalektik kavga her gün biraz daha şiddetlenerek gidiyor. Sevgili kardeşlerim, bugün televizyonda seyrettiğimiz bu büyük savaş, harp diye Kur'ân'da zikrediliyor. İki taraf arasındaki olan bu harp aslında neyin tezahürüdür? Hepimizin iç dünyasında nefsle ruhun kavgasının dışarıya yansımasıdır. Bu evvelâ fertte tezahür ediyor. Fert etrafındaki insanlarla kavga halinde.
Eğer aile boyutuna geçecek olsa karı koca arasındaki bir kavgaya dönüşüyor. Eğer mahalle düzeyinde olursa bu sefer mahalle kavgasına, daha sonra büyük toplulukların kavgasına, daha sonra işte devletlerin, milletlerin kavgasına dönüşüyor. Ama başlangıcı o noktada. Halbuki kendi içimizdeki bu diyalektik kavgayı rahatlıkla ateşi söndürebiliriz. Allah'ın emrine itaat edersek hedefimize ulaşabiliriz. Hepimiz şu anda eğer imkân dahilinde olsaydı, bize mikrofon tutulsaydı: "Arkadaş sen barışı mı savaşı mı istiyorsun?" Ne diyorsunuz? Barış. Herkes barışı isteyecekti. Çünkü savaştan mutlu olan kimse yok.
Ama barış içerisindeki hayat herkesin istediği bir mutlu hayattır. Herkes barışı isteyecekti. Ama barışı isteyenlerin de mutlaka bir bedel ödemesi lâzım. Şimdi iki tür insan var. Bir devamlı ahkâm kesen başkasına ders verenler, hani halk arasında bir söz var: "Tembele iş ver, o sana ders versin, akıl versin." İşte insanoğlu bu konuda da kendisine düşeni yapmıyor. Hepimiz barış istiyoruz ama barış için bir bedel var. Evvelâ barış isteyenlerin barışı nereden başlatması lazım? Kendisinden başlatması lâzım, iç dünyasından. İçinde bir savaş mı var? Tabii içinde savaş var.
Çünkü nefsin manevî kalbinde on dokuz tane afet, ruhun kalbinde de on dokuz tane haslet. İkisi de birbirine zıt iki kişi kardeş. Biri diğerine isyan ediyor. Ve Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz'in hepimize hedef olarak gösterdiği cennet nefsin sevmediği şeylere çevrili, cehennem de nefsin sevdiği şeylere çevrili. Öyleyse iç dünyamızdaki bu diyalektik kavgayı biz sonlandırmalıyız ki huzura ve mutlu barışa ulaşabilelim.
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilalar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
NEFS TEZKİYESİ VE TASFİYESİ İLE NEFSİN 19 ÂFETİ 19 HASLETE DÖNER,
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekinnet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Buhârî, Rikâk, 28; Müslim, Cennet, 1. Ayrıca bkz. Ebû Dâvûd, Sünnet, 22; Tirmizî, Cennet, 21; Nesâî, Eymân, 3.
Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edilen bir Hadîs;
"Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet de nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır."
Burada da tabii insanların işine gelmiyor. İnsanların hepsi ne istiyor? İnsanlar diyorlar ki: "O değişsin, o değişsin ben keyif çatayım." Halbuki sevgili kardeşlerim, onun değişmesi bize mutluluk vermez. Mutluluk nereden geliyor? Bizim kendi değişimimizden kaynaklanıyor. Biz değişmezsek karşı tarafın değişmesi bize bir fayda sağlamıyor. Öyleyse herkes barışı istiyorsa bedeli olan barışın bedeli nedir? Savaş istemiyorsa barışın bedeli iç dünyasındaki kavgayı, diyalektik kavgayı sonlandırması lazım. Bu da nedir? Bir dilektir. Öyle değil mi? Kalpten Allah'a ulaşmayı dilemek.