Muhterem Hocam, el öpmek doğru mu?
Soru
Muhterem Hocam, el öpmek doğru mu?
Cevap
El öpmek doğru mu? Ne diyorsunuz? Şimdi sevgili kardeşlerim dikkat edin, bakın. Allah Kur’ân-ı Kerim’de resûlün, mürşidin, babamızdan, annemizden herşeyden daha önde olduğunu buyuruyor bizim için. Hangi âyet gereğince? Ahzâb 6. Ahzâb 6’da ne diyor? Bakın.
33/AHZÂB-6 En nebiyyu evlâ bil mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ûlûl erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi minel mu’minîne vel muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyaikum ma’rûfâ(ma’rûfen), kâne zâlike fîl kitâbi mestûra(mestûren). Nebî (Peygamber), mü’minler için kendi nefslerinden daha evlâdır (yakındır). Ve O’nun (Nebî’nin) zevceleri, onların anneleridir. Ve rahim sahipleri (akrabalar), onlar birbirlerine, Allah’ın Kitab’ında, mü’minlere ve muhacirlere yakın olduklarından daha yakındır. Ancak dostlarınıza iyilik yapmanız hariç. İşte bunlar, Kitab’ta satır satır yazılıdır.
Nebî, mü’minler için kendi nefslerinden daha evlâdır. Hz. Ömer geliyor, diyor ki: “Ya Resûlullah, seni nefsim hariç herşeyden daha fazla seviyorum.” Allah Resûl'ü cevap veriyor. Ne diyor? “Olmadı ya Ömer, beni nefsinden daha fazla sevmedikçe îmânın kemaline eremezsin.” İşte âyet-i kerime. Onun nebînin zevceleri onların anneleridir. Rahim sahipleri, akrabalar; onlar birbirlerine Allah’ın kitabında mü’minlere ve muhacirlere yakın olduklarından dolayı daha yakındır. Ama ancak dostlarınıza iyi yapmanız hariç. Öyleyse mürşidimiz mi, annemiz babamız mı? Mürşidimiz mi, akrabalarımız mı? Mürşidimiz mi, altın ve gümüş mü? Mürşidimiz mi, her ne sayısız düşünürseniz. Mürşid herşeyden önce geliyor. Âyet-i kerime bu. Gayet açık ortada âyetler. Şimdi gelelim el öpmek var mı? Allahû Tealâ Mümtehine 12 ve Fetih 10’da ne diyor?
60/MUMTEHİNE-12 Yâ eyyuhen nebiyyu izâ câekel mu’minâtu yubâyi’neke alâ en lâ yuşrikne billâhi şey’en ve lâ yesrikne ve lâ yeznîne ve lâ yaktulne evlâdehunne ve lâ ye’tîne bi buhtânin yefterînehu beyne eydîhinne ve erculihinne ve lâ ya’sîneke fî ma’rûfin fe bâyı’hunne vestagfirlehunnallâh(vestagfirlehunnallâhe) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun). Ey nebî (peygamber)! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur’dur (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (Rahîm esması ile tecelli edendir).
Sana biat etmeye geldiklerinde sen onların biatini al. Çünkü Allah’ın eli onların elinin üzerindedir. Efendimiz şöyle buyuruyor. Tokalaşmak iki elin yan yana olmasını ifade ediyor. Ama öpmek, el öpmek bir elin üstte, öpülen elin üstte, diğerinin altta olmasını ifade ediyor. Bunu yaptığınız zaman o zaman anlıyoruz ki sahâbenin hepsi el öperek biat gerçekleştirmişler. İki âyet-i kerime de bunu söylüyor. Yetmez. Resûlullah’ın uygulamasından da anlıyoruz. Tevbe 24’te bakın ne diyor Allahû Teâla:
9/TEVBE-24 Kul in kâne âbâukum ve ebnâukum ve ıhvânukum ve ezvâcukum ve aşîretukum ve emvâlunıktereftumûhâ ve ticâratun tahşevne kesâdehâ ve mesâkinu terdavnehâ ehabbe ileykum minallâhi ve resûlihî ve cihâdin fî sebîlihî fe terabbesû hattâ ye’tiyallâhu bi emrihî, vallâhu lâ yehdîl kavmel fasikîn(fasikîne). De ki: “Şâyet babalarınız ve oğullarınız ve kardeşleriniz ve zevceleriniz ve aşiretiniz ve kazandığınız mallarınız, kesada uğramasından (satışının durmasından) korktuğunuz ticaret ve razı olduğunuz (hoşunuza giden) evler, Allah’tan ve O’nun Resûl’ünden ve O’nun (Allah’ın) yolunda cihad etmekten size daha sevgili ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Ve Allah, fasıklar kavmini (topluluğunu) hidayete erdirmez.”
De ki babanız, evladınız, kardeşiniz, eşiniz, aşiretiniz, mallarınız, ticaretiniz, hoşunuza giden yalılar şeyler size Allah’tan, O’nun resûlünden ve O’nun yolunda cihat etmekten daha sevimliyse bekleyin. Allah fazıkları Ne Yapmaz? Hidayet. Bu âyette zikredilen hiçbir şeyi kimin önüne geçirmeyeceksiniz? Allah resûlünün önüne geçirmeyeceksiniz. Ne babanızı ne annenizi her neyse. O sebeple sahâbe ne diyorlardı? “Annem babam sana feda olsun ya Resûlullah.” Öyleyse bu sevgiyle bağlanmak, bu sevgiyle el öpmeyi gerçekleştirmek. Bu insanlar el öpmeyi züll addediyorlar kendilerine. Halbuki el öpmek kadar güzel bir şey var mı? Küçükler daima büyükleri ne yaparlar? Elini öperler. Büyükler de küçükleri ne yaparlar? Severler.
HADÎS-İ ŞERİF Kaynak: Tabarani ve Ebu Nuaymdan, el-Muttaki vr.84b; İbn Asakirden, Suyuti C,II s, 67. “Dünya hercümerc içinde kaldığında, fitneler zuhur edip yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğüne merhamet etmeyip, büyüğe vakarlı davranmadığında, Allahû Tealâ onlardan adavetin kökünü kazıyarak, dalâlet kalesini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda dîni ayakta tutacak, önceden zulümde olan dünyayı adaletle dolduracak olan birini (MEHDİ’yi) gönderecektir.”
Nitekim bakın bu olayın içtimaî hayattan çıkartılması nelere mal olmuştur? Dünya her cürmert içerisine girdiğinde, fitneler zuhur edip yollar kesildiğinde, bazıları bazılarına hücum ettiğinde, bakın savaşların sebebi, bazıları bazılarına hücum ettiğinde, büyükler küçüğe merhamet etmeyin. Demek ki büyükler küçüklere sevgiyi artık kale almıyorlar. Küçükler de büyüklere itaat etmiyorlar. Yani büyükler küçükleri sevmezse küçükler de büyükleri ne yapmıyorlar? İtaat etmiyorlar, isyan ediyor. Şu anda anne babalar, herkes şikâyetçi. Ne diyor? “Benim çocuğum bana isyan ediyor. Benim sözümü dinlemiyor.” Ama kendisi Allah’ı sevmiş mi acaba? O benim çocuğum bana isyan ediyor, bana itaat etmiyor diyen kişi acaba o Allah’ı ve resûlünü sevmiş mi? Demek ki eksiği ne? Eksiği Allah ve resûlünü sevmek. Eğer o Allah ve resûlünü severse o çocuk da ona ne yapar? İtaat eder.
Hani hep anlattığımız bir kısa var size. Koyun Baba, hani Çorum’un Osmanlıca kazasında osmanlı döneminde bir koyun baba var ve bir gün onu şikâyete gidiyorlar. Koyun Baba lakabı ile anılan kişi kadı çağırıyor. Diyor ki: “Gel bakalım, senden arz-ı şikâyet eden var, işte şöyle şöylesin falan.” Vay diyor, “Benim köpeklerim haram yemiyor. Koyunlarım pardon, hiç kimsenin... Köpeklerim haram yemez. Koyunlarım da asla kimsenin bağına zarar vermez.” Nasıl oluyor? Diyor ki: “Tamam, siz et alın. Ben de helal paramla et alacağım ve yan yana koyacağız. Köpekleri salacağız. O benim köpeklerim benim etimi yiyecekler, sizinkine dokunmayacaklar.” Hakikaten test ediliyor. Aynen olduğu gibi çıkıyor. Yani etler sıralı vaziyette ama köpek geliyor sahibinin etinden yiyor, diğerine dokunmuyor bile, koklamıyor bile. Koyunlara gelince bağa salıyor. Bağda asla zarar vermiyor. “Sen” diyor, “bunu nasıl başarıyorsun?” Diyor ki: “Allah bu koyunları, bu köpekleri benim için vermiş. Beni de kendisi için vermiş. Ben ne kadar Allah’a itaat ediyorsam, bunlar da ne yapıyorlar? Bana itaat ediyorlar.”
Öyleyse sevgili kardeşlerim, şikayet ediyorsak, arz-ı hâl ediyorsak vesaire, aslında hepsinde hasta olan, eksik olan kimdir? Biz, nefsimiz, kendimiziz. Lâyıkı veçhile Allah’a itaat edersek, anne babalara sesleniyorum, eğer onlar Allah’a ve Resûlü’ne en üst seviyede itaat ederlerse bu çocuklar onlara itaat eder mi? Bir Veysel Karani’yi düşünün. O devamlı öyle bir namaz kılıyor ki iki saat, üç saat tesbihte, rükûda kalıyor. Hani Onu bulmaya gelen Sahabiler bakıyorlar ki hiç rükûdan başını kaldırmıyor. Onlar diyorlar ki acaba gitti mi bu haliyle? Yani bu kadar üst seviyede bir şeyin içerisinde ama aynı zamanda develerin çobanı. O develer onun sesine, emrine itaat ediyorlar mıydı? Hiç. Evet. A’dan Z’ye kadar itaat ediyor ve bir zarar vermiyorlardı. Dolayısıyla insanoğlu için en önde elde edilmesi gereken sermaye nedir? Allah ve resûl sevgisi. Allah sevgisi, resûl sevgisi. Siz bunu yerine getirdiğiniz an bütün güzellikleri Allahû Tealâ size verecektir inşaallah.