Muhterem Hocam, evliyalar buradaki hayattan tamamen vazgeçerek Allah’a ulaşmak istiyorlar. Ama biz bu hayata adapte olmak için elimizden gelenin fazlasını bile yapmaya çalışıyoruz.

Soru

Muhterem Hocam, evliyalar buradaki hayattan tamamen vazgeçerek Allah’a ulaşmak istiyorlar. Ama biz bu hayata adapte olmak için elimizden gelenin fazlasını bile yapmaya çalışıyoruz. Dünya hayatı ile manevî hayatı dengede tutmak mümkün değil midir?

Cevap

Tabiî ki mümkündür. Dünya hayatı âhiretin tarlasıdır. Öyleyse Allah Resûlü (S.A.V) Efendimiz şöyle buyuruyor: “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi de âhirete çalış.”

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Buhari, Rikak 3

“Âhiret işlerini, yarın ölecekmiş gibi ciddiyetle yap. Dünya işlerini de hiç ölmeyecekmiş gibi yap. Çünkü sen ne zaman öleceğini bilmiyorsun.”

Demek ki hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi de ahirete çalışmak gerekir. Dünyada Allah’ın bizden istediği şey nedir? Allah’ın Kitabı’nı öğrenmek. “En hayırlınız, âhireti için dünyayı terk etmeyen, dünyası için de âhiretini terk etmeyendir.” İkisini dengede tutmak asıldır.

HADÎS-İ ŞERİF

Kaynak: Kenzu’l Ummal, IIV/238, hn.6336.

“Sizin en hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir.”

Yûnus suresinin 7-8. âyetlerine baktığımız zaman, “Onlar bize ulaşmayı dilemezler” diyor. İnsan serbest iradenin sahibidir. İradesiyle Allah’ı dileyebilir, iradesiyle dünya hayatını dileyebilir. Ama doğru olan Allah’ı dilemektir.

10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS-8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

İşte Hz. Ömer, bu Kur’ân’ı 7 safhasıyla yaşayan Hz. Ömer diyor ki: “Şaşarım o insana ki Allah’ı biliyor ama isyan ediyor.”

Hz. Ömer (R.A)

“Beni en çok şaşırtan şey, bir kimsenin Allah’ı bilip O’na isyan etmesi. Şeytanı bilip ona itaat etmesi.

Ve Dünyayı bilip ona meyletmesidir.”

Kimdir Allah’ı bilip isyan eden? Tebliğ kendisine ulaştığı zaman, davet kendisine ulaştığı zaman daveti kabul etmeyen. O daveti kim ona ulaştırıyor? Allah’ın Resûlü. Allah’ın Resûlü Allah’ı temsil ediyor. Resûle itaat Allah’a itaattir. Ve gerçekten de bütün peygamberler îmân’ın Allah’ın gönderdiğine itibar etmek, itaat etmek olduğunu söylüyor. Hem Kur’ân âyetleri bunu söylüyor hem İncil ve Tevrat âyetleri.

Ama Âli İmrân 14’te de dünya hayatı zikrediliyor ve diyor ki Allahû Tealâ bize tercihte doğru bulunmamız için.

/ÂLİ İMRÂN-14: Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).

İnsanlara, "kadınlara, oğullara, kantar kantar biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan sevgiden oluşan" şehvetleri (aşırı düşkünlükleri) güzel gösterildi. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O'nun katındaki en güzel sığınaktır.

“Bunlar dünya hayatının metâıdır.” Terazinin bir kefesinde dünya var. Terazinin diğer kefesinde Allah var. Ve tercihi yapacaksınız. Kim Allah’ı tercih ederse, husnul meâb’ı dilerse, Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah onun ruhunu kendisine ulaştırıyor ve dünyayı da bedava veriyor ona.

53/NECM-39: Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.

Ve insan için, çalışmasından başka bir şey yoktur.

Allahû Tealâ Yûnus suresi 7 ve 8. âyetlerinde dünya hayatından razı olan insanlardan bahsediyor. Onları manevî hayat alakadar etmez. Onlar dünyada para kazanmaya çalışırlar, şan şöhret peşinde koşarlar. Servetleri, sahip olduklarıyla oyalanırlar, diyor.

Kim bu insanlar? Allah’ın âyetlerinden gâfil olanlar. Yani Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Oysa ki kişi Allah’a ulaşmayı karar verip Allah’a ulaşmayı dilerse Allah yardımlarını art arda gönderir. Kişi manevî bir dirilişe geçer ve tâbiiyetle birlikte yeni bir dünyanın kapıları ona açılır.

Hadîs: “En hayırlınız, dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir.”

O zaman görüyorsunuz ki her zaman bize düşen Allah’a ulaşmayı dilemek, arkasından mürşide tâbî olmak suretiyle ‘En hayırlınız, âhireti için dünyayı terk etmeyen, dünyası için de âhiretini terk etmeyenlerden olmaktır.

“Dünya için âhiretini terk etmiyen” kişi dünyayı talepte bulunuyor ama âhiret unutuluyor. “Ama âhiret için de dünyasını terk etmeyen”dir. Yani normal standartlarda başkasına yük olmak bizden istenmez. Allah razı olsun.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 22 Ekim 20263 dk okuma2