Muhterem Hocam, eğer Allah'ın adaletinden şüphe etmiyorsak, hayatı boyunca iyilikten iyiliğe koşmuş ve hiç kimseye bilerek zararı dokunmamış bir inançsızın direkt cehenneme gitmesi; hayatında genellikle kötü bir insan olmuş, zaman zaman kul hakkı yemiş ve iyilikleri az sayıda olan bir müslümanın cehennemde gerekli cezalar çekip en sonunda inancının mükâfatı olarak cennete gidecek olması adil mi?

Soru

Muhterem Hocam, eğer Allah'ın adaletinden şüphe etmiyorsak, hayatı boyunca iyilikten iyiliğe koşmuş ve hiç kimseye bilerek zararı dokunmamış bir inançsızın direkt cehenneme gitmesi; hayatında genellikle kötü bir insan olmuş, zaman zaman kul hakkı yemiş ve iyilikleri az sayıda olan bir müslümanın cehennemde gerekli cezalar çekip en sonunda inancının mükâfatı olarak cennete gidecek olması adil mi?

Cevap

Sevgili kardeşim, Allah mutlak adaletin sahibidir. Onun bir ismi el-Adl'dir, bir ismi el-Hakk'tır. Bireysel olarak, enfüsî olarak Allah hakkı hak sahibine mutlaka teslim eder. Ama toplumsal, objektif olarak da Allahû Tealâ kullar arasında mutlak adaleti gerçekleştirir. Şimdi senin o kendi düşüncen tabiî. Ama Kur'ân-ı Kerim'de Allahû Tealâ amelleri boşa gidenlerden bahsediyor.

"Hayatı boyunca iyilikten iyiye koşmuş. Yani ameller yapmış, hayırlar işlemiş. Hiç kimseye bilerek bir zarar dokunmamış bir inançsızın direkt cehenneme gitmesi..." ve "Hayatında genellikle kötü bir insan olmuş, zaman zaman kul hakkı yemiş ve iyiliği de az sayıda olan bir müslümanın cehennemde gerekli cezayı çekip en sonunda inancının mükâfatı olarak cennete gidecek olması adil mi?"

Zaten bu inanç yanlış, bunu kim söylüyorsa. Cehennem de ebedî, cennet de ebedî. Cehennemlik olarak cehenneme giren kişinin bir daha oradan çıkması mümkün değildir. Cennetlik olarak da giren kişinin bir daha cennetten çıkması mümkün değil. Allahû Tealâ başlangıç noktasında herkesin 'hüsranda olduğunu' buyuruyor. Başlangıçta herkes hüsranda:

BAŞLANGIÇTA HERKES HÜSRANDA 1. BAKARA-27: Onlar (fâsıklar), misaklarından sonra Allah’ın Ahd’ini bozarlar. Ve Allah’ın, O’na (Allah’a) ulaştırılmasını emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte onlar hüsranda olanlardır. 2. NİSÂ-119: ... Böylece onlar, mutlaka davarların kulaklarını kesecekler ve onlara emredeceğim, öyle ki mutlaka, Allah’ın yarattığını değiştirecekler. Ve kim, Allah’tan başka, şeytanı dost edinirse artık o, apaçık bir hüsranla hüsrana uğramıştır. 3. A'RÂF-9: Ve kimin (sevap) tartıları hafif gelirse, işte onlar, âyetlerimize zulmettiklerinden dolayı nefslerini hüsrana düşürmüş olanlardır. 4. A'RÂF-178: Allah kimi hidayete erdirirse (kendisine ulaştırırsa), artık o hidayete ermiştir. Ve kim dalâlette bırakılırsa, işte onlar, onlar artık hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir). 5. TEVBE-69: ... Ve (dünya metaına) dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onlar, onların amelleri heba oldu (boşa gitti). İşte onlar, hüsrana uğrayanlardır. 6. MÜ’MİN-78: Ve andolsun ki senden önce (de) resûller gönderdik. ... Allah’ın izni olmadan bir resûlün âyet getirmesi olamaz. Artık Allah’ın emri geldiği zaman hak ile hükmedilmiş olur. Ve bâtılı isteyenler, orada hüsrana uğramışlardır. 7. ASR-2: Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.

Bakara-27 hüsranda, Nîsâ-119 hüsranda, A'râf-9 hüsranda, A'râf-78 hüsran, Tevbe-69, Mu'min-78 ve Asr-2.

İşte bu hüsranda olanlar, ameli boşa gidenlerdir. Âyet-i kerimeye bakalım: Amelleri boşa gidenler, hüsranda olanlardır: Bakara-217, Âli İmrân-21, Mâide-53, A'râf-147, Tevbe-17, Tevbe-69 ve özellikle Kehf-105 ve Zumer-65.

AMELLERİ BOŞA GİDENLER (HÜSRANDA OLANLAR) 1. BAKARA-217: …sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri kalmazlar. Sizden kim dininden dönerse, o takdirde o, kâfir olarak ölür. Bu sebeple işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve işte onlar, ateş ehlidir. Ve onlar, orada ebediyyen kalacak olanlardır. 2. ÂLİ İMRÂN-21: Muhakkak ki, Allah’ın âyetlerini inkâr edenleri, peygamberleri haksız yere öldürenleri, insanlardan adalet ile emredenleri öldürenleri artık “elim azap” ile müjdele. ÂLİ İMRÂN-22: İşte onların amelleri dünyada ve âhirette hebâ olmuştur. Ve onlar için bir yardımcı yoktur. 3. MÂİDE-53: Ve âmânû olanlar; “Kendilerinin mutlaka sizinle beraber olduğuna, Allah’a kasem ederek var güçleriyle yemin edenler bunlar mı?” derler. Onların amelleri boşa gitti, böylece hüsrana uğrayan kimseler oldular. 4. A‘RÂF-147: Ve onlar ki; âyetlerimizi ve âhirete ulaşmayı (hayatta iken ruhun Allah’a ulaşmasını) tekzip ettiler (yalanladılar) ve onların amelleri, heba oldu (boşa gitti).... 5. TEVBE-17: Müşriklerin, Allah’ın mescidlerini imar etmeleri olmaz. Kendilerinin (nefslerinin) küfürlerine şâhitler iken. İşte onların amelleri heba olmuştur. Ve onlar, ateşte ebedî kalacak olanlardır. 6. TEVBE-69: …sizden önceki kimselerin kendi nasipleri kadar faydalandığı gibi siz de nasibiniz kadar faydalandınız. Ve (dünya metaına) dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onlar, onların amelleri heba oldu. İşte onlar, hüsrana uğrayanlardır. 7. KEHF-105: İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu. Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız. ZUMER – 65: … “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.

Bunlar, ameli boşa gidenler. Şimdi Kehf-105'e ve Zumer-65'e baktığımız zaman, ameli boşa gidip hüsranda olmanın arkasında ne var?

18/KEHF-105 Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen). İşte onlar, Rab’lerinin âyetlerini ve O’na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız.

39/ZUMER-65 Ve lekad ûhıye ileyke ve ilâllezîne min kablike, le in eşrakte le yahbetanne ameluke ve le tekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne). Ve andolsun ki, sana ve senden öncekilere: “Gerçekten eğer sen şirk koşarsan (Allah’a ulaşmayı dilemezsen), amellerin mutlaka heba olur. Ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.” diye vahyolundu.

Öyleyse başlangıçta herkes hüsrandadır. Ameller de boşa gittiği zaman, kişi hüsranda kalıyor. Amelleri boşa götüren şey, likâallah'ı inkâr etmeleri. Likâallah; ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşması.

Şimdi 7 tane âyet-i kerimede likâallahı, ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını inkâr edenler; Allah onları dalâlette bırakıyor. Zaten dalâletteler. Dalâlette bırakıyor, onlarla ilgilenmiyor.

ALLAH’A ULAŞMAYI DİLEMEYENLER – GAYY YOLUNDA 1. YÛNUS-7 …Onlar, Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar âyetlerimizden gafil olanlardır… 2. YÛNUS-11…Bize ulaşmayı dilemeyen kimseleri, isyanları içinde şaşkın bırakırız. RA’D – 27 …Allah, dilediği kimseyi dalalette bırakır… 3. YÛNUS-15 Bize ulaşmayı dilemeyen kimseler şöyle dedi: “Bize bundan başka bir Kur’ân getir…” 4. YÛNUS-45 …Allah’a mülâkî olmayı yalanlayanlar, hüsrandadır… EN’ÂM – 31 Allah’a mülâkî olmayı yalanlayan kimseler hüsrana düştüler… 5. FURKAN-21 Ve Bize mülâkî olmayı dilemeyenler:…nefslerinde kibirlendiler… 6. RUM-8 …İnsanların çoğu, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir. 7. SECDE-10 …Onlar, Rab’lerine mülâkî olmayı inkâr edenlerdir. FUSSİLET – 54 Onlar gerçekten Rab’lerine mülâkî olacaklarından şüphe içindeler…

Bakın Yûnus-7: "Bize ulaşmayı dilemezler." Likâallah'ı inkâr ediyorlar. Yûnus-11: "Dilemeyenleri, isyanları içinde bırakırız." Hepsi bunlar ulaşmayı dilemeyenlerdir. Bu ulaşmayı dilemeyenler, zaten dâlalette, hüsrandaydılar. Allah onları dalâlette bırakıyor, hüsranda bırakıyor ve onlar için bir hidayetçi yoktur.

10 âyet; mürşidine tâbî olmayan hidayette değil, dalâlettedir.

MÜRŞİDE TABİ OLMAYAN (Tarikata Girmeyen) DALÂLETTEDİR (10 âyet) 1. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir ni’met olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler. 2. A‘RÂF-186 Allah kimi dalâlette bırakırsa, artık onun için bir hidayetçi yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın terkeder. 3. NAHL-36 ...Biz, bütün ümmetlerin içinde resûl beas ettik. Allah’a kul olsunlar ve tağuttan içtinap etsinler diye. Onlardan bir kısmını, Allah hidayete erdirdi ve bir kısmının üzerine dalâlet hak oldu. … 4. KEHF-17 …Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o hidayete ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa artık onun için veli mürşid bulunmaz. 5. TÂHÂ-123 …“İkiniz oradan inin! Hepiniz birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tabi olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâki olmaz.” 6. KASAS-50 …eğer sana icabet etmezlerse, bil ki onlar heveslerine tâbidirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın kendi heveslerine tâbi olandan daha çok dalâlette kim vardır? ... 7. ZUMER-23 …İşte bu, Allah’ın hidayetidir, dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve Allah, kimi dalâlette bırakırsa artık onun için bir hidayetçi yoktur. 8. CÂSİYE-23 Hevasını kendisine ilâh edinen kişiyi gördün mü? Ve Allah onu ilim üzere dalâlette bıraktı. …Bu durumda Allah’tan sonra onu kim hidayete erdirir?… 9. AHKÂF-32 Ve Allah’ın davetçisine icabet etmeyen kimse, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah’tan başka dostları yoktur. İşte onlar apaçık dalâlet içindedirler. 10. CUMA-2 Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. …Ve daha önce elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

10 âyet, bakın: Âli İmrân-164, A'râf-186, Nahl-36, Kehf-17, Taha-123, Kasas-50, Zumer-23, Câsiye-23, Ahkâf-32, Cuma-2. Mürşidine tabi olmayan, 10 âyet-i kerime gereğince dalâlette.

Kimlerdir bu dalâlette olanlar? Allah'a ulaşmayı dilemeyenler

Ama kim 7 âyet gereğince, Allah'a ulaşmayı dilerse, ruhun dünya hayatında Allah'a ulaşmasını tasdik ederse, dilerse; Bakara-46, Bakara-249, En'am-154, Ra'd-2, Kehf 110, Ankebut 5, İnşikak-6; o zaman Allahû Tealâ onları mürşidlerine ulaştırıyor. 7 âyet... Mürşide ulaştırıyor.

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – ALLAH’I SEVENLER – SEBİLİ REŞAD ÜZERİNDE 1. BAKARA-46 …Rab’lerine muhakkak mülâkî olacaklarına....yakın derecesinde inanırlar. BAKARA-156 …Biz muhakkak ki Allah için (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız)” derler. 2. BAKARA-249 …O kendilerinin muhakkak Allah’a mülâkî olacaklarını kesin olarak bilenler… 3. EN’ÂM-154 …onlar, Rab’lerine mülâkî olacaklarına inanırlar… 4. RA’D-2 …Ayetleri ayrı ayrı açıklar ki; böylece Rabbinize mülâkî olmaya yakîn hasıl edersiniz. 5. KEHF-110 …Kim Rabbine mülâki olmayı dilerse, o zaman salih amel (nefs tezkiyesi) yapsın… 6. ANKEBUT-5 Kim Allah’a mülâkî olmayı dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir… 7. İNŞİKÂK-6 Ey İnsan! Muhakkak ki sen, Rabbine doğru cehd ile (nefsinle) cihad edersin. Sonunda O’na mülâkî olursun.”

ALLAH’A ULAŞMAYI (HİDAYETİ) DİLEYEN – MÜRŞİDE TÂBİİ – TARİK-İ VE SIRAT-I MÜSTAKİM ÜZERİNDE 1. ÂLİ İMRÂN-31 …Allah’ı seviyorsanız, o taktirde bana tâbî olunuz ki Allah da sizi sevsin… 2. ÂLİ İMRÂN-164 Andolsun ki Allah, mü’minlerin üzerine bir nîmet olmak üzere kendilerinden bir resûl beas eder... 3. MERYEM-43 …bana tâbî ol. Seni, Sıratı Sevîyye’ye hidayet edeyim. RA’D – 7 …Sen, sadece bir uyarıcısın ve bütün kavimler için hidayetçi vardır. 4. YÂSİN-21 (Tebliğlerine karşılık) sizden ücret istemeyen (bu) kişilere tâbî olun. Ve onlar, mehdilerdir.” 5. MÜ’MİN-38 Ve âmenu olan adam şöyle dedi: “Ey kavmim! Bana tâbî olun ki sizi irşad yoluna ulaştırayım.” 6. ZUHRUF-61 …Sakın şüphe etmeyiniz! Ve bana tâbî olun, işte bu Sırat-ı Müstakîm’dir. 7. CUMA-2 Ümmîler arasında kendilerinden bir resûl beas eden O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder....

İşte Allah'ın kanunları bu. Sen amel yapmışsın, yapmışsın ama likâallah'ı dilememişsin. Onun sonucu; ameller boşa gidiyor. Boşa gittiği için de hüsranda kalıyorsun ve gideceğin yer cehennem.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20269 dk okuma2