Muhterem Hocam, evliya nedir?

Soru

Muhterem Hocam, evliya nedir?

Cevap

Velî, Arapçada tekil olarak “Allah’ın dostu” olarak ifade ediliyor. Evliya bunun çoğuludur. Yani “velîler” mânâsına geliyor. Ama Türkçeye evliya tekil olarak girmiş. Mevlânâ bir evliyadır, Yunus Emre bir evliya vesaire. Çünkü dilimizde, Arapçada çoğul olan kavram tekil olarak kullanılıyor.

Dünya hayatını yaşarken ruhunu seyr-i sülûkla Allah’a ulaştıran kişi; ruhu Allah’a ermiş. Nitekim Türkçede de velîye “ermiş” diyor. Neyi ermiş? Ruhu Allah’ın Zat’ına ulaşmış. Allah’ın Zat’ına ulaşmak çok yanlış ifade ediliyor. Tabiî ki fizik bedenimiz Allah’a ulaşmaz. Nefsimiz de ulaşmaz. Bunların hiçbirisi mümkün değil. Ama zaten doğumdan itibaren Allahû Tealâ, dünya hayatına bir fizik vücut ve bir nefsle gelen herkese Zat’ından ruh üfürüyor ve Allah’ın ruhu bizde, Secde-9’a göre.

32/SECDE-9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem’î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Hatta Bakara Suresinin 156. âyet-i kerimesinin mânâsına âdeta eşdeğer bir Türkçe kelime kullanılıyor: “Hay’dan geldik, Hû’ya gideriz.”

2/BAKARA-156: Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler.

Bu Hû’ya gitme olayı 2 şekilde gerçekleşiyor. Bugün kutsal kitapların anahtarı; ruhun 2 şekilde Allah’a ulaşacağından emin olmamız, bu talebi kalbimize yerleştirmemiz. İnsanlık tarihi boyunca bu hep insanlar için bir sır olmuştur. Dini yaşayanlar kimlerdir derseniz, dünya hayatını yaşarken ruhun 2 şekilde Allah’a ulaşacağından emin olanlar. Ölümle herkes emin; şu anda 8 milyar insana tek tek sorarsanız: “Mutlaka ölümle emanet olan ruh Allah’a ulaşır.” Ama marifet, hayattayken ruhu Allah’a ulaştırmaktır. Nitekim bunun en güzel cevabını Rabbimiz Bakara Suresinin 45, 46. âyet-i kerimesinde vermiş.

2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(salâti), ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîn(hâşiîne).

(Allah’tan) sabırla ve namazla istiane (özel yardım) isteyin. Ve muhakkak ki o (hacet namazı ile Allah’a ulaştıracak mürşidini sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

2/BAKARA-46: Ellezîne yezunnûne ennehum mulâkû rabbihim ve ennehum ileyhi râciûn(râciûne).

Onlar (o huşû sahipleri) ki, Rab’lerine (dünya hayatında) muhakkak mülâki olacaklarına ve (sonunda ölümle) O’na döneceklerine yakîn derecesinde inanırlar.

“Sabır ve namazla yardım isteyiniz. Zordur ama huşû sahipleri için değil.” Öyleyse şu dünyada 2 tür insan yaşıyor. Bir; hayattayken ruhunu Allah’a ulaştıranlar. Onlar namazlarında huşû sahibi olanlardır. İki; hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayan ama ölümle ruhu Allah’a ulaşanlar. Bunlar da namazlarında huşû duymayanlardır. Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V) de Hadîs-i Şerif’inde:

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Ramüzü’l-Ehadis, s.120, Ravi: Hz. Zamre İbni Habib (R.A), Tirmizî; 2791.

“Ümmetimden ilk kaldırılacak şey, emanet ve huşûdur.”

Emanet ruhtur. Ahzâb Suresinin 72. âyet-i kerimesinde:

33/AHZÂB-72: İnnâ aradnâl emânete alâs semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).

Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.

Cahiller kimlerdir derseniz, dünya hayatını yaşarken ruhunu Allah’a ulaştırmayanlardır. Ama âlim kişi kimdir? Âlim kişi de hayattayken ruhunu Allah’a ulaştıran kişidir. Gerçekten de bugün bizim cami imamlarımızın da en çok üzerinde durduğu şey var: “Safları sık ve düzgün tutalım. Namazı huşû içinde kılalım.” Ama Âdem (A.S)’dan kıyâmet gününe kadar dünya hayatına gelebilecek bay ve bayan kim olursa olsun, Allah’a ulaşmayı dilemedikçe huşû sahibi olamaz. Çünkü Allah’a ulaşmayı kalben dilemedikçe Allah Rahîm esmâsıyla tecelli etmez. Rahîm esmâsıyla Allah’ın tecelli etmediği insanlar, hassalarında engeller olan insanlar. Eğer bu, irşad makamına da karşı birisi ise huzurlarına da engeller konmuş. Böyle olunca değil namazda huşû duymak, namazda olduğunun belki farkına bile varmaz. Sarhoşluk içerisinde, sehiv içinde bir namaz kılar. Mâûn Suresinin 4 ve 5. âyet-i kerimesi bunu söylüyor.

107/MÂÛN-4: Fe veylun lil musallîn(musallîne).

İşte o namaz kılanlara yazıklar olsun.

107/MÂÛN-5: Ellezîne hum an salâtihim sâhûn(sâhûne).

Onlar ki, namazlarından gâfil olanlardır.

O zaman gelelim sadede: Velî kimdir? Velî; dünya hayatını yaşarken kalben ulaşmayı dileyen, 12 tane ihsanla mürşidine tâbî olan ve nefs tezkiyesiyle Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmainne, Radiye, Mardiyye, Tezkiye kademelerini bir bir geçerek ruhunu dünya hayatında Allah’a ulaştıran kişidir. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 18 Ekim 2026Son güncelleme: 18 Ekim 20264 dk okuma0