Muhterem Hocam, evladım manevî olarak çok kötüye gitti ve ailemizden uzaklaştı. Onun düzelmesine ve ailemizin yeniden huzurla bir araya gelmesine vesile olacak bir âyet var mıdır?
Soru
Muhterem Hocam, evladım manevî olarak çok kötüye gitti ve ailemizden uzaklaştı. Onun düzelmesine ve ailemizin yeniden huzurla bir araya gelmesine vesile olacak bir âyet var mıdır?
Cevap
Bir âyet değil, bir reçete vardır. Bu reçete Allah'ın tüm insanlara verdiği reçete. Bu reçetede sadece manevî olarak çok kötüye giden aileden uzaklaşan evladınız değil. Bu reçetenin tatbikinde şifaya kavuşmak için sizin de üstünüzde düşen görevler vardır. Onun için bir söz var. Doktorun hastaya reçete vermesi yeterli değil. Kendisi ve çevre hasta olan evladınız. Bu sebeple buraya ulaştınız. Evladınızın çevresi de ailenizdir. Öyleyse evladınıza düşen görevler var. Ailenizin anne babasına düşen, ailedeki diğer fertlere düşen görevler var. Ve Allah'ın size verdiği reçete söz konusu.
Tahrîm suresinin 6. âyet-i kerimesinde Allah size ve evlatlarınıza hitap ediyor.
66/TAHRÎM-6 Yâ eyyuhâllezîne âmenû kû enfusekum ve ehlîkum nâren vakûduhân nâsu vel hicâretu aleyhâ melâiketun gılâzun şidâdun lâ ya’sûnallâhe mâ emerehum ve yef’alûne mâ yu’merûne.
Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun. Onun üzerinde çok güçlü ve çok sert (acımasız) melekler vardır. Allah’ın onlara emrettiği şeyde, Allah’a asi olmazlar ve emrolundukları şeyi yaparlar.
Öyleyse sizin evladınıza faydalı olabilmeniz için evvela sizin huzur bulmanız lazım. O olaydan, negatif etkisinden kurtulmanız lâzım. "Nasıl yapacağım?" diyeceksin. Sen kalben Allah'a ulaşmayı diyeceksin, eşin kalben ulaşmayı dileyecek ve ondan sonra evladınıza: "Bak ben Allah'a ulaşmayı diledim. Baban da diledi ve hakikaten biz huzura, mutluluğa ulaştık. Sen de dile." demelisiniz.
Eğer onu o ikna noktasında ikna edebilirseniz o zaman manevî yönden çöken evladınız kesinlikle sizinle birlikte huzur ve mutluluk içerisinde bir aile yuvasına kavuşur. Bu reçete sadece size ait bir reçete değil. Evet, sual olarak size sizden geldi ama beni şu anda dinlemekte olan ne kadar insan varsa hepsinin hayatına tatbik edeceği bir reçete. Kimisinin evladı, kimisinin babası, kimisinin annesi, kimisinin kardeşi, kimisinin komşusu, kimisinin arkadaşı hep manevî yönden çöken insanlar söz konusu. Öyle olunca da etraftaki insanlara da tesir ediyor.
Osmanlı'da bir söz var çokça tekrarlanan. "Ne kendi eyledi rahat ne aleme verdi huzur." Şimdi evladınız rahat değil manevî yönden çökmüş size de huzursuzluk veriyor. O zaman onun bu durumunu gören sizlerin bu reçeteyi evvela kendi hayatına tatbik etmesi lâzım.
Ne demek istiyorum? Misal diyelim ki: Çocuğunuzun sigara içmesini istemiyorsunuz. Ama anne baba olarak sigara içiyorsanız o zaman sözünüz ona tesir etmez." İşte sözünüzün ona tesir edebilmesi için, Allah'ın manevî reçetesini ona verebilmeniz için evvela sizin kalben Allah'a ulaşmayı dilemeniz lâzım.
Aile fertleri anne baba Allah'a ulaşmayı dilerse ve o zaman evladına da bunu tavsiye ederse sen de Allah'a ulaşmayı dile ve onu o istikamette ikna ederseniz o zaman iki kişi iyi bir niyetle bir araya geldiği zaman üçüncüsü Allah olur. Halk arasında iki gönül bir olunca samanlık seyran olur. Yani senin gönlün anne baba olarak Allah'a ulaşmayı dilemekse, evladın da gönlü Allah'a ulaşmayı dilemekse o zaman Allah sizin kalplerinizi sevgide birleştiriyor.
Âli İmrân suresinin 103. âyet-i kerimesinde "Hepiniz toptan Allah'ın ipine sarılın." Yani Allah'a ulaşmayı dileyin. "Fırkalara ayrılmayın." Birbirinizden ayrılmayın. Ailenizde huzursuzluk olmasın. "Siz düşmandınız." Bu ulaşmayı dilemeden evvel haliniz böyleydi. "Fakat Allah kalplerinizi sevgide birleştirdi ve onun nimetiyle huzura, mutluluğa ulaştınız." diyor.
3/ÂLİ İMRÂN-103 Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).
Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
O zaman demek ki bu şu anda bu sual sebebiyle verdiğim reçete tüm insanlar için geçerli. Şu anda ne kadar beni dinleyen huzursuz ve mutsuz insan varsa evvela kendi elini temizleyecek. Sonra çocuğunun kirli yüzünü temizlemeye çalışırsa hedefine ulaşır. Ama eli kirli olan bir insanın çocuğunun yüzünü temizlemesinin imkanı yok.
O zaman sevgili kardeşlerim, sosyal hayat üçlü bir yapıyla yani nasıl cansız elementlerin en küçük yapısı atomsa sosyal hayatın en küçük birimi de ailedir. Ailede anne, baba ve çocuklar söz konusu. Aile reisini merkeze alırsanız diğerleri sadece o çekirdek etrafında dönen elektronlar hükmünde. Kainât bu şekilde dizayn olunuyor.
O zaman her zaman huzuru ve mutluluğu yaşayabilirsiniz. Evvela kendinizden başlayacaksınız. Evvela uçağa binen siz kendi kemerinizi bağlayacaksınız. Sonra çocuğun kemerini bağlayacaksınız ve mutlu, huzurlu, güvenli bir yolculuk bu şekilde yapacaksınız. Nereye? Allah'a. Çünkü siz Allah'a ulaşmayı diliyorsunuz. Allah razı olsun.