Muhterem Hocam, farklı dine mensup kişilerle dostluk kurulamayacağı iddiası doğru mudur?

Soru

Muhterem Hocam, farklı dine mensup kişilerle dostluk kurulamayacağı iddiası doğru mudur?

Cevap

Mâide 51’de:

5/MÂİDE-51 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızûl yehûde ven nasârâ evliyâe ba’duhum evliyâu ba’d(ba’dîn) ve men yetevellehum minkum fe innehu minhum innallâhe lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler), Yahudi ve Hristiyanları dostlar edinmeyin! Onlar birbirinin dostlarıdır. Ve sizden kim onlara dönerse (onları dost edinirse) artık o, mutlaka onlardandır. Muhakkak ki Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez.

“Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin!” buyruluyor.

Ama burada yahudiler ve nasraniler kimlerdir, ona beraber bakalım.

Bakara 120’de:

2/BAKARA-120 Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin). Ve sen onların dinine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.

“Yahudiler, nasraniler senden razı olmazlar. Sen onların dinine tâbî olmadıkça. De ki: “Allah’a ulaşmak var ya, işte o hidayettir.” (Yani hidayetin, insan ruhunun dünya hayatında Allah’a ulaşması olduğu) ilmi sana geldikten sonra, eğer sen yahudilerin zanlarına tâbî olursan, senin için bir velî, bir mürşid yok.”

Daha önce yahudiler, Allah’a ulaşma dileğini din tatbikatından çıkartmışlar ve dinde fırkalara ayrılmışlar.

Sonra hristiyanlar, Allah’a ulaşma dileğini din tatbikatından çıkartmışlar, sonra fırkalara ayrılmışlar.

Şimdi de sen eğer onların yoluna tâbî olursan, senin için Allah’tan bir mürşid, bir velî olmaz.

Öyleyse farklı dine mensup kişilerle dostluk kurulmayacağı iddiası değil de dinde fırkalara ayrılanları dost tutmayacağız.

Ama ehli kitabın hepsi bir değil.

Âli İmrân Suresinin 113-114. âyet-i kerimesinde:

3/ÂLİ İMRÂN-113 Leysû sevâen, min ehlil kitâbi ummetun kâimetun yetlûne âyâtillâhi ânâel leyli ve hum yescudûn(yescudûne). Onların (hepsi) bir değildir. Kitap ehlinden, gece saatlerinde kıyamda durup, Allah'ın âyetlerini tilâvet eden ve secde eden bir ümmet vardır.

“Ehli kitabın hepsi bir değildir. Kitap ehlinden, gece saatlerinde kıyamda durup, Allah’ın âyetlerini tilâvet eden, secde eden bir ümmet var.”

3/ÂLİ İMRÂN-114 Yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munkeri ve yusâriûne fîl hayrât(hayrâti), ve ulâike mines sâlihîn(sâlihîne). Onlar, Allah'a ve yevm'il âhire îmân ederler, mâruf (irfan) ile emreder ve kötülükten nehyederler (men ederler) ve hayırlara koşarlar. İşte onlar, salihlerdendir.

“Allah’a ve yevm'il âhire îmân ederler, kötülükten nehyederler, hayırlara koşarlar. İşte onlar, salihlerdendir.”

Ehli kitaptan salihler de var. Farklı dine mensup değil de farklı dinin içinde; yani hristiyanların içerisinde, yahudilerin içerisinde salihler var. Onları dost bileceğiz. Ama hristiyanların içinde, yahudilerin içinde dinde fırkalara ayrılanları dost tutmayacağız tabîî.

Mâide 57’de de zaten Allahû Tealâ bunu söylüyor. Mâide 57’de ne diyor?

5/MÂİDE-57 Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızûllezînettehazû dînekum huzuven ve leiben min ellezîne ûtûl kitâbe min kablikum vel kuffâra evliyâe, vettekûllâhe in kuntum mu’minîn(mu’minîne). Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayi dileyenler)! Sizden önce kendilerine Kitap verilmiş olanlardan, dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve de kâfirleri velîler (dostlar) edinmeyin. Ve eğer mü’minlerseniz, Allah’a karşı takva sahibi olun.

“Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Sizden önceki kendilerine Kitap verilmiş olanlardan, dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kâfirleri velîler (dost) tutmayın. Eğer mü’minlerseniz, Allah’a karşı takva sahibi olun.”

Dost tutmayın diyor. Çünkü dininizi alaya alıyorlar. Ama Mâide Suresinin 83. âyet-i kerimesinde bu bahsettiğim kişiler:

5/MÂİDE-83 Ve izâ semiû mâ unzile ilâr resûli terâ a’yunehum tefîdu mined dem’ı mimmâ arafû minel hakk(hakkı), yekûlûne rabbenâ âmennâ fektubnâ meaş şâhidîn(şâhidîne). Ve Resûl'e indirileni (Kur'ân'ı) işittikleri zaman, Hakk'tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Rabb'imiz, biz îmân ettik (âmenû olduk), artık bizi şahitlerle beraber yaz...” derler.

“Resûl’e indirilen Kur’ân’ı işittikleri zaman, Hakk’tan olan şeylere arif olduklarından dolayı, onların gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. “Rabbimiz, biz îmân ettik. Artık bizi şahitlerle beraber yaz.”

Yani Resûl’e îmân edenler var, hidayeti yaşayanlar. Diğerleri, o hidayeti yaşamayanları “Dost tutmayın.”

“Farklı dine mensup kişilerle dostluk kurulmayacağı iddiası doğru mudur?”

Farklı dine mensup olduğunu zanneden, dinde fırkalara ayrılanları; dostluk kurulmayacağı iddiası doğrudur.

Allahû Tealâ, yahudileri ve hristiyanları dost edinmeyin diyorsa da bütün yahudiler ve hristiyanlar bu konunun içerisine girmiyor.

Evet, aynen. Çünkü hem yahudilerin hem de hristiyanların içinde, Allah’ın emirlerini Âli İmrân 113-114’e göre yerine getirenler; bütün devirlerde yaşamaya devam eden Allah’ın dostları var. Onlar, dost edinilecek olan insanlar. Onlar kâfirler değiller.

Allahû Tealâ diyor ki: “Bütün mü’minler kardeştir.”

Hangi gruptan olursa olsunlar; kim Allah’a inanıyorsa (mü’minse), o başka grupları kendisine en büyük dostlar edinmelidir.

Yani Allah’a ulaşmayı dileyen, mürşidine tâbî olan herkes bizim dostumuzdur.

Yanıtlayan: Dr. Abdulcabbar BoranYayın tarihi: 15 Ağustos 2026Son güncelleme: 2 Ekim 20265 dk okuma0