Muhterem Hocam, eşim başka köyde hocalık yapıyor. Üç tane çocuğumuz var. Eşimle her zaman para kavgası ediyoruz. Bana ayda en fazla 500 TL veriyor, ev ihtiyaçlarını düzgün karşılam
Soru
Muhterem Hocam, eşim başka köyde hocalık yapıyor. Üç tane çocuğumuz var. Eşimle her zaman para kavgası ediyoruz. Bana ayda en fazla 500 TL veriyor, ev ihtiyaçlarını düzgün karşılamıyor, sohbetlere gitmemi yasakladı, biz yine de gidiyoruz. Eve geldiğinde görevlerimi yaparken sürekli sıkıntı çıkarıyor, bağırıyor. Bu konuda ne buyurursunuz?
Cevap
ORTAK AKIL
NEFS 19 AFETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Kin ve Nefret
2. Küfür
3. Yalan
4. Zulüm
5. Haset
6. Cehalet
7. Cimrilik
8. Öfke ve Gayz
9. İsyan
10. Sabırsızlık
11. Kibir ve Gurur
12. Hırs ve Şehvet
13. Nankörlük
14. Dedikodu
15. Zan
16. İptilâlar (Kötü Alışkanlıklar)
17. Vefasızlık
18. Mürailik
19. Fitne Fesat
RUH 19 HASLETİ ile AKLA Ulaşır.
1. Sevgi
2. Îmân
3. Doğruluk
4. Adalet
5. Edep
6. İlim
7. Cömertlik
8. Sekînet
9. İtaat
10. Sabır
11. Tevazu
12. Kanaat
13. Şükür
14. Ketumiyet
15. Hakikat
16. Faziletler
17. Vefa
18. İhlâs
19. Tevhit
Şimdi sevgili kardeşim, taraflardan bir tanesi sen, diğeri de eşin. Şimdi Efendimiz’in bize anlattığı Kur’ân-ı Kerim çerçevesinde olayı anlatalım. Diyelim ki eşin tamamen yolun dışında, öyle kabul edelim. İki durum söz konusu sen mü’minsen.
Allah Resûl’ü buyuruyor ki: “Mü’minler için herşey hayırdır. Hoşuna giden bir durumla karşılaşırsa şükreder.” Neydi hoşuna giden? Nedir bu? Eşin her zaman senin istediğin gibi parayı verir, ihtiyaçlarını karşılar, sohbetlere gitmene yardımcı olur vs. senin işini kolaylaştırır. Bu Allahû Tealâ’nın sana bahşettiği bir durumdur. Bu konuda şükretmen lâzım. Ama bir başka durum daha var. Şu anki durumunda olduğu gibi. Buna da sabretmen lâzım. Ama sabredebilmen için zikrini artırman lâzım. Onun, nefsine uyarak senin üzerinde vücuda getirdiği negatif durumdan kurtulabilmen, sabretmen, mutlaka zikrinin artışına bağlı.
Dolayısıyla, bu şekilde sana hakaret ediyor, öyle kabul edelim, o süre içerisinde cevap vermeyeceksin. Zikredeceksin, zikredeceksin, zikredeceksin, bitiminden sonra; “O bana o kadar hakaret etti, ben de ona cevap vermeliyim!” Buna da hayır. Affedip, kötülüğe karşı hayırla mukabele edeceksin. Allahû Tealâ’nın dostları için yakışan budur. Affedin ve kötülüğe karşı hayırla mukabele edin. Allah’ın dizaynı bu inşaallah. Allahû Tealâ hangi âyet-i kerimede söylüyor bu durumu? Şûrâ 40, 41, 42, 43:
42/ŞÛRÂ-40 Ve cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ, fe men afâ ve asleha fe ecruhu alâllâh(alâllâhi), innehu lâ yuhıbbuz zâlimîn(zâlimîne).
Bir kötülüğün cezası onun misli kadar kötülüktür. Fakat kim affeder ve ıslâh ederse artık onun ecri (mükâfatı) Allah’a aittir. Muhakkak ki O (Allah), zalimleri sevmez.
42/ŞÛRÂ-41 Ve le men intesare ba’de zulmihî fe ulâike mâ aleyhim min sebîl(sebîlin).
Ve gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını geri alan kimseler, işte onlar; onların üzerine (aleyhlerine) bir yol (ceza) yoktur.
42/ŞÛRÂ-42 İnnemes sebîlu alellezîne yazlimûnen nâse ve yebgûne fîl ardı bi gayril hakk(hakkı), ulâike lehum azâbun elîm(elîmun).
Fakat insanlara zulmedenlerin ve yeryüzünde haksız yere zorbalık yapanların üzerine (aleyhlerine) yol (ceza) vardır. İşte onlar; onlar için elîm bir azap vardır.
42/ŞÛRÂ-43 Ve le men sabere ve gafere inne zâlike le min azmil umûr(umûri).
Ve elbette kim sabreder ve bağışlarsa muhakkak ki bu, gerçekten azîm (büyük) işlerdendir.
Ola ki karşı taraf bize bir kötülük etti, "Cezâu seyyietin, seyyietun misluhâ; yani kısası tatbik edebilirsin." Ama "eğer" diyor, "fe men afâ; eğer affedersen, ve asleha; ıslah edersen, kötülüğe karşı hayırla mukabele edersen, o zaman senin için daha hayırlı." Fakat kısas emri tatbik eden kişinin aleyhinde bir durum yok. Aleyhinde durum olanlar, haksız yere zulmedenlerdir. Fakat tekrar ediyor Allahû Tealâ; "Ve le men sabere ve gafere: İşte bu Allah’ın istediği durumdur."