Muhterem Hocam, Efendimiz iştiyak sohbetinde “İştiyak demek, Sizin Allah'a kendiniz için yaptığınız hizmet değildir, namaz kılmanız iştiyak değildir, oruç tutmanız iştiyak değildir
Soru
Muhterem Hocam, Efendimiz iştiyak sohbetinde “İştiyak demek, Sizin Allah'a kendiniz için yaptığınız hizmet değildir, namaz kılmanız iştiyak değildir, oruç tutmanız iştiyak değildir, zikir yapmanız iştiyak değildir. Allah için bunların ötesinde hizmet verebilmeniz iştiyaktır. Deneyin bakalım Allah yolunda sabaha kadar hizmet edin.” buyuruyor. Buradaki sabaha kadar hizmet ne demektir, neleri kapsıyor açıklar mısınız?
Cevap
"Sevgili kardeşlerim Resûlullah (S.A.V) Efendimiz de bu konuda çokça açıklamalarda bulunmuş. Allah için yapılan şeyler hizmet içine girer. Mesela ne diyebilirsiniz? "Ben çok namaz kıldım." "Namaz senin için" diyor Allahû Tealâ. "Ben çok oruç tuttum." "Oruç senin için." ve daha birçok şey ama Allahû Tealâ diyor ki: "Benim için ne yaptın? Dolayısıyla başkaları için, başkalarının mutluluğu için yapılan şeyler Allah yolunda hizmeti muhtevasına alıyor. Başkaları için ne yaptın?
Yani Hz. Ömer'in akşamleyin başını yastığın üzerine koyduğun zaman "Bugün Allah için ne yaptın?" dediği zaman kendisinin dışındaki hangi insanı mutlu ettin, onun hangi derdine derman oldun?” diye ifade ediyor.
Mesela Allahû Tealâ’nın Resûlü (S.A.V) hadîs-i şerif'inde kula soruyor; “Ben sana mal verdim, ne yaptın?” “Yarabbim tabiî ki Senin yolunda harcadım.” Allahû Tealâ “Hayır, yalan söylüyorsun. Çünkü onu sen kendin için yapıyorsun.” Yani "Sana insanlar ne kadar cömert desinler diye yaptın." Yine bir adam getiriyorlar “Ben şehit oldum” diyor. "Ben sana sağlık verdim ne yaptın?", "Ben Senin yolunda şehit oldum.", “Sen onu kendin için yaptın, sana ne kadar kahraman desinler diye yaptın” buyurulur. Ve bunun gibi birçok örnekler çoğaltılabilir.
"Burada sabaha kadar hizmet ne demek? Neleri kapsıyor açıklar mısınız?" diyor. İşte sabaha kadar hizmet; Allahû Tealâ'nın verdiği emirler; başkalarının mutluluğu istikametinde verdiği emirler nitekim Muzzemmil suresinin 20. âyet-i kerimesine baktığımız zaman Allah'ın öğretisini görüyoruz. Bu öğretiden muradı başkalarını mutlu etmek.
73/MUZZEMMİL-20 İnne rabbeke ya'lemu enneke tekûmu ednâ min suluseyil leyli ve nısfehu ve sulusehu ve tâifetun minellezîne meake, vallâhu yukaddirul leyle ven nehâre, alime en len tuhsûhu fe tâbe aleykum, fakraû mâ teyessere minel kur’ânî, alime en se yekûnu minkum mardâ ve âharûne yadribûne fîl ardı yebtegûne min fadlillâhi ve âharûne yukâtilûne fî sebîlillâhi fakraû mâ teyessere minhu ve ekîmus salâte ve âtûz zekâte ve akridullâhe kardan hasenen, ve mâ tukaddimû li enfusikum min hayrin tecidûhu indallâhi huve hayran ve a'zame ecrâ(ecren), vestagfirûllâh (vestağfirûllâhe), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Muhakkak ki Rabbin, senin ve seninle beraber olanlardan bir topluluğun, gecenin üçte ikisinden daha azında, (bazan) onun yarısında ve (bazan da) onun üçte birinde (Kur’ân okumak, zikir yapmak, kanitin olmak, teheccüd namazı kılmak için) kalktığını biliyor. Ve geceyi ve gündüzü Allah takdir eder, onu sizin asla hesaplayamayacağınızı (gecenin zaman dilimlerini doğru tayin edemeyeceğinizi) bildi. Bu sebeple sizin tövbenizi kabul etti. O halde Kur’ân’dan size kolay geleni okuyun! Sizden bir kısmınızın hasta olacağını, diğerlerinin yeryüzünde, Allah’ın fazlından (rızık) isteyerek dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının da Allah’ın yolunda savaşacaklarını bildi. Artık O’ndan (Kur’ân’dan) size kolay geleni okuyun, namazı ikame edin, zekâtı verin ve Allah için güzel bir şekilde borç verin! Ve nefsiniz için hayır olarak ne takdim ederseniz, onu Allah’ın indinde daha hayırlı ve daha büyük bir ecir olarak bulursunuz. Ve Allah’a istiğfar edin (tövbe edip Allah’tan mağfiret dileyin)! Muhakkak ki Allah; Gafur’dur, Rahîm’dir.
İşte bu yönde başkalarının mutluluğu istikametinde ne yapıyorsak onları kapsıyor inşaallah. Allah razı olsun."