Muhterem Hocam, evrenin sırları Kur’ân’da vardı da neden 800 yıl Kur’ân okuyan Müslümanlar tarafından keşfedilmedi?

Soru

Muhterem Hocam, evrenin sırları Kur’ân’da vardı da neden 800 yıl Kur’ân okuyan Müslümanlar tarafından keşfedilmedi?

Cevap

Sevgili kardeşlerim, İsrail-Arap Savaşı’nda zamanın İsrail savunma bakanı Moşe Dayan, bir gözü kör. Diğer gözünde de gözlük var. Ve gazeteci yaklaşıyor. Diyor ki: “Arkadaş, bu kadar İslâm coğrafyası var. Bu kadar Müslüman var. Siz 1,5-2,5 milyon Yahudi korkmuyor musunuz?” diyor. O da şöyle bakıyor. Diyor ki: “Bana Müslüman göster.” diyor.

Yani şimdi adı Müslüman ama İslâm’la hiçbir alâkası yok. Yani bugün İslâm coğrafyasında da ve diğerlerinde de öyle değil mi? Peygamber Efendimiz (S.A.V) Müslümanı şöyle tarif ediyor: Müslüman başkalarının elinden ve dilinden emin olduğu kimse.

Şimdi sevgili kardeşlerim bu söz size neyi hatırlatır? Yani bütün diğer insanların sizin elinizden emin olması, sizin dilinizden emin olması neye bağlı? Sizin daimî zikre ulaşmanıza bağlı. Öyle değil mi? Daimî zikre ulaşmadan hiçbiriniz insanlara karşı bir garanti verebiliyor musunuz? “Arkadaş sen benim elimden kesinlikle eminsin.” Hayır öyle değil. İblis devreye giriyor. Afetleri azdırıyor ve tekrar hatta geçen bir kardeşimiz de söyledi yani ya ben kendimi hiç de iyi görmüyorum. Yani öfkeleniyorum, sinirleniyorum falan, hepimiz için öyle. Yani daimî zikre ulaşmayıncaya kadar her zaman risk var mıdır? Kesinlikle.

Bazı kişiler de “Ya tasavvuftasın niye bu hatayı yapıyorsun?” Sanki tasavvufa giren girmez kişi hemen daimî zikre girmiş gibi oluyor. Hayır öyle değil. Bu bir emektir. Bu yıllarımızı alır. İşte Yûnus’un şiiri: "40 yıl kazanda kaynadık, çıkarttılar, pişmemişsin, dediler. Öyleyse birdenbire o hedefe ulaşmak mümkün değil.

Evet. Müslümanlar İslâm’ı yaşadıkları noktalarda hep sırları elde etmişler. Bugün gerçekten de kabul etmek lâzım, hakkını vermek lâzım. Batı âlemi evet belki adları Müslüman değil ama davranışlarıyla İslâm’ı yaşıyorlar mı? Evet. %100. Evet. Adaletleri açısından baktığınız zaman birbirlerine karşı davranış meselâ. Dün ben kardeşlerimize de söyledim. Yani ya insanlarla konuşuyorsun, diyorsun ki bu melek bu insanlar, bu eğitimi nereden almışlar? Bu kadar güzel davranabiliyor. İnsana kıymet verebiliyor. İnsanı ötekileştirmiyor.

Bizimkisi bir oturuşta 1000 ton dedikodu, karşı tarafın sadece yanlışlarını söylüyor. Ya tabii ki sevgili kardeşlerim yanlışlar var ama marifet o yanlışları görmek değil. O yanlışları düzeltmek ve o kardeşimize yardımcı olmak, onun kusurundan prim çıkartmak değil kendimize.

Yani herşey çok güzeldi. Öyleyse hamdeder, şükrederiz. Bugün gerçekten nükleer fizik açısından Batı âlemi mi ileride, biz mi? Biz onlardan ilerideyiz. Hamdolsun Allahû Tealâ. Yani bu kâinatın enerjiyle nasıl yaratıldığı, enerjinin yapısının ne olduğunu, A’dan Z’ye kadar Yarım Ağırlıklar Kanunu, herşeyin karşıt elektrondan oluştuğunu vesaire vesaire hepsini bunlar Batı âlemi bilmiyor ama hamdolsun Efendimiz’in himmetiyle bizler biliyoruz. Diyeceksiniz ki bunu niye uygulamaya koymuyorsunuz? İnşaallah bir gün nasip olur. Ama her hâlükârda biz Müslümanların ait olduğu yeri işgal edebilmesi neye bağlı? Teslimiyetimize bağlı. Ne kadar Allah’a teslim olabilirsek o kadar hedeflerimize ulaşacağız Allah’ın izniyle.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 3 Ekim 2026Son güncelleme: 3 Ekim 20263 dk okuma0