Muhterem Hocam, evliyalık günümüzde erişilemeyecek bir makam mıdır?

Soru

Muhterem Hocam, evliyalık günümüzde erişilemeyecek bir makam mıdır?

Cevap

Evvelâ kesin bilelim, Âdem (A.s)'ın züriyeti bay ve bayan herkesi Allahû Tealâ Kendisine kul olsun, Kendisine dost olsun, ruhunu hayattayken ulaştırsın ve evliya olsun diye yaratmıştır. Yani evliyalık herkesin hakkı. Kur’ân-ı Kerim’de ya kişi Allah’ın dostudur veya Allah’ın dostu olmayanlar şeytanın dostudur. Ama Allahû Tealâ ezelde, kâlû belâ gününde bizden aldığı ahd gereğince Yâsîn-60, 61’de

36/YÂSÎN-60 E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun).

Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

36/YÂSÎN-61 Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).

Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

İşte Allah’a kul olanlar, Allah’ın aynı zamanda dostu olanlar, ermiş evliya olanlar. Nereden biliyoruz? Allahû Tealâ Zumer Suresinin 17. âyet-i kerimesinde:

39/ZUMER-17 Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâdi.

Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Başlangıçta bütün insanlar hem şeytanın kuludurlar, aynı zamanda şeytanın da dostudurlar. A’râf-27’de:

7/ARÂF-27 Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrace ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealnâş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).

Ey Âdemoğulları! Şeytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin görünmesi için elbiselerini soyarak, cennetten çıkardığı gibi sakın sizleri de fitneye düşürmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık.

“Biz şeytanları îmân etmeyenlere, yani Allah’a ulaşmayı dilemeyenlere, yani taguta kul olmaktan kaçınmayanlara dost kılarız.”

Öyleyse başlangıç noktasında bütün insanlar 19 negatif özelliğin sahibidirler. Bu 19 negatif özellikten bir tanesi de herkesin hem şeytanın kulu ve dostu olmasıdır. 19 negatif özelliğe baktığımız zaman evet, şeytanın kuludurlar ve şeytanın dostudurlar.

Yaratılış gayemiz Allah’a kul olmak, Allah’a dost olmaksa o zaman bu nasıl gerçekleşir? Zumer Suresinin 17. âyet-i kerimesinde: ”O insanlar, insan ve cin şeytanlara kul olmaktan içtinap ettiler, kaçındılar, kendilerini kurtardılar. Neyle? Allah’a yöneldiler, Allah’a ulaşmayı dilediler. Onlara müjdeler vardır. Kullarımı müjdele." Öyleyse herkes başlangıç noktasında şeytanın kulu ve dostu. Allah’a ulaşmayı dileyerek şeytanın kulu ve dostu olmaktan içtinap ediyor, kendisini kurtarıyor, Allah’ın kulu, Allah’ın dostu oluyor.

Öyleyse evliyalık erişilmeyecek bir makam değil. Tam tersi, herkesin mutlak surette Allah’ın temel emrini yerine getirerek, hayattayken ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyerek Allah’ın dostu, Allah’ın kulu olması lâzım.

Evliyalığın başlangıç noktası, Allah’a ulaşmayı dilemektir. Ama burası evliyalık makamı değil, evliyalığın birinci safhasıdır. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah o kişiyi Kendisine ulaştıracağını garanti etmiştir, Ankebût-5

29/ANKEBÛT-5 Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).

Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.

7 tane velâyet kademesi bundan sonra gelir. Makamların başlaması kişinin ermiş evliya olduğu noktadan itibarendir. Velâyetin sadece başlangıcı değil, baştan sona bütün velâyet kademeleri Allahû Tealâ tarafından kesinlikle farz kılınmıştır: Fenâ makamı, bekâ makamı, zühd makamı, muhsinler makamı, ulûl’elbab makamı, ihlâs makamı, salâh makamı. Hepsi bunlar farz.

7 VELAYET MAKAMI (KUR'ÂN'IN 7 RUHU)

1. FENÂ (Ruhun Teslimi)

ÂLİ İMRÂN - 14 …Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Ve Allah, O’nun katındaki en güzel sığınaktır.

YÛNUS – 25 Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zât’ını ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sırat-ı Müstakîm’e ulaştırır.

2. BEKÂ

MEÂRİC – 41 Onlardan daha hayırlısı ile değiştirmeye (onların yerine getirmeye)! Ve Biz, önüne geçilebilecek (engellenebilecek) değiliz.

EN’ÂM – 127 Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.

3. ZÜHD

YÛSUF – 20 Ve onu (Yusuf’u) az bir fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü ona karşı zahidlerden idiler.

AHZÂB – 41,42 Ey âmenû olanlar! Allah’ı çok zikredin (günün yarısından fazla zikredin). Ve O’nu, sabah akşam tesbih edin.

4. MUHSİNLER (Fizik Vücut Teslimi)

NİSÂ – 125 Ve hanif olarak Hz. İbrâhim’in dinine tâbî olmuş ve vechini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dinen daha ahsen kim vardır.

A’RÂF – 56 Islah olduktan sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Allah’tan korkarak ve ümitle yalvarın.

Şüphesiz ki Allah’ın rahmeti muhsinlere yakındır.

5. ULÛL’ELBÂB

ÂLİ İMRÂN - 190,191 Muhakkak ki, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, ulûl elbâb için elbette âyetler (deliller) vardır. Onlar (ulûl elbâb), lübblerinin (Allah’ın sır hazinelerinin) sahipleridir, ayaktayken, otururken, yanları üstü yatarken (daima) Allah’ı zikrederler.

6. İHLÂS (Nefsin Teslimi)

BAKARA – 139 …Ve, bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de size aittir. Ve biz, O’na muhlis olanlarız (dini O’na hâlis kılanlarız).

BEYYİNE – 5 Ve onlar, Allah için hanifler olarak dinde hâlis kullar olmaktan (nefslerini hâlis kılmaktan) ve namazı ikame etmekten ve zekât vermekten başka bir şeyle emrolunmadılar.

7. SALÂH (İradenin Teslimi)

TAHRÎM – 8 Ey âmenû olanlar! Allah’a Nasûh Tövbesi ile tövbe ediniz! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahcup etmez. Onların nurları, önlerinden ve sağlarından koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla, bizi mağfiret et.” derler.

Kur’ân’ın 7 ruhu, 7 velâyet makamında elde edilir. Ama bir de lafzî mânâsı var, o da 7 tezkiye kademesinde gerçekleşiyor.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 17 Ağustos 2026Son güncelleme: 10 Ekim 20265 dk okuma1