Muhterem Hocam, es Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan esmasıyla, Muhammed Suresinin 7. âyeti arasında, zahirde tezatlık gibi görünen ama bilmediğimiz bâtında rabıtayı, hikmeti açı

Soru

Muhterem Hocam, es Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan esmasıyla, Muhammed Suresinin 7. âyeti arasında, zahirde tezatlık gibi görünen ama bilmediğimiz bâtında rabıtayı, hikmeti açıklar mısınız?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, Allah’ın bir şeye ihtiyacı yok. Ama Allahû Tealâ kullarının her talebini, onların mutlu olması meyanında karşılayacağını da vaadetmiş. İşte Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yok ama herşeyi de kul eliyle gerçekleştiriyor. O zaman eğer Allah o kişinin ruhunu Kendisine ulaştıracaksa, devreye onun rızası dışında değil, onun rızasıyla mürşidi devreye koyuyor.

Mürşid kimdir? Mürşid; 7 safha 4 teslimi yaşayandır. Ne yapmıştır mürşid? İradesini de Allah’a teslim etmiştir. Allahû Tealâ onun iradesinin hilafına girip teslim almış değil. Ulaşmayı dilemiş; Allah onun ruhunu Kendisine ulaştırmış. Fizik vücut teslimini istemiş; Allah onun fizik vücudunun tesliminde yardımcı olmuş. Sonra nefs teslimi ve irade teslimi. Ondan sonra, iradesini Allah’a teslim eder kişi; Allahû Tealâ ona her dilediği istikamette yardım ediyor, çünkü kendisi beyanda bulunmuştur.

Öyle olunca Allahû Tealâ diyor ki: “ Eğer siz Bana yardım ederseniz” “Bana yardım” kime yardım olmuş oluyor? Tasavvufta olan devrin imamı Allah’ı temsil ediyor. O zaman, Allah yolunda onun görevlerini yerine getirmesi istikametinde bizler de yardımcı olduğumuz zaman; ki 7 safha varisten bahsettiğimiz zaman en üst seviyedeki varis devrin imamıdır. O, hidayete erdirendir. Ama diğer varisler; onlar devrin imamını temsil ediyor, vesiledirler. Ve diğer varislerin hepsi devrin imamına yardım ediyor. O zaman devrin imamına yapılan yardım, Allah’a yapılan yardımdır.

7 SAFHA VARİSLER (ALLAH’A DAVET EDENLER)

ÂLİMLER

1. KUR’ÂN'IN LAFZINI ÖĞRENENLER VE ÖĞRETENLER VE TEBLİĞ EDENLER

CUMA-2  Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. ...

2. KUR’ÂN'IN RUHUNU ÖĞRENENLER VE ÖĞRETENLER VE TEBLİĞ EDENLER

ÂLİ İMRÂN-20  … “Ben ve bana tâbi olanlar vechimizi (fizik vücudumuzu) Allah'a teslim ettik.” O kitab verilenlere ve ümmîlere: “Siz de vechinizi (fizik vücudunuzu) (Allah'a) teslim ettiniz mi?” de. Eğer teslim ettilerse, o taktirde, hidayete ermişlerdir...

3. HİKMETİ ÖĞRENENLER VE ÖĞRETENLER VE TEBLİĞ EDENLER

NİSÂ-113   … Ve Allah, sana Kitab'ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Ve Allah'ın senin üzerindeki fazlı çok büyüktür.

ULÛL’ELBAB

ÂLİ İMRÂN-7  … onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl'elbab.

MUHLİSLER

HİCR-40  ”Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”

4. HİKMETİN ÖTESİNİ ÖĞRENENLER VE ÖĞRETENLER VE TEBLİĞ EDENLER

BAKARA-151  Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi) tezkiye (ve tasfiye) etsin, size Kitap’ı ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin.

5. MARUFLA EMREDEN MÜNKERDEN NEHYEDENLER VE TEBLİĞ EDENLER

ÂLİ İMRÂN-104  Sizin içinizden hayra davet eden (mürşidlerden) bir cemaat olsun ve mârufla emretsin ve münkerden nehyetsin (men etsin). İşte onlar, onlar felâha erenlerdir.

6. VELÎ RESÛLLER VE TEBLİĞ EDENLER

ARÂF-62  Size Rabbimin risalelerini (gönderdiklerini) tebliğ ediyorum (ulaştırıyorum). Ve size nasihat ediyorum (öğüt veriyorum). Ve sizin bilmediğiniz şeyleri ben Allah’tan öğreniyorum (biliyorum).

HALİFELER

7. VEKALETEN DEVRİN İMAMLARI VE TEBLİĞ EDENLER

SECDE-24  Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için.

“Muhammed Suresinin 7. âyet-i kerimesinde, zahirde tezatlık gibi görünen ama bilmediğimiz bâtında rabıtayı açıklar mısınız?”

47/MUHAMMED-7 Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yensurkum ve yusebbit akdâmekum.

Ey âmenû olanlar! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.

Nitekim Allahû Tealâ Saff 14’te de:

61/SAFF-14 Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû ensârallâhi kemâ kâle îsebnu meryeme lil havâriyyîne men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), fe âmenet tâifetun min benî isrâîle ve keferet tâifeh(tâifetun), fe eyyednellezîne âmenû alâ aduvvihim fe asbehû zâhirîn(zâhirîne).

Ey âmenû olanlar! Allah’ın yardımcıları olun! Meryemoğlu İsa (A.S)’ın havarilere: “Kim Allah’a (ulaşmak için) benim yardımcılarım olur?” dediği zaman, havarilerin: “Biz Allah’ın yardımcılarıyız.” dediği gibi. Bunun üzerine İsrailoğulları’ndan bir grup îmân etti, bir grup inkâr etti. O zaman îmân edenleri düşmanlarına karşı destekledik. Böylece onlar üstün geldiler.

“Ey âmenû olanlar!” Hz. İsa (A.S)’ın havarilerinin dediği gibi, “Allah yolunda benim yardımcılarım kimlerdir?” “Biz de Allah’ın yardımcılarıyız.” diyorlar. Öyleyse Allah’ın yardımcıları olabilmek. Yardım edenler kimlerdir? Yardımcılardır. Allah “Onlar gibi olun!” buyuruyor.

Öyleyse Allah’ın yardımcılarını; devrin imamının Allah’ın kendisine tevdi ettiği görevleri yerine getirmesi meyanında vesile olanlar olarak değerlendirebiliriz.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 19 Ekim 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20264 dk okuma0