Muhterem Hocam, Enfâl Suresi 27 ve 28. âyet-i kerimelerinin nefsimizden yana olmamayı ve ne pahasına olursa olsun Allah’ın yolunda hizmet etmenin, tebliğ yapmanın öneminin bu âyetl
Soru
Muhterem Hocam, Enfâl Suresi 27 ve 28. âyet-i kerimelerinin nefsimizden yana olmamayı ve ne pahasına olursa olsun Allah’ın yolunda hizmet etmenin, tebliğ yapmanın öneminin bu âyetlerle bir ilişkisi var mıdır?
Cevap
Evet. Enfâl Suresi’nin 27 ve 28. âyet-i kerimelerine baktığımız zaman ne görüyoruz? Evet, sevgili kardeşlerim:
8/ENFÂL-27 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tehûnûllâhe ver resûle ve tehûnû emânâtikum ve entum ta'lemûn(ta'lemûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler), Allah’a ve Resûl’üne ihanet etmeyin! Ve siz, kendi emanetlerinize de bile bile ihanet etmiş olursunuz.
8/ENFÂL-28 Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun).
Ve biliniz ki; çocuklarınız ve mallarınız, sizin için sadece bir fitnedir (imtihandır). Ve Allah ki; O’nun katında, (muhakkak) azîm bir ecir (bedel, ücret) vardır.
“Ey âmenû olanlar! (Allah'a ulaşmayı dileyenler), Allah’a ve Resûlü'ne ihanet etmeyin. Siz kendi emanetlerinize de bile bile ihanet etmiş olursunuz.”
Nisâ Suresi’nin 58. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ:
4/NİSÂ-58 İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
Muhakkak ki Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi ve insanlar arasında hakemlik yaptığınız zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki Allah, onunla (bununla) size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki Allah, en iyi işiten ve en iyi görendir.
"Allah emanetleri sahibi olan Allah’a iade etmemizi ve teslim etmemizi emrediyor." Başlangıçta noktasında ruh emanettir. O Allah’a teslim olduğu zaman fizik vücut emanet olur. O Allah’a teslim olduğu zaman nefs emanet olur. O Allah’a teslim olduğu zaman irade emanet olur ve onun teslimiyle teslimler tamamlanır.
Ama bu emanetlerin Allah’a teslimi zikirledir. İşte bilin ki "Mal ve çocuklar sizin için bir imtihandır." Münâfikûn 9’da:
63/MUNÂFİKÛN-9 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tulhikum emvâlukum ve lâ evlâdukum an zikrillâh(zikrillâhi), ve men yef'al zâlike fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Mallarınız ve evlâtlarınız sizi Allah’ın zikrinden alıkoymasın. Ve kim bunu yaparsa, o taktirde işte onlar, onlar hüsranda olanlardır.
“Sakın zikirden vazgeçirmesin.”
Zikirle emanet olan ruhu teslim edersiniz. Zikirle emanet olan fizik vücudu teslim edersiniz. Zikirle emanet olan nefsinizi teslim edersiniz. Ve zikirle en son olarak iradenizi de teslim edersiniz. Nebiler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) hadîs-i şerifinde:
HADÎS-İ ŞERİF
Kaynak: Ahmed b. Hanbel, III, 134
"Emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur, ahde vefa etmeyenin dini yoktur."
"Emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur." Yani Allah’ın bize verdiği emanetleri Allah’a teslim etmeyenin îmânı yoktur. "Ahde vefa etmeyenin de dini yoktur." Ahdimizin içerisinde ruhumuzun misakı, fizik vücudumuzun ahdi, nefsimizin yemini ve iradenin misakı var.
Öyleyse bunların birbiri ile ilişkisi var mı? Var, tabii. Nefsimizden yana olmamayı ve Allah yolunda hizmet etmenin ve tebliğ yapmanın önemini bu âyetlerle bir ilişkisi var mı? Var tabii. Allahû Tealâ Mu’minûn Suresi’nin 8. âyet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
23/MUMİNÛN-8 Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne).
Ve onlar, emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir (uyanlar, sadık olanlardır).
“Onlar ki hem emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler.” Allah Resûlü: “Emanete riayet etmeyenin îmânı yoktur. Ahde vefa etmeyenin de dini yok.”
Ruh emaneti, o Allah’a teslim olduğu zaman fizik vücut emaneti; o Allah’a teslim olduğu zaman nefs... Ve ruh emanetinin Allah’a verdiği misak, fizik vücut emanetinin Allah’a verilen ahd, nefs emanetinin Allah’a verdiği yemin ve irade emanetinin Allah’a misak... "Onlar emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir. Ve onlar sadık olanlardır." diyor. Yerine getirenler. Ama Meâric Suresi’nin 32. âyet-i kerimesinde de bir kere daha dile getiriliyor:
70/MEÂRİC-32 Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne).
Ve onlar emanetlerine ve ahdlerine riayet edenlerdir.
Dolayısıyla başlangıç noktasında “Onlar emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir.” Onlar sadıklar.
Öyleyse Allah Resûlü: “Emanete riayet etmeyenin îmânı yok, ahde vefa etmeyenin de dini yok.” Olayıyla onlar kimlerdir? Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerdir, mürşidlerine tâbî olmayanlardır. Allah razı olsun.